Noesis Felsefe Atölyesi / 2016-17
Mantıksal Pozitivizm ve Analitik Gelenek

idea yayınevi site haritası 
 

     
  Dil ve Dil Oyunları


“A language-game is a philosophical concept, referring to simple examples of language use and the actions into which the language is woven.”

"Dil-oyunu" anlatımı normal olarak küçültücü bir anlam taşır ve konuşulan sözcükleri anlamsızlaştırma, anlamlarını gizleme, bozma vb. ile ilgilidir. Dil-oyunu teriminin bu anlamı "dil"in kendisinin mantıksal pozitivizm ve analitik gelenekteki kullanımına bütünüyle ilgisiz değildir. Bu akraba topluluklarda sözcükler olağan anlamlarının dışında kullanılır. Bilim sözcüğü "doğa bilimi" olarak okunur ve insan bilimlerini dışlanır; simgeler arasındaki ilişkilere "mantıksal" ilişkiler denir; totoloji "dünyanın mantığını gösterir"; analiz sentezde durur (çünkü hiçbir zaman "yalın" olana ulaşmaz); semantik ve sintaks sözcükleri olağan anlamlarını yitirir ve simgelere uygulanır; "yasa" kavramı evrenselliğini yitirir; görgül olmayan herşey anlamsız olur ve mantıksal pozitivizm en sonunda kendini yadsıdığı metafiziğin bir türü olarak gösterir.

Wittgenstein "dil-oyunu" terimini dilin temeli yapmayı ister.

Genel olarak, Wittgenstein'ın tümcelerini ya da hakkında söylenenleri ele almak banaliteyi ele almak olarak görünür. Örneğin "dilin her nasılsa realiteden ayrı olduğu düşüncesini reddetti" dendiği zaman, ya da "dilin realiteye karşılık düştüğü düşüncesini reddetti" dendiği zaman, bunları ilgiye değer bildirimler olarak okumak güçtür ve irdelemeleri ancak banalite düzleminde yerine getirilebilir. Wittgenstein "dil oyunlarını bir dilin kendisinin bütünlüğünden daha yalın dil biçimlerini belirtmek için kullandı" dendiği zaman, bu bir dehanın ilgilenmesi gereken birşey olarak görünmez. "Dil bir etkinliğin parçası ya da bir yaşam biçimidir ve dile anlamını verir" (PI 23) gibi anlatımlar can sıkıntısı anlatımları olarak görünür.

Dil-oyunu şunlara göndermede bulunur:

  • Dil kullanımının gündelik dilimizden daha yalın olan kurgusal dil örnekleri;
  • Çocuklara ilkin öğretilen yalın dil kullanımları;
  • Bir dil-oyunları ailesi oluşturuyor olarak görülen bir doğal dilin tümü.

Bu anlamlar birbirlerinden keskin olarak ayrılmaz, ama bulanık olarak ayrılır ve birbirine kaynaşır. Vb. Sözcüklerin anlamları kullanımlarının bağlamı tarafınan belirlenir. Bunlar gerçekten de dünyaya gözlerini yeni açmakta olan genç bir bilince öğretilmesi zorunlu şeylerdir.

Russell: “In perception we have acquaintance with the objects of perception.”

"Tanışıklık" özneldir. Algı özneldir. Öznel olan algının nesnesinin nesnel olduğunu algı değil, düşünce söyler.

Russell’s on “On Denoting,” written and published in 1905 become one of the most celebrated and influential philosophical articles in the 20th century.

    Dil ilk oyununu dil felsefecisine oynar: Dil evrenselleri anlatır, tekilleri değil.

Analitik düşünürlerin gözden kaçırdıkları şey analizin sonucunun her zaman bir soyutlama olduğu olgusudur.

Soyutlama bağlamından ve böylece belirleniminden koparılmış bir terim demektir. Ona gene de anlam vermemizin nedeni bilinçsizce soyutlamayı yadsımak, bilinçsizce onu somut olarak. belirli olarak düşünmektir. Çünkü anlam belirlenimdir.

Dilin sözcükleri her durumda böyle soyutlamalardır, ve böyle soyutlamalar olarak her zaman düşüncelerdir.

Theory of Description. Russell'ın betimleme kuramı "any meaningful sentence be about something" gibi birşey söyler. Kuram göndermenin var olan birşey (something) ile ilgili olmasına büyük önem verir ve bu yönü ile dil felsefesine önemli bir katkı olarak, giderek "that paradigm of philosophy" (Ramsey) olarak kabul edilir. Russell "something" sözcüğü ile duyulur birşeyi, tekil, somut, reel birşeyi demek ister. Ama dil evrenselleri kullanır, soyutlamalar ya da tikelden koparılmış genel terimler ile işler, ve kendine özgü kurallı yapısının altında yatan özsel mantıksal temeli dolaysızca göstermez. Böylece Russell'ı aldatır ve onu soyutlamalar ile, evrenseller ile düşünürken reel şeyler ile ilgilendiğini sanmaya götürür. Russell hiçbir zaman tekil birşeyi gösteremeyecektir, çünkü her bir tekil, her 'bu' bir evrenseldir, çünkü herşey tekil, herşey 'bu'dur.

Eğer bir tümce "Fransa'nın şimdiki kralı" gibi birşeye gönderme yaparsa, gönderme nesnesinin, Fransa kralı gibi "birşeyin" varolmadığı, ve olmayan birşeye gönderme yapılamayacağı söylenir. Ve varolma ile fiziksel olarak, özdeksel, cisimsel, kütlesel. vb. olarak varolma anlaşılır. Ama dilde anlatılan her özne, giderek İngiltere kralı bile olsa, salt dilde anlatıldığı için bir evrensel, bir düşüncedir.

Analitik düşünürlerin simgecilikleri daha şimdiden bir tür simge olanı bir kez daha simgeleştirme girişimidir.
    Dil ve simgecilik

Analitik gelenekte düşünce yalnızca dil üzerine dayandırılmakla kalmaz, ama simgeler üzerine bağımlı kılınır. Kavram karşısında sözcük daha şimdiden bir simge işlevindedir, çünkü kavram belirli, değişmez, saltık iken sözcük kavram olmaksızın anlamsızdır, salt ilineksel bir biçimdir. Görsel ya da işitsel ya da duyusal sözcük dillerin olumsallık alanında durur, aynı evrensel kavramı anlatan şu ya da bu sayısız biçimi üstlenebilir.

Analitik Felsefenin Öyküsü / Plan ve Kahramanlar
Yayıma hazırlayanlar: Anat Biletzki ve Anat Matar
Çeviren: Meriç Mete / İdea • İstanbul 2016

Russell wondered how “The present King of France is bald” could be meaningful, given the absence of a present King of France.

Russell anlamlı olmayı fiziksel olarak varolma olarak anlar. Dahası, anlamlı olmayı doğru olma olarak da anlar.

    Dil ve düşünce

Dil olmaksızın düşünceyi görmek ya da duymak olanaksızdır: Dil düşüncenin görüngüsüdür. Analitik felsefe dili düşüncenin özü yapar.

Frege durumunda felsefenin bir "linguistik dönüş" yaptığı söylenir ve "semantik tüm felsefenin temelidir" gibi formüller üretilir—kavramsız anlam olabilirmiş gibi. Normal olarak görüngüyü öz yapmak öz kavramının bozulması nedeniyle görüngünün de bozulmasını getirir. Varlık oluş kavramına altgüdümlü kılınır, vb. Sözde ontolojik ve epistemolojik problemlere dil aracılığıyla yaklaşma gibi girişimlerde bulunulur.

Frege dilin "duyusal" karakteri nedeniyle düşünceyi bulanıklaştırdığını düşündü. Frege klasik felsefe kırıntılarından bütünüyle arınmayı hiçbir zaman başaramadı.

“... the Investigations suggested that language was a diverse, mercurial collection of ‘language games ...”

“... words were just so many tools to get things done, rather than fixed and eternal components in a logical structure.”

 

The language games can be understood as the shared conceptual parameters that make it possible to identify and produce signs, and to establish relations of signification and representation.

 

 

“... to imagine a language means to imagine a form of life.”

Wittgenstein implies that activities such as shopping, uilding, fighting battles, calculating, and so on are forms of life

“the term ‘language-game’ is meant to bring into prominence the fact that the speaking of language is part of an activity, or a form of life.” (Investigations 23)

 
    Wittgenstein: Felsefenin birincil problemi

Russell’a 19.8.1919 tarihini taşıyan bir mektupta Wittgenstein şunları yazar:

"Şimdi korkarım ana savımı gerçekten yakalamış değilsiniz. Bütün bir mantıksal önermeler işi onun için yalnızca bir sonurgudur. Ana nokta önermeler yoluyla—e.d. dil yoluyla—anlatılabilecek olanın (ve, ki aynı şeye varır, düşünülebilecek olanın) ve önermeler yoluyla anlatılamayacak ama ancak gösterilebilecek olanın kuramıdır; bunun felsefenin birincil problemi olduğuna inanıyorum."
(Wittgenstein, Letters to Russell, Keynes and Moore, G.H.von Wright (ed.), Ithaca: Cornell University Press. 1974: s. 71)

ABUSING WITTGENSTEIN: THE MISUSE OF THE CONCEPT OF LANGUAGE GAMES IN CONTEMPORARY THEOLOGY
MICHAEL W. NICHOLSON (*Michael Nicholson is adjunct professor of theology at Southern Baptist Theological Seminary, 2825 Lexington Road, Louisville, KY 40280.)

 


 

 

İdea Yayınevi Site Haritası | İdea Yayınevi Tüm Yayınlar
© Aziz Yardımlı 2017 | aziz@ideayayinevi.com