Noesis Felsefe Atölyesi / 2016-17
Mantıksal Pozitivizm ve Analitik Gelenek

idea yayınevi site haritası 
 

  Moritz Schlick (1882-1936)


Are Natural Laws Conventions?
Sind die Naturgesetze Konventionen?

MORITZ SCHLICK, 1935

   Viyana Çevresinin Babası

Moritz Schlick (1882-1936) was a German philosopher and the founding father of the Vienna Circle; he was also one of the most important figures in logical positivism. As the founder and leader of the Vienna Circle — arguably the most important and influential philosophy study and discussion group in the history of Western philosophy after Plato's Academy — Schlick occupies a position of importance in the history of Western philosophy that is considerably greater than he would otherwise have held based simply on his philosophical work alone, which was nevertheless of considerable importance in its own right.

‘Arı Görgücülük’ realiteye yalnızca modern matematik ve mantık uygulamasıdır.

Ama bu uygulamada ne ‘matematik’ nicelik ile ilgilidir, ne de ‘mantık’ kavram ile.

Kavramlar realiteye yüklenen “salt simgeler”dir.

 

   Pure Empiricism

A revealing entry by Schlick in the Philosophen-Lexikon begins with the following programmatic claim: ‘‘Schlick attempts to justify and construct a consistent and entirely pure empiricism.’’ However, unlike earlier forms of empiricism, Schlick thought that the doctrine could be justified only by applying the techniques of modern mathematics and logic to reality. The entry continues:

From there, and with the help of an analysis of the process of knowledge, the ‘General Theory of Knowledge’ arrives first at a clear distinction between the rational and the empirical, the conceptual and the intuitive. Concepts are mere symbols that are attributed to the world in question; they appear in ‘statements’ ordered in a very particular way, by which these are able to ‘express’ certain structures of reality. Every statement is the expression of a fact and represents knowledge insofar as it describes a new fact with the help of old signs—in other words, with a new combination of terms which have already been used in other regards. The ordering of reality ... is determined solely by experience, for which reason there exists only empirical knowledge. The so-called rational truths, then, purely abstract statements such as the logical-mathematical ones, ... are nothing more than rules of signs which determine the syntax of the language (L. Wittgenstein) which we use to speak about the world. They are of purely analytic-tautological character and therefore contain no knowledge; they say nothing about reality, but it is for precisely this reason that they can be applied to any given fact in the world. Thus, knowledge is essentially a reproduction of the order, of the structure of the world; the material or content belonging to this structure cannot enter it; for the expression is, after all, not the thing itself which is being expressed. Therefore, it would be senseless to attempt to express the ‘content’ itself. Herein lays the condemnation of every variety of metaphysics; for it is precisely this that metaphysics has always wanted, in having as its goal the cognizing of the actual ‘essence of being.’" (Schlick 1950, 462f)

‘Durulaştırma’ denilen şey gerçekte bulanıklaştırmadır, çünkü olgucu durulaştırma görgül kanıt üzerine dayanır. Anlam görgül olmaya sınırlanınca, olgucu duruluk en iyisinden görgül duruluk olur.

Anlamsız olan görgül olmayandır. Buna göre bütün bir tinsellik alanı bilginin ve bilimin dışına atılır.

Olguculuk olguların, deneyimin, gözlemin, giderek duyusal-algının bile birincil olarak kavramsal belirlenim taşıdığını anlamayacak kadar ham bir düşünme yoludur. Olgular, deneyim vb. kavram olmaksızın hiçbirşeydir. ‘Olgu,’ ‘deneyim’ vb. bile kavramlardan başka birşey değildir. Olguculuk kendini anlama yeteneğini bile göstermez. Her zaman sıradan bilincin yanılsaması içinde kalır: Olgu ile ilgilendiği zaman kendi bilinci ile ilgilendiğini anlamaz.

   Etik ve Pozitivizm

"Törebilim genellikle felsefenin bir bölümü olarak görülür. Ama burada savunulan görüşe göre felsefe bir bilim değil, e.d. bir önermeler dizgesi değildir, ama görevi bilimsel (ve sonunda ayrıca tüm başka) önermeleri durulaştırmaktan, e.d. asıl anlamlarını bulmak ya da saptamaktan oluşur."

Moritz Schlick daha da ileri gider ve "'Özgürlük' üzerine törel bir bölüm yazmak zorunda kalmış olmaktan gerçekten utanç duyuyorum" der.

"Eğer bir anlam taşıyan ve öyleyse yanıtlanabilir olan törebilim soruları varsa, o zaman törebilim bir bilimdir." :: "Wenn es Fragen der Ethik gibt, die einen Sinn haben und daher beantwortbar sind, so ist die Ethik eine Wissenschaft." (Moritz Schlick, Fragen der Ethik / Törebilim Soruları).

   İstenç Özgürlüğü ve Utanç

MORITZ SCHLICK
Fragen der Ethik

VII. Wann ist der Mensch verantwortlich?
1. Das Scheinproblem der Willensfreiheit

... das sogenannte Problem der Willensfreiheit. Dabei ist diese Scheinfrage durch die Bemühungen einiger gescheiter Köpfe längst erledigt worden; die soeben angedeutete Sachlage vor allem ist oft aufgedeckt worden, ganz besonders klar durch Hume, und es ist wirklich einer der größten Skandale der Philosophie, daß immer noch soviel Papier und Druckerschwärze an diese Sache verschwendet werden – gar nicht zu reden von dem Denkaufwand, der wichtigeren Fragen hätte zugewandt werden können (vorausgesetzt, daß er für solche ausgereicht hätte). Ich würde mich daher wahrhaft schämen, ein ethisches Kapitel über ”Freiheit“ zu schreiben.

MORITZ SCHLICK
Törebilim Soruları

VII. İnsan Ne Zaman Sorumludur?
1. İstenç Özgürlüğü Yalancı-Problemi

"[Bu] sözde İstenç-Özgürlüğü problemi[dir]. Dahası bu yalancı-problem kimi daha aklı başında kafalar tarafından çoktandır bir çözüme bağlanmıştır. Herşeyden önce işlerin hemen yukarıda betimlenen durumu Hume tarafından çok özel bir duruluk ile olmak üzere sık sık açığa serilmiştir, ve gerçekten de bu sorun üzerine hiç durmadan bu kadar çok kağıt ve matbaa mürekkebinin harcanmış olması felsefenin en büyük skandallarından biridir – ki burada daha önemli sorulara uygulanmış olabilecek düşünce çabasının sözünü bile etmiyoruz (düşüncenin bunlar için yeterli olacağını kabul ederek). Böylece "özgürlük" üzerine törel bir bölüm yazmak zorunda kalmış olmaktan gerçekten utanç duyuyorum." (Fragen der Ethik, 1930.

   Etik Soruları

MORITZ SCHLICK
Fragen der Ethik

Vorwort
Die Ethik wird gewöhnlich als Teil der Philosophie betrachtet. Philosophie aber ist nach der hier vertretenen Ansicht nicht eine Wissenschaft, d. h. nicht ein System von Aussagen, sondern ihre Aufgabe besteht darin, den Inhalt der wissenschaftlichen (und schließlich auch aller andern) Aussagen zu klären, d. h. ihren eigentlichen Sinn aufzufinden oder festzusetzen. Die endgültige Festlegung des Sinnes von Sätzen kann aber nicht selbst wieder durch Aussagen erfolgen, mithin nicht eine Wissenschaft bilden, weil man sonst immer von neuem nach dem Sinn der erklärenden Aussagen fragen müßte und so in einen unendlichen Regreß geriete. Jede Angabe einer Bedeutung (genannt ”Definition“) muß, meist durch eine Reihe von Subdefinitionen hindurch, schließlich zu einer unmittelbaren Aufweisung des Gemeinten führen, die nur durch eine wirkliche Handlung, ein körperliches oder geistiges Tun geschehen kann. Die Feststellung des endgültigen Sinnes geschieht also stets durch eine Tätigkeit; diese macht das Wesen der Philosophie aus; es gibt keine philosophischen Sätze, sondern nur philosophische Akte.
MORITZ SCHLICK
Törebilim Sorunları

Önsöz
Törebilim genellikle felsefenin bir bölümü olarak görülür. Ama burada savunulan görüşe göre felsefe bir bilim değil, e.d. bir önermeler dizgesi değildir, ama görevi bilimsel (ve sonunda ayrıca tüm başka) önermeleri durulaştırmaktan, e.d. asıl anlamlarını bulmak ya da saptamaktan oluşur. Ama önermelerin anlamının son saptanışının kendisi yine önermeler yoluyla yer alamaz, dolayısıyla bir bilim oluşturamaz, çünkü yoksa açıklayıcı önermelerin anlamını her zaman yeniden sorgulamak ve böylece sonsuz bir gerilemeye düşmek zorunda kalırdık. Her anlam bildirimi (ki buna "tanım" denir), çoğunlukla bir alt-tanımlar dizisi yoluyla, en sonunda denmek istenenin doğrudan bir sergilenişine götürmelidir ki, ancak edimsel bir eylem (Handlung), bedensel ya da ansal bir edim (Tun) yoluyla olabilir. Son anlamın saptanması öyleyse bir etkinlik yoluyla olur; bu felsefenin özünü oluşturur; hiçbir felsefi önerme yoktur, ama yalnızca felsefi edimler vardır.
 
   Felsefenin ‘Özü’

Schlick'e göre, "Felsefe bir bilim değil, eş deyişle bir önermeler dizgesi değildir" (Fragen der Ethik, 1930). Schlick felsefenin "özünün" bedensel ya da ansal edimlerden oluştuğunu ileri sürer – ve bu ne bir eğretileme ne de bir şakadır. Anlamı açıklamak için nedenler verme zincirinde karşılaşılan ad infinitum probleminin kendileri başka tanımları gerektiren bir tanım (ya da "anlam bildirimi") yoluyla değil ama ancak bedensel bir eylem, bir el kol devimi yoluyla sonlandırılabileceğini düşünür. Çünkü fizikselcidir. Anlam bir önesürüm ya da önerme yoluyla anlatılamaz; anlam doğrudan sergilenmelidir. Birşeyin anlamının doğrudan sergilenmesi ise bedensel bir etkinliktir – örneğin bir gösterme, işaret etme vb. gibi. "Hiçbir felsefi önerme yoktur, ama yalnızca felsefi edimler vardır." Schlick olgulardan duyduğu heyecan içinde, ve düşünceden kurtulmanın verdiği enteresan bir pozitivist esrime içinde yazmaktadır. Felsefi önerme nedir? Schlick'in sözde "felsefi" kitapları önermelerden değil ama edimlerden mi oluşmaktadır?

Moral Pozitivizm doğal yasanın, dolayısıyla doğal hakların olmadığını ileri sürer. Başka bir deyişle, "metafiziksel" olduğunu düşündüğü evrensel insan hakları ve evrensel özgürlük kavramını tanımaz. Tüm insan haklarının pozitif-reel devletten, pozitif sözleşmelerden ya da töre ve alışkanlıklardan, kısaca olgulardan doğduğunu savunur.

 
   Arı Görgücülük

A revealing entry by Schlick in the Philosophen-Lexikon begins with the following programmatic claim: ‘‘Schlick attempts to justify and construct a consistent and entirely pure empiricism.’’ However, unlike earlier forms of empiricism, Schlick thought that the doctrine could be justified only by applying the techniques of modern mathematics and logic to reality. [What are those "techniques of modern mathematics" and "techniques of logic"?]

Schlick'in "arı görgücülüğü"nün karakteristiği "modern" matematiğin ve mantığın realiteye uygulanmasıdır. Ama bu sav görgücülüğün asıl karakteri ile bağdaşmaz, çünkü bu matematik ve mantık biricik bilgi kaynağı olması gereken deneyimden türetilmemişlerdir. David Hume deneyimden türetilen bilginin yalnızca ve yalnızca ruhbilimsel (ve öznel, fenonemal) karakterini anladı. Frege bu görgücü ruhbilimselciliği yadsıdı. Schlick görgücülüğü bir mantık eklentisi yoluyla dönüştürmeyi ve iyileştirmeyi düşler.

 


Café Josephinum, Wien IX, Währingerstraße 33-35. The most important meeting place of the Vienna Circle besides Boltzmanngasse.
İdea Yayınevi Site Haritası | İdea Yayınevi Tüm Yayınlar
© Aziz Yardımlı 2017 | aziz@ideayayinevi.com