Mantık Bilimi
Aziz Yardımlı

idea yayınevi site haritası 
 

 

Mantık Bilimi

SİTE İÇİ ARAMA       
 

📥 Mantık Bilimi / Varlık-Yokluk-Oluş (PDF)

 



 
 
   

Nesnel-olmayan yapay bir mantık yoktur.

Mantık Bilimi doğal-, verili-, nesnel-mantığın, Logosun bilimidir.

 
 

📹 2020.08.20 MB (VİDEO)

 
📹 2020.08.20 MB

.Varlık, Belirli-Varlık ve Kendi-için-Varlık; Sonsuz ve Bir; Sayı kavramı; Sonsuz büyük ve sonsuz küçük; dx/dy.

 



📹 2020.06.26 MB (VİDEO)

 
📹 2020.06.26 MB

.

 



 
 
 
 
  Bilimin Başlangıcı

🛑 Bilime Başlamak

Bilime Başlamak


Dolaysız başlangıç başlangıçtan sonra gelecek olan ile dolaylıdır.

Dolaysızlık ancak soyutlama yoluyla olanaklıdır.

Soyutlama dışsal olumsuzlamadır.

  • Başka bilimler verili nesneler ile başlar ve bunlar onların varsayımlarıdır.
  • Mantık Biliminin biricik varsayımı düşünme, ve açınımı düşünmenin düşünülmesidir.
  • Mantık Bilimi usun yalın etkinliğinin düşünülmesidir — duygunun, duyunun, istencin vb. değil.
  • Mantık Bilimi en soyut düşünce ile başlar — dolaysız, varlık ile (arı Varlık düşüncesi ilk kez Eleatik Okul tarafından ayrımsandı).
  • Tüm başka başlangıçlar, Töz, Ben = Ben, özdeşlik vb. başlangıç değil, çünkü tümü de dolaylıdır.
  • Başlangıç olan henüz olmayan ve olandır.
  • Başlangıç çelişkidir.
 
Eleatikler Varlığı soyutladılar.
Herakleitos Varlığı ve Yokluğu Oluşun kıpıları olarak aldı.
“Felsefenin başlangıcı ya dolaylı ya da dolaysız birşey olmalıdır, ve ne biri ne de öteki olabileceğini göstermek kolaydır; böylece her iki başlama yolu da çürütülmüş olur.” (MB-B, s. 49)
 
“... ne gökte, ne doğada, ne de tinde ya da ne olursa olsun başka hiçbir yerde dolaylılığı olduğu gibi dolaysızlığı da kapsamayan hiçbirşey yoktur, öyle ki bu iki belirlenim ayrılmamış ve ayrılamaz olduklarını ve karşıtlıkları ise bir hiç olduğunu gösterir.” (MB-B, s. 50)
 
 
  • Önerme bir özneye yüklem yükler ve bir yüklemin ise özne ile çelişkili olmaması gerekir.
  • Ama “Ö Ydir” doğrudan doğruya özneyi karşıtı ile, yüklem ile özdeşleştirir.

 

  • Önerme kavramına göre “Ö Ydir ve Y değildir” bir önerme değildi; ya da, karşıtlık bir önerme ile anlatıldığında önerme saçmalaşır.
  • Ama önerme özdeşliğe de izin vermez ve “Özne Öznedir” demez, “Özne Yüklemdir” der.
  • Varlık varlıktır. (Bu kendi başına saçmadır.)
  • Varlık yokluktur. (Bu da kendi başına saçmadır.)

 

  • Varlık Varlığın ve Yokluğun birliği olarak Oluştur. Bu daha iyidir, çünkü Varlık yalnızca kendisi değil, aynı zamanda karşıtıdır, ya da karşıtı ile birdir.
  • Önerme Özneyi başkalaştırır. “Varlık nedir?” sorusu Varlığı başka birşey yapan “Varlık X’tir” yanıtını bekler ve Varlığın özdeşliğine izin vermez.

 

  • Mantıksal bağıntı tasarıma indirgenmemeli, kavramlar uzayda yanyana duran nesneler gibi imgelenmemelidir.
  • Mantıksal bağıntının olanaklı biricik biçimi birlik, kavramın karşıtında kendi ile bağıntısı olabilir.
  • Karşıtlar birbirlerini ve böylece birliklerini ortadan kaldırır ve ortadan kalkmış ya da olumsuz birliği üretirler.
 
Çelişki Anlağın çözümsüz problemidir.


  • Varlık dolaylılık gibi dolaysızlığı da dışlar, çünkü ikisini de kabul eder, ve biri olduğu zaman öteki olmaya son verir. Soyutlamalarda düşünen Anlak çözümsüz kalmalıdır.
  • Dolaysız olan dolaylılığın ortadan kaldırılması ile dolaylıdır.
    Varlık ancak dolaylılığın ortadan kaldırılması ile dolaysız olur.
  • Varlık dolaysızdır, ve gene de ne yerde ne de gökte hem dolaysız hem de dolaylı olmayan hiçbirşey yoktur.
  • Varlık tüm bağıntıdan soyutlanmış kendi başına duran birşey değildir. Ve gene de Anlak onu saltık olarak, yalıtılmış olarak, soyut olarak alır.
  • Varlık ancak soyut olarak başlangıcı oluşturur, ve bunda başlangıcın kendisi de anlak tarafından ‘son’dan soyutlanır.
  • Varlık sonsuz değildir, çünkü hiçbir belirlenim istemez. Sonsuz sonun karşıtı ve olumsuzu olmakla, onunla bir olmakla belirlidir.
  • Sonsuz yüceltilecek, tapınılacak, tanrısal vb. bir kavram değildir.
 
“ Mantık arı Bilim, e.d. açınımının bütün bir erimi içindeki arı bilmedir.” (MB-B, s. 50).
  • Mantık Bilimi tek bir kavramın açınımının incelemesidir.
  • Kavram salt kendi diyalektiği yoluyla kendini bütün bir dizgeye açındırır.
  • Mantık Bilimi kavramı duyusal biçimlerden bütünüyle ayrı olarak arı düşünce alanında irdeler.
  • Mantık Bilimi içeriksiz ve salt biçimsel olmak bir yana, gerçek biçime uygun gerçek içeriği, tüm kavramın tam açınımı içinde kapsayan İdeanın kendisini içeriği olarak alır.
  • Mantıksal İdea arı düşünce öğesindeki İdeadır.
  • İçeriğin kendisi kavramdır ve duyusal olanı içerik saymak duyusal bilincin kötü bir alışkanlığıdır.
 
Bilgi tanıtlanmadıkça bilgi değil, görüştür.

 

  • Felsefenin görüşler ile ilgisi onları olumsuzlamak ve olanaklı ise bilgiye çevirmektir.
  • Bilgi evrensellerindir.
  • Görgül bilimler kavram ile ilgilenmelerine karşın kavram mantığı konusunda bilgisizdirler ve kavramsal olanı duyulur yöntemler ile türetmeye ya da aklamaya çalışırlar.
  • Görgül yöntemler nasıl işlediğini bilmeyen doğal usun işlemleridir.
  • Doğal us kendinde nesnel olan işleyiş yolunu doğal bilincin bilinçsiz alışkanlıkları ile birleştirir.
  • Doğal us kavramları, yargıları ve tasımları kullanır, ve bunu kavram, yargı ve tasımların kendilerinin bilgisi olmaksızın yapar.
  • David Hume’un görgücülüğüne göre F = ma bir alışkanlık yapısı, bir çağrışım anlatımıdır. (Bu nedenle — ya da koşullu tepke denilen olguyu en azından adı ile bilmediği için—, Hume hayvanların da düşündüklerini kabul eder ve hayvan usları üzerine çözümlemeler yapar.)

 

  • Doğal bilinç deneyim, gözlem, olgu, fenomen dediği şeylerde kendi bilincinde kaldığını ayrımsamaz.
  • “Sonlu idealdir” önermesi bununla ilgilidir (“ideal” bu bağlamda “tasarımsal” olanı anlatır ve Platonik İdea ile ilgisizdir).
  • Kant’a göre fenomenler insan anlağının öznel kategorileri ile belirlenir ve bilinçteki bu kategorilerin nesnellik ile hiçbir ilişkileri yoktur.

 

  • Görgül verilerden tümevarım tanıtlama değil, olasılık verir.

 

  • Hegel Mantık Biliminin, Doğa Bilimlerinin ve İnsan Bilimlerinin tümünün insan düşüncesinin olumsallıklarından ve öznelliklerinden özgür olabilmek için kavram mantığı tarafından yapılandırılmalarının zorunluğunu anladı.
  • Bilimler dizgesel-kavramsal bütünlerdir ve bu yapıları kurmak için biricik geçerli aygıt kavram mantığını izlemektir.
  • Kavram mantığını izledikleri düzeye dek, felsefe ve bilim ayrımı anlamsızlaşır ve silinir, kavramsal düşünme Mantık Biliminde olduğu gibi Doğa ve Tin Bilimlerinde de içerik ile bir ve aynı olan biricik yöntem olur.

 



 

📹 2020.05.08 MB (VİDEO)

📹 2020.05.08 MB

.

 



 

📂 Mantığın Genel Kavramı

Mantığın Genel Kavramı

  • Mantığın nesnesi ya da konusu nedir?
  • Mantık Bilimi KAVRAMın Bilimidir.
  • Kavram belirlidir ve belirli Kavram İdeadır (Olgusallığın ve Kavramın birliği olarak).
  • Kavram vardır, ve Kavramın Varlığı Kavramın ikinci kıpısıdır (Kavram ve Olgusallığı).

KAVRAM VE VARLIK

“Böylece bir kez varolan Kavram olarak, bir ikinci kez Kavram olarak irdelenecek olan şey bütün Kavramdır; ilk durumda salt kendinde Kavramdır — olgusallığın ya da varlığın Kavramı; ikinci durumda ise Kavram olarak Kavram, kendi için varolan Kavramdır (somut biçimleri adlandırırsak, düşünen insanda olduğu gibi, ama ayrıca, ve hiç kuşkusuz bilinçli olmaksızın, bilinçli Kavram olması ise söz konusu bile olmaksızın, duyumsayan hayvanda ve genel olarak örgensel bireysellikte; ama yalnızca örgensel olmayan Doğada kendinde Kavramdır). — Mantık buna göre ilk olarak Varlık olarak Kavramın ve Kavram olarak Kavramın Mantığına — ya da eğer daha yaygın, ama gene de çok belirsiz ve bu nedenle birçok anlama gelebilen bir anlatımı kullanabilirsek — nesnel ve öznel Mantığa bölünecektir.” (MB-B 43)

“Ama Kavramın kendi içindeki birliğinin temelde yatan öğesine ve dolayısıyla belirlenimlerinin ayrılmazlığına göre, bu sonuncular ayırdedildikleri ve Kavramın ayrımı içinde koyuldukları ölçüde bir de en azından birbiri ile bağıntı içinde duruyor olmalıdır. Bundan bir dolaylılık alanı, yansıma belirlenimlerinin bir dizgesi olarak, Kavramın kendi-içinde-Varlığına geçmekte olan Varlığın bir dizgesi olarak Kavram doğar ki, bu yolda Kavram henüz Kavram olarak kendi için koyulmuş değil, ama aynı zamanda ona dışsal birşey olarak dolaysız Varlık ile yüklüdür. Bu Öz Öğretisidir ki Varlık Öğretisi ve Kavram Öğretisi arasında orta noktada durur. Bu Mantık çalışmasının genel bölümlemesinde bu öğreti nesnel Mantık altına alınmış, çünkü Özün daha şimdiden İç olmasına karşın, Özne karakteri kesinlikle Kavram için ayrılmıştır.” (MB-B 43)

 
  • Dinginlik ölümdür; dirimli olan süreçtir.
  • Mantık kavram kıpılarının devimidir.
  • Manıtksal olan kavramsal olandır.
  • Mantıksal olan dizgesel olandır.
  • Kavram üç kıpısı ile birliktedir.
  • Kavramın devimi dizgeyi oluşturur ve tanıtlama kavramın deviminin biçimidir.
  • Arı Kavram (1) belirli, ve belirliliği diyalektiğidir (2); ya da —
  • Kavram belirlidir ve olumsuzlama içerir, olumsuzlaması ile birdir.
  • Analitik kıpının diyalektiği birincinin ve ikincinin birliği olarak (3) yeni bir kıpı,  üçüncü kıpıdır.
  • Yöntem Kavramın kıpılarının devimidir.
  • Mantık, kavram, yöntem, dizge, tanıtlama — tümü de bir ve aynıdır.
  • Mantık Bilimi kavramın deviminin bilimidir.
  • Başka hiçbir nesne, hiçbir tasarım, hiçbir düşünce, hiçbir algı vb. kavramsal bağıntının gösterdiği saltık sağınlığı gösteremez.
  • Doğa yasalarının sağınlığı kavram bağıntıları olmalarından gelir.
  • Matematiksel işlemlerin sağınlığı nicel kavram bağıntıları olmalarından gelir.

 

  • Başlangıçta önümüzde Kavram vardır.
  • Ya da daha tam olarak, Kavram belirli olduğu için, Kavram ve Realitesi, İdea vardır.
 

DİL

  • Dil kavarmları tekillikleri ya da soyutlukları içinde anlatır.
  • Sözcüğün anlamı Kavramlar ile örtük bağıntıları tarafından belirlenir.
  • Kavramsız sözcük anlamsız sestir.

“Anımsatmam gerek ki, bu çalışmada Kant felsefesine sık sık göndermede bulunmamın nedeni (ki bu birçoklarına gereksiz görünebilir) — daha sağın belirliliği ve açımlamasının tikel bölümleri bu çalışmada ya da başkalarında nasıl görülmüş olursa olsun — bu felsefenin modern Alman felsefesinin temelini ve başlangıç noktasını oluşturmuş olması ve bu değerinin ona yüklenebilecek hiçbirşeyden zarar görmeden kalmasıdır. Ona Nesnel Mantıkta da sık sık göndermede bulunulmasının nedeni Mantıksalın önemli, daha belirli yanlarına ayrıntılı olarak girmesi, ama buna karşı daha sonraki felsefi açımlamaların bunlara çok az dikkat etmiş ve kimi durumlarda çoğu kez yalnızca ham — ama öcü alınmamış — bir küçümseme göstermiş olmalarıdır. Aramızda en yaygın olan felsefecilikte Kant’ın Usun hiçbir gerçek içeriği bilemeyeceği ve saltık gerçeklik açısından inanca yöneltilmesi gerektiği gibi sonuçlarının ötesine geçilmez. Ama Kant’ta sonuç olan şey bu felsefecilikte dolaysızca başlangıç noktası olarak alınır, ve kendisinden o sonucun ortaya çıktığı ve felsefi bilgi olan önceki açımlama başından kesilip atılır. Kant felsefesi böylece kendini herşeyin daha şimdiden tanıtlanmış ve tamamlanmış olduğu kanısı ile rahatlatan düşünme tembelliği için bir yastık olarak hizmet eder. Buna göre bilgi için ve böyle verimsiz ve kuru bir rahatlıkta bulunmayan belirli bir düşünce içeriği için o önceki açımlamaya geri dönülmelidir. ” (MB-B 43-44)

 



 

📂 Mantığın Bölümlenişi

Mantığın Bölümlenişi

  • Mantık Biliminin nesnesi Kavramdır.
  • Kavram Varlık ya da Olgusallığı (Realitesi) ile bir olduğu için, Mantık Biliminin nesnesi belirli Kavram ya da İdeadır (Kavram ve Realitenin birliği).
  • Kavram Biçim olarak, ve Varlık İçerik olarak görüldüğünde, Mantık Bilimi yalnızca Biçimi değil, İçeriği de kapsar.
  • Varlık kendinde Kavramdır; ya da kendinde (gizil olarak) Kavramın bütün açınımını kapsar.
  • Varlık kendinde Kavram, ve Öz koyulmuş Kavramdır.
  • Varlık dolaysız, Öz dolaylıdır.
  • Kavram olarak Kavram kendi için, özgür, sonsuz, ideal, gerçektir.
“Böylece bir kez varolan Kavram olarak, bir ikinci kez Kavram olarak irdelenecek olan şey bütün Kavramdır; ilk durumda salt kendinde Kavramdır — Olgusallığın ya da Varlığın Kavramı; ikinci durumda ise Kavram olarak Kavram, kendi için varolan Kavramdır (somut biçimleri adlandırırsak, düşünen insanda olduğu gibi, ama ayrıca, ve hiç kuşkusuz bilinçli olmaksızın, bilinçli Kavram olması ise söz konusu bile olmaksızın, duyumsayan hayvanda ve genel olarak örgensel bireysellikte; ama yalnızca örgensel olmayan Doğada kendinde Kavramdır). — Mantık buna göre ilk olarak Varlık olarak Kavramın ve Kavram olarak Kavramın Mantığına — ya da eğer daha yaygın, ama gene de çok belirsiz ve bu nedenle birçok anlama gelebilen bir anlatımı kullanabilirsek — nesnel ve öznel Mantığa bölünecektir.” (MB-B 43)
"So ist es der ganze Begriff, der das eine Mal als seiender Begriff, das andere Mal als Begriff zu betrachten ist; dort ist er nur Begriff an sich, der Realität oder des Seins, hie ist er Begriff als solcher, für sich seiender Begriff (wie er es um konkrete Formen zu nennen, im denkenden Menscher, aber auch schon, freilich nicht als bewußter, noch wenige als gewußter Begriff, im empfindenden Tier und in der organischen Individualität überhaupt ist; Begriff an sich ist er aber nur in der unorganischen Natur). - Die Logik wäre hiernach zunächst in die Logik des Begriffs als Seins und da Begriffs als Begriffs oder - indem wir uns der sonst gewöhnlichen, obgleich der unbestimmtesten und darum der vieldeutigsten Ausdrücke bedienen - in die objektive und subjektive Logik einzuteilen."

  • “Nesnel düşünceler içeriğin kendisini oluşturan düşüncelerdir.”
  • Düşüncenin nesnelliği kavramın açınımını izlemekten oluşur.
  • Gerçeklik bir nesnenin kavramına karşılık düşmesidir.
  • İdeal yalnızca ve yalnızca kavramın realize olduğu yerdedir.
  • İdea kavram ve realitenin birliğidir.
  • Gerçeklik kavram ve realitenin birliğidir. (Gerçek dost dostluk kavramına uygun dosttur).
  • Kavramın nesnesinde kendini bulması sonsuzluktur, çünkü sonsuzluk başkası tarafından sınırlanmamak, başkalıkta kendi ile birliktir.
  • Başkasında kendinde olmak ya da kendi-için-varlık sonsuzluk, gerçeklik, özgürlüktür.
  • Nesnesinde kendini bulamayan (öznel) düşünce sonludur.
  • Tin özgürdür çünkü tüm varoluş Tinin kendi özsel kavramlarında anlatım bulur.

 







Soyut olan gerçek olmayandır.
Soyut olan yapay olandır.
— salt bir anlak kurgusudur;
— tüm bağıntından yalıtılmış olandır:
— yalın ya da arı olandır;
— analizin eriştiği son tekillik noktasıdır;
— ussal olmayan, usdışı olandır;
— dolaysız olandır.

“A = A” soyut özdeşliğin anlatımıdır.
Soyutlama somut olanın bozulması, bileşik olanın dağıtılması,
tüm dolaylılığın ortadan kaldırılmasıdır.
Soyutlama kendinde olumsuzlama kapsar, ve bu onun diyalektiğidir.
  Nitelik
NİTELİK

  • Varlık
  • Belirli-Varlık
  • Kendi-için-Varlık

🛑 VARLIK VE İDEA

  • İdea Usun bütünüdür.
  • İdea Mantık Biliminin ereği ve dizgesel bütünü olarak Usun kendisidir.
  • Varlık İdeanın ilk belirlenimidir.
  • Varlık dolaysızlığı içindeki İdeadır.
  • Varlık kendinde İdeanın tüm içeriğini kapsar.
  • Varlık bu bütün içerikten soyutlandığında soyut, dolaysız, bağıntısız, boş vb.dir.
  • Varlık belirlenimsizdir.

 

  • Varlığın belirlenimsizliği belirlenimidir.
  • Varlık öz ile karşıtlık içinde belirlidir.
  • Varlık kavram ile karşıtlık içinde belirlidir.

 

  • Varlık alanı kavramın dolaysızlık öğesinde gelişen belirlenimlerini kapsar.
  • Varlık alanında başkası ile bağıntı öz alanına özgü görelilik ya da kavrama özgü gelişim değil, dolaysız geçiş karakterini taşır, çünkü Varlık dolaysızdır ve momentleri birbirini belirlemez.
  • Geçiş yapan ortadan kalkar.
  • Karşıtlar birbirini ortadan kaldırır.

 

  • Varlık alanı bütününde dolaysızlık alanı olarak alınır—  
  • Ama Varlık yalıtılmış bir soyutlama değildir ve ilk belirlenim, ama bütün bir dizgenin ilk belirlenimidir.

 

  • Varlık en genel kavram olarak herşeye yayılır ya da katılır.
  • Varlık Yokluğa da katılır çünkü yokluğun varlığından söz edilir.

  • Sonlu başkası için varlıktır.
  • Sonsuz kendi için varlıktır.

  • Birşey belirliliği ile sınırlıdır, sonludur, ve sonsuzluk içinde ortaya çıkış saati ortadan yitiş saatidir.
  • Sonsuz ‘son’ + ‘olumsuzlama’dır.
  • Olumsuzlama dolaylılık değildir.
  • Olumsuzlama ortadan kaldırmadır ve bir ilişkiye izin vermez, ya da ilişki olmayan bir ilişkidir.
  • İlişki dolaylılık alanına, öz alanına aittir ve özsel kategoriler ancak ve ancak ilişkileri yoluyla belirlenir.

 



🛑 VARLIK VE DOLAYSIZLIK

  • Varlık dolaysız belirsizdir.
  • Belirsizliği belirliliğin olumsuzlanması ve öyleyse belirlidir.
  • Varlığın belirsizliğinin kendisi Varlığın Niteliğini oluşturur.
  • Varlık Nitelik alanına düşer.

 

  1. Varlık kendinde belirlidir ve bu örtük belirlilikten ötürü —
  2. Belirli-Varlığa geçer; sonludur, ve sonluluk olumsuzlanır.
  3. Varlığın Varlık ile sonsuz bağıntısı olarak Kendi-için-Varlığa geçer.

  • Varlık bir başlangıca gereksinmez.
  • Varlık dolaylı değildir.
  • Varlık alanının kavramları dolaysızlıklarını korur ve hiç biri başkası dolayısıyla değildir.
  • Kavramın her belirlenimi dolaysızlık biçimini alır ve soyutluğu içinde düşünülebilir.

VARLIK VE BELİRLİLİK

 

  • Varlığın belirlilik kazanması bir olumsuzlama kazanması, Oluştan geçmesidir.
  • Belirlilik olumsuzlama yoluyla belirlenir.
  • Belirliliğin ortaya çıkması için olumsuzlama, olumsuzlamanın ortaya çıkması için karşıtlık gerekir.
  • Oluş dolaysız varlığın ve dolaysız yokluğun birliği olarak ortadan kalkmak zorunda olan bir karşıtlıktır.
  • Varlık ve Yokluk birbirine katlanamaz ve ikisi de karşıtını ortadan kaldırır.
  • Oluş Varlığın ve Yokluğun birliğidir.
  • Oluş ortadan kalkar.
  • Oluşun ortadan kalkmasının sonucu Varlığın ve Yokluğun olumsuzlanmaları, olumsuz Varlık ve olumsuz Yokluk olmalarıdır.

 



🛑 YOKLUK

YOKLUK

  • Yokluk birşeyin yokluğu değildir.
  • Yokluk vardır.
  • Yokluk Varlığın karşıtıdır.
  • Yokluk varlığında karşıtı ile dolaysızca birdir ve bu birlik Oluştur.
  • Varlık doluluk, Yokluk boşluk değildir.
  • Varlık tüm belirlenimi soyutlama, ve Yokluk tüm belirlenimi soyutlamadır.
  • Varlık ve Yokluğun aralarındaki ayrım belirli bir ayrım değildir, çünkü hiç birinin belirlenimi yoktur.
  • Varlık ve Yokluk karşıtlardır çünkü birbirlerini dolaysızca ortadan kaldırırlar.
  • (Arı Aydınlık ve arı Karanlık her ikisi de belirlenimsizdir ve görmeyi eşit ölçüde olanaksızlaştırırlar; her ikisi de birbirini ortadan kaldırır.)
Varlık ve Yokluk ikisi de belirsizlikte birdir, ama aynı zamanda karşıtlar olarak belirlidirler.

 



🛑 OLUŞ

VARLIK VE BELİRLİLİK

 

  • Varlık kazandığı belirliliğini olumsuzlamaya borçludur.
  • Belirlilik kazanmış varlık sınır ve son kazanmış varlıktır.
  • Varlık olarak Varlıkta bir sınır, son, olumsuzlama yoktur.
  • Belirli-Varlık belirliliği ile birdir, çünkü belirlilik belirli-olmak, belirli-Varlıktır.
  • Belirlilik varlık ile birdir ve belirliliğini yitiren varlık varlığını da yitirir.

  • Karşıtların birliği her kavramın yapısını belirler.
  • Her belirlenim aynı zamanda olumsuzlama kapsar ve bu karşıtlık zorunlu birliktir.

  • Oluş kavramının analizi Varlık ve Yokluk kıpılarını verir.
  • Varlık ve Yokluk ikisi de analize izin vermez çünkü ikisi de saltık olarak analitiktir.

VARLIĞIN BELİRLİLİK KAZANMASI

 

  • Oluş dinginliksizliktir ve onda Varlık ve Yokluk yitmekte olan kıpılardır.
  • Varlığın ve Yokluğun yitişi Oluşun yitişidir.
  • Oluşun yitişi hiçliğe ya da yokluğa geri dönüş değil, Oluştan daha çoğu, ortadan kalkmış Oluş, negatif-Oluştur.
  • Ortadan kalkma saltık yokluk ya da soyut yokluk değil, olumsuzlanmış yokluk, negatif yokluktur.
  • Olumsuzlama bir belirlenim getirir.
  • Ancak olumsuzlanan belirlidir.
  • Olumsuzlanan Varlık ve olumsuzlanan Yokluk her ikisi de belirlidir.
  • Belirlilik vardır ve Varlıktan ayrılmaz.
  • Varlık ile bir olan belirlilik Niteliktir.
  • Nitelik ‘olan’ belirliliktir (başka belirliliklerden ayrı olarak).

 

  • Oluş değişim, gelişim, süreç vb. değildir, çünkü bu sonuncular daha ileri belirlenimler kapsayan daha yüksek Oluş kipleridir.
  • Spinoza Tözde belirlilik istemez, çünkü Tözü salt sonsuz olarak ister ve belirlilik olumsuzlama içerir.
  • Spinoza Omnis determinatio est negatio
    önermesinden kendisi yararlanmaz.

 

  • Belirlilik başka belirliliği dışlayarak belirlidir.
  • Başkalık belirlilikten ayrılmaz.
  • Belirlilik olumsuzlama ile birlikte giden olgusallık ya da realitedir.
  • Olgusallık kendinde Olumsuzlama ile bağlıdır.
  • Olumsuzlama Başkalık ile ve Sınır ile bağlıdır.
  • Olgusallık başkası ile bağıntının ya da olumsuzluğun dışlanması ile kendi ile bağıntıdır.
  • Kendi-için-Varlıkta başkasının idealliği ve belirli-Varlıkta realitesi vardır.

 



🛑 Nitelik

Nitelik

  • Nitelik ilkin Nicelik ile karşıtlık içinde durur.
  • Nitelik alanında Varlık, belirli-Varlık ve kendi-için-Varlık kapsanır.
BİRŞEY VE BAŞKASI; DEĞİŞİM
  • Oluşun ortadan kalkması ile belirli-Varlık ya da Birşey ortaya çıkar.
  • Birşey her zaman bir olumsuzlama ile birliktedir.
  • Birşey kendinde Başkasıdır; ya da, Başkası da Birşeydir.
  • Değişim birşeyin başkası olması, birşeyin kendinde olduğu şeyin etkin olarak da o şey olmasıdır.
  • Birşey ancak Başkası, ancak kendi başkası olabilir.
  • Değişim birşeyin kendi karşıtı olmasıdır.
  • Değişim kendi içinde kendinden başkası olan birşeyin koyulmasıdır.
 
BİRŞEY VE BAŞKASI; SONSUZLUK
  • Birşey olumsuz olarak alındığında Başkasıdır.
  • Birşeyin kendini olumsuzlaması sonluluğunda yatar.
  • Birşeyin olumsuzlaması birşeyin kendisinden başka birşey ya da Başkasıdır.
  • Birşeyin kendinde Başkası olması değişimin olanağıdır.
  • Bu değişimin sonu gelmezliği sonsuzun ilk belirtisi, kötü sonsuzdur.

 

  • Birşey Başkalığında kendini bulduğu zaman sonsuzdur.
  • Sonsuzluk belirliliktir ve belirlilik bir sınır imler.
  • Sonsuzluk belirsizlik değildir.
  • Sonsuzluk sonun olumsuzlanmasından gelir ve sonu bir moment olarak kapsar.
  • Birşey kendini sınırlar ve kendi başkasında kendini bulan birşey gerçek sonsuzluk belirlenimine geçer.
  • Son bir olumsuzlamadır; sonsuzluk sonun olumsuzlaması, olumsuzlamanın olumsuzlamasıdır.

🛑 Kendi-İçin-Varlık

Kendi-için-Varlık

  • Belirli-Varlık ile realite belirleniminin ortaya çıkması ile karşıtlık içinde, kendi-için-Varlıkta idealite belirlenimi ortaya çıkar.
  • Belirli-Varlıkta Varlık salt olumlu olarak düşünüldüğünde realite belirlenimini kazanır.
  • Ama sonlu realitede o denli de idealite kapsanır.
  • Realite idealiteyi dışlamaz, onunla birdir.
  • Sonlunun gerçekliği idealitesidir.
  • Sonlu salt Varlık kapsamaz, Yokluk da kapsar ve buna göre gerçek değildir.
  • Kendi-için-varlık başkası-için-Varlığın diyalektiğidir.
  • Başkasının kendinde Kendi olması başkalığın getirdiği sonluluğu ortadan kaldırır.
  • Kendi-için-Varlık kendi ile bağıntıdır.
  • Kendi-için-Varlık Varlığı ve belirli-Varlığı kıpıları olarak kapsar.
  • Kendi-için-Varlık tüm başkasını kendinden dışlamasında Bir kavramının en yakın öncülüdür.
 
“Kendi-içinVarlık sürecindeki bu yanı imgesel bir anlatım ile İtme olarak belirtebiliriz.” :: “Wir können diese Seite im Prozeß des Fürsichseins mit dem bildlichen Ausdruck Repulsion bezeichnen.” (§ 97 Ek).





  Nicelik
NİCELİK

  • Nicelik
  • Nice
  • Derece

🛑 Niceliğe geçiş

Niceliğe geçiş

 

  • Kendi-için-Varlık kendi ile bağıntısında kendini kendinden ayırma, itme, ve böylece Birin ortadan kalkması ve Çok olmasıdır.
  • Bir kendinde Çok, ve Çok kendinde Birdir.
  • Çokluktaki Birlerin her biri Birdir, onlarda yalnızca kendi ile bağıntılıdır.
  • Kendi-için-Varlığın Çokluğa geçmesi o denli de Birliğe geçmesidir.
  • Çokluğa dağılan Kendi-için-Varlık aynı zamanda Birliğe yoğunlaşır.
  • Ya da, İtme o denli de Çekmedir, çünkü İtme ancak Çekmeye karşı İtmedir ve ondan ayrılamaz, onunla birdir.
  • Bir sonsuz kendi ile bağıntıdır.
 

 



🛑 Nicelik

  • Nicelik ilkin genel olarak, sonra belirli olarak, sonra ikisinin birliği olarak irdelenecektir.
  • Niceliğin belirlilik ya da Sınır kazanması (Nitelik durumundaki Sınırdan ayrı olarak) dışsallık karakterini taşır.
  • Nicelikte Sınır varlık ile bir olan Sınır değil, varlığa ilgisiz Sınırdır.
Nicelik

 

  • Genelde Nicelik ilkin belirlilik ya da sınır ile Nice, ve sonra yalınlık ile Derece olur.
  • Nicelik alanında daha önce Nitelik alanında ortaya çıkan kavramlar (Sınır, Değişim, belirli-Varlık, kendi-için-Varlık vb.) kapsanır, ama Niteliksizdirler.

 

  • Nicelik Niteliği ortadan kaldırılmış olarak kapsar.
  • Nicelik hangi Niteliğin Niceliği olduğuna, bütününde Niteliğe ilgisizdir.
  • Nicelik uzay, zaman, özdek vb. ne olursa olsun tüm Niteliğin üzerine ilgisizce yayılır.

 

  • Nicelik ve Nitelik karşıtlar olarak birbirini ortadan kaldırır ve negatif birlikleri Ölçüye geçer.

 

  • Nicelik Varlığa ilgisizleşmiş belirliliktir. 
  • Nicelik kendi-için-Varlıktan gelir, onu kapsar, Birlerin kendini itmesi olarak kesikliliktir.
  • Ama o denli de Birlerin birliği, çekimi ya da sürekliliktir.
  • Nicelikte kendi-için-Varlık ve başkası-için-Varlık özdeştir.

 

  • Bir ve Çoktan gelen Nicelik kavramı salt bu içeriğinin devimine yeteneklidir.
  • Nicelikte Bir ve Çoktan başka hiçbir içerik yoktur ve tüm daha öte belirlenim bu içeriğin, Bir ve Çokun işlevidir.

 

  • Nicelik Bir ile süreklilik (bölünmezlik; çekme), Çok ile kesiklilik (bölünebilirlik; itme) belirlenimindedir.
  • Nicel süreklilik ve kesiklilik Bir ve Çok gibi karşıt ve birdir.

 

  • Nicelik ilkin arı ya da yalın Niceliktir; sonra belirli Nicelik olarak Nicedir; ve sonra yalınlığına ya da yeğinliğine geri dönmüş olarak Derecedir.
  • Yeğin olan uzamlı da olabilen yalınlıktır.

 

  • Niceliğin belirliliği belirlenime ilgisiz, ayrımsız olmaktır.
  • Arı Niceliğin henüz bir Sınırı yoktur.
  • Nicelik Sınırda başkalaşmaz, Nicelik olmaya son vermez.
  • Nicelik Sınıra ilgisizliktir.
  • Nicel değişim varlığa ilgisizdir (uzay ve zaman nicel değişebilirliğe sınırsızca izin verir). 
  • Nitel değişim varlığı ilgilendirir (kırmızı niteliğini, kırmızılığını yitirirse varlığını da yitirir).
  • Nicel değişim Birşey ve Başkası arasındaki nitel değişim değil, Nice ve Nice arasındaki ilgisiz değişimdir.
Nicelik

  • Nicelikte kendi-için-Varlık ve başkası-için-Varlık bir ve aynıdır.
  • Bir Birin Bir ile bağıntısıdır; Bir Bir tarafından sınırlanır; Birin olumsuzu Birdir; Bir Bir tarafından belirlenir.
  • Nitelikte başkası-için-Varlık sonluluk, sınır, olumsuzlama kıpısıdır.
  • Nicelikte kendi-için-Varlığın ve başkası-için-Varlığın birliği sürekliliği oluşturur.

 

  • Nicelik ortadan kaldırılmış Nitelik ya da olumsuz Niteliktir.
  • Nicelik alanı Varlık alanının bütününde sonluluk kıpısıdır.
  • Buna göre nicel Sonsuzluk sonu gelmez bir ilerleme, bir progressus in infinitumdur.
  • Nitelik Sınır ile bir olan Varlıktır.
  • Nicelik Sınıra ilgisizdir.
  • Nitelik değiştiği zaman Varlık ortadan kalkar.
  • Nicelik değiştiği zaman Varlık sürer.
 
Birşeyin Nitelik değiştiği zaman Birşey ortadan kalkar.
Birşeyin Niceliği değiştiği zaman Birşey ortada kalır.
 
  • Nicelik alanında işimiz yalnızca Bir kavramı ile, ya da eğer Birin Çok ile birliğini dikkate alırsak, Bir ve Çok kavramları iledir.
  • Süreklilik ve kesiklilik, çekme ve itme terimleri Bir ve Çok bağıntısının birliğini ve karşıtlığını belirten dışsal anlatımlarıdır (Hegel bu bağlamda çekme ve itme için “bildlich/imgesel” anlatımını kullanır).
  • Nicelik alanında Nitelik ile hiçbir işimiz yoktur.

 

  • (Nicel Sınır Nice ve Nice arasındaki bağıntıdır, Birşey ve Başkası arasındaki değil.)
  • Bir ve Çokun belirli birliği olarak Sayıda Sınır Birimlerin Miktar belirlenimidir.
  • Olgusallık ve Olumsuzlama burada, Bir ve Çok alanında, nitel Sınırın değil, nicel Sınırın belirlenimleridir.
  • Ve sınırın aşılması Birşeyin Başkasına geçişi değil, Nicenin Niceye geçişidir.
  • Sınır doğrudan doğruya Niceliği belirleyerek Nice yapan kavramdır.
  • “Bir (a) kendi ile bağıntılı, (b) kuşatıcı, (c) başkalarını dışlayıcı Sınırdır.” (MB-B s. 155)
  • Nicel Sınırın ayrımı Birşey ve Başkasının ayrımı değil, Birin (ya da Çokun) Birden (ya da Çoktan) ayrımıdır, nitel değil niceldir.
  • Birin sürekliliği tüm kesikliliğin bir Niceler çokluğuna dağılmasını sağlar.

 

  • Nicelik Nitelik ile birdir ve Nicelik Niteliğe geçişini Nicel Sonsuzluk kavramında göstermelidir.
  • Niceliğin Niteliğe geçişi ve onunla birliğinin belirlenmesi Ölçü kavramına geçişi oluşturur.

 



🛑 Niceliğin Sınırlanması ya da Niceye Geçiş

Niceliğin Sınırlanması ya da Niceye Geçiş

  • Nicelik yalnızca Birlerin bir Çokluğu değildir ve daha öte belirlenimlere ilerler.
  • Bir Kendi-için-Varlık olarak kendi ile ilişki, kendini kendinden itme, kendini kendi ile olumsuzlama, kendini kendi başkası yapma, kısaca Çok olma belirlenimidir.
  • Bir (sürekli) kendinde Çoktur (kesikli) ve böyle olarak başka Birler tarafından Sınırlanır.
  • Bir bir Çokluk olarak belirsizce artar ve azalır, belirsizce büyük ya da küçüktür.
  • Birin kendinde Çokluğu Sınırının belirsiz ya da ilgisiz bir Sınır olmasını sağlar.
  • Bir Sınırında kendini ve dolayısıyla Sınırını başkalaştırır; Birin olumsuzlaması sürekli olarak kendini olumsuzlar.
  •  Sürekli Bir kendinde kesikli ya da Çok olarak Nicedir.
  • Bir belirli-Varlıktır.
  • Çok da Bir gibi belirli-Varlıktır.
  • Bir belirli-Varlığında kendi kendini olumsuzlar.
  • Birin belirli-Varlığında başkası kendisidir.
  • Birin başkası-için-Varlığı kendi-için-Varlıktır.
  • Birin belirliliğini sağlayan olumsuzlaması kendidir.
  • Birin başkası ya da Sınırı kendisidir.
 

 



🛑 Nice (Quantum)

Nice (Quantum)

  • Nicelikten Niceye geçişi kesiklilik momenti sağlar.
  • Bir, Bir olarak, süreklidir ve herhangi bir Sınıra izin vermez.
  • Çok, Birlerin Çoku olarak, itme ya da kesiklilik yada vakum momenti ile nicel Sınır belirlenimine geçer.
 
  • Nicelik ilgisiz Sınır ile koyulduğunda Nicedir.
  • İlgisiz Sınır bir Sınır olmayan Sınır ya da dışsal Sınırdır.
 
  • Nice Nitelik alanındaki belirli-Varlığa karşılık düşer (Niceliğin belirli-Varlığıdır).
  • Nicelik alanında Sınır, Sonluluk, Olumsuzlama kendi-için-Varlığın belirlenimine uygun olmalıdır.
  • Bir ve Çokun Sürekli ve Kesikli birliği olarak Nicelik alanında Sınır ilgisizdir ve dışsal olarak belirlenir (Sınırın belirlenmesi usun değil anlağın dışsal işidir).
  • Nicelik alanında belirlilik Nicedir.
  • Nice sürekli kendi ötesine geçiş olarak Sonsuza ilerler (progressus in infinitum — ya da kötü sonsuz; Spinoza’da imgesel sonsuz ya da infinitum imaginationis).
  • Bu sonsuz ilerleme Niteliğe geçiş değil, çünkü sürekli olarak sonluda kalıştır (yalnızca usandırıcıdır).
 
  • Nice Birin ve Çokluğu birliği olarak Birim ve Miktarın birliği ya da Sayıdır.
  • Belirli Nice olarak Sayı uzay, zaman ve özdeğe bütünüyle dışsal, ilgisiz belirlenimdir. (“Us/Vernunft sayının belirli karakterinde bulunmaz.”)
  • Sayı belirsiz olarak herhangi bir Sayıdır.
  • Nicede Birim bütünüyle dışsal (uylaşımsal) olarak belirlenir ve Miktar Birimin belirli çokluğudur.

 

  • Nice bir belirli-Varlık ve Birşey olarak Niceliktir.
  • Nicenin belirliliği Sınıra ilgisiz dışsal belirliliktir.
  • Nicenin Sınırı Sınır olmayan bir Sınırdır, çünkü birşey olarak Nicenin başkası yine Nicenin kendisidir: Nice başka bir Nice olmakla Nice olmaya son vermez (kendi-için-Varlık başkalığın başkalaşımı ya da olumsuzlamanın olumsuzlamasıdır).

 

  • Nice uzamlı (kesikli) ve yeğin (sürekli) olarak düşünülebilir ve  Nicede ayrılmazdırlar (yeğin ışık aynı zamanda uzamlıdır).
  • Derece yeğin büyüklüktür ve uzamlı olarak da anlatılır.
  • Salt uzamlı olan büyüklükler ve salt yeğin olan büyüklükler gibi iki nicelik türü yoktur.

 

  • Sayının ilgisiz belirlilik olması aritmetiksel işlem türlerini dışsal kılar.
  • Miktarlar ayrı ise toplama, miktarlar aynı ise çarpma, miktar ve birim aynı ise üs alma (ve karşıt işlemler) aritmetiğin tüm çatısını oluşturur.
  • Aritmetiksel toplama, çarpma ve üs alma ve karşıtları tümü de Nicenin kendisinin ilgisizlik boyutunda yer alan dışsal işlemlerdir.
  • Nicenin herhangi bir Nice olmasında, Sınırının şu ya da bu olmasında hiçbir ussallık yok, yalnızca mekanik dışsallık vardır.
  • Belirli Sayıların tüm aritmetiksel işlemlerini makineler yapar.
  • Aritmetiksel işlemler bütünüyle mekanik anlak işlemleridir (toplama, çarpma, üs alma işlemleri sayma işleminin kısaltılmış yollarda yerine getirilmesidir).

 

 
Kant’ın “sentetik yargısı”

  • Kant “7 + 5 = 12” önermesini sentetik bir önerme olarak görür (Arı Usun Eleştirisi, Giriş, V).
  • Kant için sentetik önermede yüklem öznede kapsanmaz, ondan çıkarılamaz, ama özneye dışarıdan eklenir.
  • Ve bu dışsal eklemenin her nasılsa zorunlu ya da içsel olması gerekir.
  • Kant’a göre, 7 + 5 öznesinde (ki Kant buna ‘Begriff/kavram’ da der) 12 yüklemi kapsanmaz, dışarıdan eklenmelidir.

Hegel’den alıntı (MB-B, s. 158): “Ancak,” diye sürdürür Kant, “daha yakından bakılırsa 7 ve 5’in toplamının kavramının her iki sayının tek bir sayıda birleşmesinden başka hiçbirşey kapsamadığı bulunur ki, bunda ikisini birleştiren tek sayının hangisi olduğu konusunda hiçbirşey düşünülmez. ... Böyle olanaklı bir toplama ilişkin kavramımı ne denli ayrıştırırsam ayrıştırayım, gene de orada on iki ile karşılaşmam.” Toplamın düşünülmesi ile, kavramın ayrıştırılması ile, problemden sonuca geçişin hiç kuşkusuz hiçbir ilgisi yoktur; “bu kavramların ötesine geçerek sezgi, beş parmak vb. yardıma çağrılmalı ve böylece sezgide verilen beşin birimleri yedi kavramına eklenmelidir,”

Genel olarak, Kant neyin kavram, neyin sezgi oludğuna dikkat etmez ve burada belirli sayıyı duruma göre kavram olarak, duruma göre sezgi olarak alır.

Kant bu sentezin ayrıca a priori ya da deneyime önsel olduğunu da ekler, ki önermenin sentetik (ya da: ayrılamazların birliği) karakterinden sorumlu olmalıdır. Kant ‘önselliğin’ zorunluk imlediğini kabul etmeye çalışır.

 
Wikipedia: Number (LINK)

  • number is a mathematical object used to countmeasure, and label. (Bir sayı saymak, ölçmek ve etiketlemek için kullanılan bir matematiksel nesnedir.)
  • The original examples are the natural numbers 1234, and so forth. (Özgün örnekler doğal sayılar 1, 2, 4, vb.dir.)
  • Numbers can be represented in language with number words. (Sayılar dilde sayı sözcükleri ile anlatılabilir.)
  • More universally, individual numbers can be represented by symbols, called numerals; for example, “5” is a numeral that represents the number five. (Daha evrensel olarak, bireysel sayılar rakamlar denilen simgeler yoluyla temsil edilebilir; örneğin “5” beş sayısını temsil eden bir rakamdır.) 


Wikipedia: Zahl (LINK)
  • Zahlen sind abstrakte mathematische Objekte beziehungsweise Objekte des Denkens, die sich historisch aus Vorstellungen von Größe und Anzahl entwickelten. (Sayılar soyut matematiksel nesneler ya da daha doğrusu düşünce nesneleridir, ki tarihsel olarak büyüklük ve miktar tasarımlarından gelişmişlerdir.)
  • Durch eine Messung wird ein als Größe verstandener Aspekt einer Beobachtung mit einer Zahl in Verbindung gebracht, beispielsweise bei einer Zählung. (Bir ölçme yoluyla bir gözlemin bir büyüklük olarak anlaşılan bir yanı bir sayı ile bağıntı içine getirilir, örneğin bir sayma durumunda.)
  • Sie spielen daher für die empirischen Wissenschaften eine zentrale Rolle. (Buna göre görgül bilimler için özeksel bir rol oynarlar.)

 

Wikipedia: Nombre (LINK)
  • Un nombre est un concept permettant d’évaluer et de comparer des quantités ou des rapports de grandeurs, mais aussi d’ordonner des éléments par une numérotation. (Bir sayı büyüklüklerin niceliklerinin ya da oranlarının değerlendirmesini ve karşılaştırmasını, ama ayrıca elementlerin bir numaralandırma yoluyla düzenlenmesini de sağlayan bir kavramdır.
  • Souvent écrits à l’aide d’un ou plusieurs chiffres, les nombres interagissent par le biais d’opérations qui sont résumées par des règles de calcul. (Sık sık bir ya da daha çok rakam yardımı ile yazılan sayılar hesaplama kuralları yoluyla kısaltılan işlemler yoluyla etkileşirler.)
  • Les propriétés de ces relations entre les nombres sont l’objet d’étude de l’arithmétique, qui se prolonge avec la théorie des nombres.(Sayılar arasındaki bu ilişkilerin özellikleri sayı kuramı ile süren aritmetiksel incelemenin nesnesidir)

 

Wikipedia: Tal (LINK)
 
Nicenin Başkalaşımı

  • Nice belirlenimini sınırda ya da olumsuzlamada kazanır.
  • Nice ilgisiz Sınır, herhangi bir Sınır, artan ya da azalan bir Sınırdır.
  • Nicenin belirlenimi kendini olumsuzlamadır.
  • Nice Sınırdır; ve Sınırda Başkası ile birdir; Başkası da Nicedir; Nice süreklidir. 
  • “Nice yalnızca olan değil, oluşan bir Sınırdır.”
  • Nice kendinde kendi başkası, kendinde çelişkidir.
  • Nicede Sınır Sonluluk belirlenimi, ve o denli de Sonluluğun olumsuzlanmasıdır.
  • Nicel Sonsuz yalnızca Sonsuza ilerlemedir.
  • Nice başkalığın başkalığı olarak sonsuz ilerlemeye bozulur.
  • Sonsuz Nice Nicenin ortadan kalkışı, Niteliğin yeniden  kuruluşudur.
 
  • Bir Sonsuzdur çünkü Sonsuzu kapsar.
  • Bir kendi-için-Varlık olarak karşıtında kendi ile bağıntıdır.
  • Nice de Bir olma yanında kendi ile bağıntı ya da kendini kendinden itmedir.
  • Nice olumsuzlama ya da Sınırdır.
  • Nice Sınırda kendi başkalığı ile birlik içindedir.
  • Nice sürekli olarak kendini kendi başkasına, kendi ötesine gönderir.
  • Nicenin bu kendini kendinden sürekli itişi kötü Sonsuzdur.
 

 



🛑 Nicel ‘Sonsuz’

Nicel ‘Sonsuz’

“Nice ortadan kaldırılmış nitel Sınır, böylelikle ortadan kaldırılmış olumsuzlamadır” :: (“das Quantum ist aufgehobene qualitative Grenze, somit aufgehobene Negation”).
MB-B 183.
Ama Nice yalnızca kendinde budur, yalnızca kendinde Sonsuzdur. Nice belirli olarak koyulur; sonra ötesi Sonsuz olarak görülür ki, kötü Sonsuzdur. Kötü sonsuz ilk olumsuzlamadır, olumsuzlamanın olumsuzlaması değil.
 
  • Nicel sonsuzun yüceliği sonsuz ilerlemenin usandırıcılığından gelir..
  • Sonsuz küçüğe ya da sonsuz büyüğe doğru nicel ilerleme yerinde saymadır.
  • Nicel sonsuz sonsuza ulaşamaz, çünkü her zaman sonlu bir Nice, her zaman belirli bir Niceliktir,
  • Nicenin ötesine geçiş her zaman başka bir Niceye geçiştir, hiçbir zaman Nicenin ötesine değil.
  • Nicel sonsuza ilerleme bir ilerleme değil bir yineleme gibidir (kötü nitel Sonsuzluk gibi).
  • Nicel sonsuz soyutlamacı anlağın bir yanılsamasıdır.
  • Nice Sonsuz değildir.
  • Sonsuzluk Niteliktir.
  • Anlak matematiğine gre sonsuz büyük “daha büyüğü olmayan” olarak, ve sonsuz küçük “daha küçüğü olmayan” olarak tanımlanır ve her iki tanım da gerçekte yalnızca sonsuz ilerlemede bulunan çelişki anlatılır.
  • Bu Nice ortadan kaldırılmış Nice, bundan böyle Nice olmayan bir Nicedir, ve gene de anlak matematiği onu Nice olarak alır..
Nitel ve Nicel Sonsuzlar (MB-B s. 172)

  • Bir Nitel belirlilik başka Nitelik ile sonlanır.
  • Nicelikte belirlilik olarak Nitelik ortadan kaldırılmıştır.
  • Nitel değişim Birşey (bir Nitelik) ve Başkası (bir başka Nitelik) arasında, bir belirli-Varlık ve bir başka belirli-Varlık arasında olur.
  • Nicel değişim bir Nice ve bir başka Nice arasında, bir belirli-Nicelik ve bir başka belirli-Nicelik arasında olur.
  • Birşeyin ve Başkasının birliği Sonsuzluk kavramına geçiştir.
  • Bir Nicenin ve bir başka Nicenin birliği Sonsuzluk kavramına geçiş değildir.
  • Nitel Sınır bir birşey ve bir başka birşey arasındaki birliktir.
  • Nicel Sınır bir Nice ve bir başka Nice arasındaki birliktir.
 
  • Nicel Sonsuzun Sınıra ulaşması Nicenin ya da Niceliğin olumsuzlaması olarak Niteliğe geçiştir.
  • Nice kendi ötesine geçiş olarak sonsuz ilerlemeye, Sonsuza ilerlemeye, Niteliğe doğru itilir.
MB-B 183-84: “Bütünüyle genel olarak: Nice ortadan kaldırılmış Niteliktir; ama Nice sonsuzdur, kendi ötesine geçer, kendinin olumsuzlamasıdır; öyleyse bu kendi ötesine geçişi, kendinde alındığında, olumsuzlanmış Niteliğin olumsuzlanması, onun yeniden kurulmasıdır.”
 
MB-B 172: ”‘Bir’ sonsuzdur, ya da kendi ile bağıntılı olumsuzlama, buna göre kendinin kendinden itilmesidir. Nice de benzer olarak sonsuzdur, kendi ile bağıntılı olumsuzluk olarak koyulur; kendini kendinden iter.”

MB-B 182: “Sonsuz-büyük ve sonsuz-küçük öyleyse tasarımsal imgelerdir ki, daha yakın irdelemede kendilerini bulutsu ve gölgemsi hiçlikler olarak gösterirler.”

  • Nice belirli ya da sınırlıdır ve bu sınırı onun kendisi ve onun başkası, başka bir Nicedir.
  • Sınır bir Nicenin ve başka bir Nicenin ayrılığı ve birliğidir.
  • Nicenin değişimi Sınırda başka bir Nice ile belirlenmedir.
  • Nice kendinde ilerleme, belirsizce ilerleme, Sonsuza ilerleme belirlenimini taşır.
  • Sonsuz Niteliktir, ve Nice kendinde Nitelik olma çelişkisini taşır.

 

  • Nice başkalaşır ve bu başkalıklar sonsuza dek sürer.
  • Nice başkası olur; ama başkası da Nicedir.
  • Nice sonludur — sınırlı.
  • Nice sonsuzdur — sınırsız.
  • Nice Bir ve Çok kıpılarını kapsar.

 

  • Nicenin Niceliği dışsal olarak belirlenir, çünkü Nicenin Niceliğinin çokluğu değişimsiz değil, belirsizdir.
  • Sonsuzluk Nitelik alanına aittir.

 

  • Nice Sınırda yine bir Nice olan kendi başkası ile birdir.
  • Nice başkalaşır; aslında sürekli başkalaşım, sonsuza dek süren başkalaşımdır.
  • Nicenin sürekliliği ona hiçbir zaman sona ulaşmayan bir sonsuz, kötü sonsuz belirlenimini verir.
  • Nicenin sürekliliği onun artma ve azalmasının, sonsuz büyük ve sonsuz küçüğün olanağıdır.
  • Nicenin büyümesi ya da küçülmesi sonsuz büyüklüğe ya da sonsuz küçüklüğe yaklaşma değildir.

 

  • Nicel sonsuz nicel oranda bulunur.
  • 2/7 oranında 2 ve 7 yerine 4 ve 14, 8 ve 28 vb. geçirelibilir ve bu sonsuza dek böyle gider.
  • 2/7 oranında 2 ve 7 dolaysız Niceler olarak bulunmazlar ve böylece ilgisiz Sınırları ortadan kalkar ve Sonsuzluk kıpısını taşırlar..
  • Oranda Nice dolaysız bir Nice değildir ve nitel karşıtlık kapsar.
  • 2/7 kesri 0,285714 ... olarak, 1/(1 – a)olarak, 1 + a + a2 + a3 vb. olarak sonsuz bir dizinin yalın sonlu anlatımıdır (miktar sonlu, dizi sonsuzdur).
  • Sonsuz dizi eksik, sonlu, kötü Sonsuzdur; ama 2/7 eksiksiz olarak tamdır.

 

  • Nicelik ortadan kalkmış Niteliktir. 
  • Nicelikte ilkin Nitelik ile hiçbir işimiz yoktur.
  • Nicelikte Nitelik olumsuz olarak bulunur.

 

  • Nitelik durumunda başkalık başka bir Varlık ile bağıntıdır ve Sınır olumsuzlamadır.
  • Başkasının Birşey ile bir olması, Başkasının bir Sınır olmaya son vermesi, olumsuzlamanın olumsuzlaması gerçek nitel Sonsuzluktur.
  • Nitel olumsuzlama Birşeyin Başkası ile Sınırıdır. 
  • Nicel olumsuzlama Nicenin Nice ile Sınırıdır.

 

  • Nicelik durumunda Başkalık nitel değildir ve Birin Bir ile bağıntısı sürekliliktir. 
  • Nicelik durumunda başkalık kendi ile bağıntıdır ve Sınır daha şimdiden Sınır olmayan bir Sınırdır.
  • Nicelik kendinde Sonsuzluk gibi koyulur. 
  • Sonsuz Nice sonsuz ilerlemedir, her zaman sonludur, bir Nicedir (sonsuz dizide en son terim her zaman sonludur).
  • Sonsuz ilerleme ya da sonsuza ilerleme çelişkidir.
  • Nicel sonsuz Niceyi kendi içinde taşır, erişilemeyen öte-yandır, vb. (Spinoza’da “imgelemin sonsuzluğu”).
  • “0,285714 ... ya da 1 + a + a2 + a3 ... salt imgelemin ya da sanının Sonsuzudur; çünkü bir edimselliği yoktur, onda birşey saltık olarak eksiktir;” (MB-B 192)

 

  • Nice olumsuz Niteliktir.
  • Nicenin sonsuzluğu Nicenin olumsuzlanması,  olumsuzlamanın olumsuzlaması, Niteliğin yeniden kuruluşudur. (MB-B 184.)
 

 



🛑 Derece

Derece

  • Derece uzamlı ya da kesikli momenti dışsal olan yeğin büyüklüktür.
  • Derecede Miktar uzamlı Miktar değil uzamsız ya da yalın olarak Miktar, ya da Derecenin kendisidir.
  • Derecenin dereceleri dışarıdan gelir, kavramından değil.
  • Derece kendi dışından derecelendirilmelidir.
  • Derece kendi içinde yeğin büyüklüktür, uzamlı deği.
  • Derece derecelerden oluşur.
MB-B, s. 167: “Derecenin belirliliği hiç kuşkusuz Nicenin eksiksiz belirlenmişliği olarak bir Sayı yoluyla anlatılmalıdır; ama bu Miktar değildir, yalındır, yalnızca bir Derecedir. 10, 20 Dereceden söz edildiğinde, o Derecede olan Nice onuncu, yirminci Derecedir, onların Miktarı ya da toplamı değil, — ki o zaman uzamlı birşey olurdu; ama yalnızca bir Derece, onuncu, yirminci Derecedir. On ya da yirmi Miktarında yatan belirliliği kapsar, ama onu bir çoğulluk olarak kapsamaz; tersine, ortadan kaldırılmış Miktar olarak, yalın belirlilik olarak Sayıdır.”
  • Derece uzamlı değil yeğin büyüklüğü ile alınan Nicedir.
  • Uzamlı büyüklük olarak Sayı birimleri belirtik olarak kapsar ya da içsel olarak belirlidir.
  • Derecede Miktar belirsiz ya da yalındır.
  • Yeğin büyüklük olarak Derecede Miktar dışsal olarak belirlidir.
  • Derece kendi içinde yalın, ayrımsız (ilgisiz) yeğin büyüklüktür.
  • Derecenin yeğinliği kendinde uzamlıdır, dışsal olarak Miktar kapsar, ve böyle olarak Derece de sonsuz ilerlemeye (bölünmeye ve katlanmaya) açıktır.

MB-B, s. 168: “Uzamlı ve yeğin büyüklükler öyleyse bir ve aynı Nice belirliliğidir; yalnızca birinin Miktarı kendi içerisinde, ötekinin ise aynı şeyi, Miktarı, kendi dışında taşıması ile ayırdedilirler.”

MB-B, s. 167: “Burada Nice kendi Kavramına uygun olgusallığı bulur. Belirliliğin ilgisizliği onun Niteliğini, e.d. kendinde kendine dışsal bir belirlilik olarak belirliliğini oluşturur.”
“Kendi ile bağıntılı büyüklük-belirlenimi olarak her bir Derece başkalarına karşı ilgisizdir; ama o denli de kendinde bu dışsallık ile bağıntılıdır ve ne ise yalnızca onun aracılığıyla odur; kendi ile bağıntısı dışsal olana ilgisiz olmayan bir bağıntıdır, ve bunda Niteliğini taşır.”

MB-B, s. 170: “Bir kendinde uzamlı bir büyüklüktür, parçaların keyfi bir miktarı olarak tasarımlanabilir ”

 
Niceden Dereceye geçiş

  • Derece uzamlı değil yeğin belirlenimi içinde alınan Nicedir.
  • Derecede Birim ve Miktar uzamlı belirlilikleri içinde ortadan kalkar.
  • Derecede Birim ve Miktar dışarıdan, özne tarafından, uylaşımsal olarak belirlenir.
  • Derecede Sınır ilgisizdir ve sonsuz büyüğe ya da sonsuz küçüğe doğru ilerleyebilir.
  • Progressus in infinitum gerçek sonsuz değildir.
  • Yeğinlik bir miktar birim değildir.
  • Yeğin büyüklük kendinde uzamlı büyüklüktür.
  • Derecenin Miktarı Sayı değil Derecedir.
  • Derece yalın, uzamsız, nicesiz Niceliktir.
Derece yeğinliktir


Birşeyin derecesinin artması ya da yükselmesi şeyin kendisinin nicel olarak çoğalması değildir. Suyun ya da bedenin vb. sıcaklığının yükselmesi nicelik yeğinleşmesidir. Suyun vb. nicel olarak artması bir kütle artımıdır. Derece artımı kütle artımı değildir. Bir dairenin 360 derece yerine 36.000 derece olarak alınması dairenin çevre uzunluğunun artması değildir. Işık yeğinliğinin ya da optik yeğinliğin artması daha çok ışık değil, daha kısa dalga boyu, daha yüksek frekansı ya da daha yüksek genliği olan ışıktır (uzay ya da uzaklık etmeni optik enerjinin yeğinliğini değil, algılanan ya da ölçülen yeğinlik oranını etkiler). Özgül ağırlığın artması kütlenin artması değil, kütle yeğinliğinin ya da uzaklık ile göreli olarak yerçekimi kuvvetinin artmasıdır.

Kuvvet devinirlik değişim oranı olarak görüldüğünde, kütle ve ivme terimlerinde belirlenir ve uylaşımsal olarak 1 kg ms-2 ya da 1 kg m/s2 olarak yeğinlik 1 Newton olarak kabul edilir. Bu belirlenimin uylaşımsallığı dışsallığıdır ve uzay, zaman ve özdeğin eşit ölçüde uylaşımsal olabilecek daha başka terimlerinde de belirlenebilir. Kuvvet ve tikel anlatımları da nicel yanlarında uzamlı olarak değil, yeğin olarak belirlenir, ve bir cisim üzerine uygulanan kuvvetin derecelerinden de söz edilir.



Bir Newton (ya da bir Galileo, bir Kepler) bir kg ağırlığındaki kütleye saniyede bir metrelik ivme kazandıran kuvvet birimidir.
 
   

  • Derece yeğin büyüklük olarak yalındır.
  • Burada yalınlık birlik, kendi ile bağıntı ya da belirlenimsizlik imler.
  • Derecede belirlilik tam olarak dışarıdan gelmelidir.
 

 



🛑 Oran

Oran

Oranda Nice belirliliğini başka Nice yoluyla bulur, ancak başka Nice yoluyla kendisi Nicedir. Başkasında kendini bulma olarak nitel moment Oranda kapsanan Sonsuzluktur.

Nicenin yalın başkalaşımı, bir Sınır olmayan Sınırın öte yanına geçerek başka Nice olması Nicenin sürmesi, kötü sonsuzluktur.

Oranta Nice kendi başkasına geçerek Nicedir.

“... Nice öyle bir yolda koyulur ki, olumsuz-Varlığı olarak Sonsuzluk aracılığıyla belirliliğini bir başka Nicede taşır, e.d. ne ise, nitel olarak odur.” (MB-B 183)

“... dışsallığında ilgisiz Sınır olarak kendi ile bağıntılı olan ve dolayısıyla nitel olarak koyulan Nice nicel Orandır.” (MB-B 184)

“.. nicel oranın Sınırı oranın olduğu ve olmadığı yerdir; bu daha sağın olarak demektir ki, orada nice yitmiştir ve böylelikle oran yalnızca nitel Nicelik-ilişkisi olarak ve yanları benzer olarak nitel Nicelik-kıpıları olarak saklanır.” (MB-B 196)

“... öte-yan Nicenin kendisinde kapsanır. Bu öteyan genel olarak nitel olandır. Sonsuz Nice iki kıpının, nicel ve nitel belirliliklerin birliği olarak ilkin Orandır.” (MB-B 239)

“Nicenin Niteliği, Kavram-belirliliği genel olarak Dışsallığıdır, ve şimdi Oranda Nice öyle bir yolda koyulur ki, belirliliğini dışsallığında, bir başka Nicede taşır, ve ne ise kendi öte-yanında odur.” (MB-B 240)

  • Oran nicel sonsuz ilerleme momentinde ortaya çıkar.
  • Oran nitel ve nicel kıpıların birliğidir.
Oran bir nicenin bir başka nice ile bağıntısıdır ve exponent bu bağıntı tarafından belirlenir. Oran bir sayıdır, artar ya da azalır, ama öyle bir sayıdır ki belirliliğini başka iki sayının bağıntısında bulur.
  • Oranda bağıntı ya da dolaylılık dışsal değil, zorunludur.
  • Nice öte-yanı kendi içinde kapsar ve bu öte-yan, Nicenin sonsuzluğu genel olarak nitel olandır (MB-B, s. 239).
  • Sonsuzluk Niteliktir.
  • Oran salt belirli ya da sınırlı Nicelik değil, bir Nicenin onda kendini bulduğu bir başka Nice ile ilişkisi olarak Nicedir.
 
  • Oran belirli bir Nicelik, bir Nicedir.
  • Ama Oran iki Nicenin bağıntısıdır ve onda yanlar birbirini belirler.
  • Oran sayının sayı yoluyla belirlenmesidir.
 
  • Oranda her bir Nice öteki Nice yoluyla belirlenir.
  • Oranda kendi ile bağıntı, kendi için varlık belirtiktir.
  • Nice öteki Nicede kendi ile bağıntılıdır.
  • Nicelerin Birliği nicel Oranda nitel olandır.
  • Oranta Nicelerin ayrılmazlığı, ya da belirli birlikleri, ya da birbirine bağlı olmada kendileri ile bağlı olmaları nicel Oranda nitel olanı oluşturur.
  • Nicelik ve Nitelik birliği Oranda kurulur (Ölçüye geçiş momenti).
  • Bir nitelik belirleniminin ve bir nicelik belirleniminin birliği Ölçüyü oluşturan şeydir.
  • Bir Ölçü niteliğe bağlı bir niceliktir.
  • Herşey bir Ölçüdür.
  • Tüm belirli Ölçünün ötesi Ölçüsüzdür (Ölçünün ortadan kalkışı ve Öze geçiş).

 

  • Bir Nice başka bir Niceye bağımlı olarak belirlendiğinde (göreli Niceler), bu orandır.
  • Oranda (1/2, 10/20, 3/4, 30/40, 2/6, 4/12 vb.) her bir Nicenin yerine bir başka Nice geçebilir.
  • Oranda Niceler dolaysız olarak değil, dolaylı olarak geçerlidir.
  • “Sonsuz ölçüde küçük olan bir Nice değildir, ve gene de her nasılsa bir nicel düşünce belirlenimi olarak alınır.”
  • Oranda bir Nicenin başka Niceden ayrılmazlığı nicel Oranda nitel olanı oluşturur.
  • Oran bir Nicenin ve bir başka Nicenin bağıntısıdır.
  • Oran kavramında geçiş olarak bağıntı ilişki ya da görelilik olur.
  • Oranın yanları ancak ilişkileri içinde varolur.
  • Her bir nice ancak başka nice yoluyla belirlidir ve vardır.
  • Dolaylılık ya da görelilik kavram mantığında dolaysızlığın gerçeği olarak görünür.
 
MB-B 283 “Oranda ayrım öyle bir yolda bulunur ki, kıpılarının her biri kendisi nitel olanın ve nicel olanın bir birliğidir.”
 

 








  Ölçü

🛑 Ölçü

Ölçüye geçiş

MB-A § 106
Oranın yanları henüz dolaysız Nicelerdir ve nitel ve nicel belirlenimler henüz birbirine dışsaldır. Ama gerçekliklerine göre, — e.d. nicel olanın kendisinin dışsallığında kendi ile bağıntı olduğu ya da belirliliğin kendiiçin-varlığının ve ilgisizliğinin birleşmiş olduğu göz önüne alındığında —, oran Ölçüdür

  • Ölçü nitel Nicelik ya da nicel Niteliktir.
  • Ölçüye geçiş için Nicelik kendini Nitelik ile bir olarak göstermelidir.
  • Ölçü nitel Nicedir.

 


Ölçünün ortadan kalkışı

  • Ölçü Niteliğin ve Niceliğin birliği olarak çelişkidir ve kendini ortadan kaldırır.

 




  Öz
ÖZ

  • Öz (Varoluşun Zemini olarak)
  • Görüngü
  • Edimsellik

🛑 Öz

Öz

  • Öz Varlığın ortadan kalkışı ile dolaylıdır.
  • Öz olumsuzlama kapsar.
  • Öz kendi ile bağıntılı Varlıktır ve bu bağıntı Özdeşlik ya da kendi içine yansımadır.
  • Öz Varlığı negatif olarak kendi içinde kapsar.
  • Öz negatif Varlıktır.
  • Öz koyulmuş Kavramdır.
  • Özde Kavram henüz kendi için değildir.
  • Öz Varlığın kendini ortadan kaldırması yoluyla ortaya çıkar.
  • “Öz Varlığın ilk olumsuzlamasıdır.” (MB-B 296)
  • Öz bütün bir Varlık alanını olumsuz olarak kapsar.
  • Varlık alanı dolaysız iken, Öz alanı olumsuzlama kapsar —, ve bütününde dolaylıdır.
  • Öz ayrım, olumsuzlama, sonluluk, dolaylılık ya da ilişki alanıdır.
  • Varlık ve Öz karşıtlıkları içinde ayrıdır; Varlık ve Öz Kavramda birdir.
  • Varlık ve Özün birliği Kavramdır.
  • Öz ortadan kalkmış Varlıktır.
  • Varlığın tüm belirlenimleri (Nitelik, Nicelik vb.) Özde olumsuz olarak kapsanır.
 
  • “Öz kendinde-Varlığın ve kendi-için-Varlığın saltık birliğidir.” (MB-B 296)
  • “Öz bütün Mantıkta Nicelik Varlık alanında ne idiyse odur: Sınıra karşı
    saltık ilgisizlik.” (MB-B 296)


VARLIK — ÖZ — KAVRAM

Özün Oluşu

  • aa
 


Varlık, Öz, Kavram

 
  • Mantık Bilimi Kavramın bilimidir.
  • Kavram belirlidir ve olumsuzlama ya da karşıtlık kapsar.
 
  • Özün başkası Varlıktır.
  • Varlık kendinde Kavramdır.
  • Öz koyulmuş Kavramdır.
  • Kavram özgürdür — diyalektiği başkasına geçiş ya da görünüş değil, başkasında tam olarak kendinde olmaktır.
  • Varlık alanında diyalektik başkasına geçiştir.
  • Öz alanında diyalektik başkasında görünmedir.
  • Kavram alanında diyalektik gizillikten edimselliğe gelişimdir.
MB-A § 161 Ek. “ Doğada Kavram basamağına karşılık düşen alan örgensel yaşamdır. Böylece örneğin bitki tohumundan gelişir. Tohum daha şimdiden bütün bir bitkiyi kendi içinde kapsar, ama ideal bir kipte.”
 
  • Varlık dolaysızdır (bir öncülü yoktur; arı olumludur).
  • Öz dolaylıdır (Varlığın ortadan kalkışıdır; ayrım kapsar ve olumsuzdur).
  • Kavram kendi ile dolaylıdır.

 

  • Varlık alanında belirlenimler dolaysızdır.
  • Öz alanında belirlenimler koyulur, e.d. birbiri ile göreli ya da dolaylıdır.
  • Varlık alanında olumsuzlama belirlenimlerin birbirine geçişine götürür.
  • Öz alanında olumsuzluk belirlenimlerin biririne yansımasıdır.

 




🛑 Varlık üzerine görüşler

Varlık üzerine görüşler

 
Wikipedia (Link)

  • “In philosophy, being means the material or immaterial existence of a thing.”
  • “ Anything that exists is being.”
 
 
Britannica (Link) (Varlık üzerine özel bir giriş yok.)

 

 
 
Parmenides


Varlığın hiçbir başlangıcı yoktur ve hiçbir zaman yok olmayacaktır.
Bütün, dingin, ve sonsuzdur.
Hiçbir zaman var değildi, ne de var olacaktır; yalnızca vardır — şimdi, bütün olarak bir arada, bir, ve sürekli.

 
Spinoza

 

Kendinin nedeni (causa sui) kendi ile ilişki olarak kendi-için-varlık gibidir, ve Sonsuzu kapsar. Ama Spinoza Tanrıyı Bir olarak değil, Töz olarak görür, ve bunun için hiçbir çıkarsamayı gerekli görmez, hemen onunla ilgili kavram-bağıntılarını vermeye geçer.

Spinoza belirlenimi olumsuzlama ve sonluluk olarak görür ve buna göre Tanrının saltık olumlu olması, hiçbir olumsuzlama, hiçbir belirlenim kapsamaması gerekir. Bu soyut düşünme yoluna dönmektir.

Tözün ilinekleri ya da Tanrının yüklemleri Sonsuzluk ile bağdaşmayacağı için, Spinoza uzam ve düşünce yüklemlerini Töze dışarıdan ekleme yoluna başvurur ve bununla Tözün sonsuzluğunun korunduğunu düşünür. Bu iyi bir mantık değildir.

 




📘 HEIDEGGER (1889–1976) / “Aristotle had no ‘teleological’ worldview.”

Martin Heidegger  BASIC CONCEPTS  OF ARISTOTELIAN  PHILOSOPHY  TRANSLATED ny  Robert D. Metcalf AND Mark B. Tanzer





Aristotle had no “teleological” worldview.
Martin Heidegger (W)
Basic Concepts of Aristotelian Philosophy
(2009)
GRUNDBEGRIFFE DER ARISTOTELISCHEN PHILOSOPHIE (1924)

 



📘 ‘CONCEPT,’ ‘LOGIC,’ ‘HEGEL’; “... conceptuality constitutes the substance of all scientific research ...”;



“... conceptuality constitutes the substance of all scientific research ...”.



“Neither Plato nor Aristotle knew of ‘logic.’”
“Hegelian dialectic, which in a completely uncreative way merely adapts traditional logical materials in definite respects.”

 




🛑 Modern Fizikte Varlık ve Oluş (Being and Becoming in Modern Physics / Stanford)

Modern Fizikte Varlık ve Oluş

First published Wed Jul 11, 2001; substantive revision Mon Aug 21, 2017
Stanford Encyclopedia of Philosophy (Link: Stanford Üniversitesi) (W)
 

Bu site kavram sorunlarını Fizik (aslında “Mekanik”) sorunları olarak ele almanın daha iyi olacağını düşünür ve Varlık ve Oluş kavramlarını “Being and Becoming in Modern Physics” başlığı altında mekanik uzay ve zaman problemlerine indirger. Bunu pozitivist geleneğe uygun olarak yapar.
 
Pozitivist bakış açısı kavramların kavramlar olarak ya da kendilerinde irdelemenin gerekli olduğunu düşünmez. Aslında kavramların varlığını kabul etmez, çünkü kavramlar olgular değildir.
 
  1. What is time, and is it real?
  2. If it is, does time flow or lapse or pass?
  3. Are the future or the past as real as the present?
  4. These metaphysical questions have been debated for more than two millennia, with no resolution in sight.
  5. Modern physics provides us, however, with tools that enable us to sharpen these old questions and generate new arguments.
  6. Does the special theory of relativity, for example, show that there is no temporal passage or that the future is as real as the present?
  7. The focus of this entry will be on these new insights into those old questions.

1. “Reel” ile denmek istenen duyulur, özdeksel, tekil gibi birşey olmalıdır.
2. Eğer “reel” ise akışkan olmalıdır ve o zaman ne tür akış olduğu sorusu doğar.
3. “Şimdi” reel olarak kabul edilir ve buna göre geleceğin ve geçmişin reelliği sorgulanır.
4. Bu sorular “metafiziksel” olarak kabul edilir, ki gerçekte tam tersine “zaman” ile ilgili oldukları için özellikle “fiziksel” ya da “mekanik”tirler.
5. “Modern Fizik” diye ayrı bir “Fizik” türü bu “metafiziksel” soruları fiziksel olarak ele alacaktır.
6. Özel Görelilik Kuramı oluşun göreliliğini gösterecek, ve bunu düşünerek değil, düşünce-deneyleri yoluyla yapacaktır.

 

 



📥 Being and Becoming in Modern Physics (W)

 








 


📂 Logic (B)

Logic (B)

  • Simgesel mantık tasımlar ile ve bu nedenle önermelerin doğruluk ya da yanlışlığı ile ilgilenir.
  • Simgesel mantık gerçeklik ile ya da kavrama uygunluk ile ilgilenmez.
  • Aşağıda betimlenen pozitivist yaklaşıma göre, tümdengelimli (deductive) mantıkta vargı öncüllerde kapsananı açığa çıkarır ve yeni bir bilgi sağlamaz.
  • Tümevarımlı (inductive) mantıkta vargı yeni bilgi kapsar. (Bu — aşağıda Hintikka’nın belirttiği gibi — Scherlok Holmes’un yöntemidir).

 

  • Quantifiers are the formal counterparts of English phrases such as “there is …” or “there exists …,” as well as “for every …” and “for all …”
  • Bu mantıkta mantıksal yöntem dilbilgisinden ya da doğrudan doğruya doğal dilin kendisinden ödünç alınır ve dilin öğelerinden bir bölümü (all, some, many, few, most, and no) simgelerin kullanımı yoluyla ‘matematikselleştirilir.’
 
 

Logic (B)

WRITTEN BY
Jaakko J. Hintikka
BIOGRAPHY

Jakko Hintikka was a Professor of Philosophy at Boston University. He was known as the main architect of game-theoretical semantics and of the interrogative approach to inquiry and also as one of the architects of distributive normal forms, possible-worlds semantics, tree methods, infinitely deep logics, and the present-day theory of inductive generalization.

PUBLICATIONS

Author of Philosophy of Mathematics (Readings in Philosophy) (1969); Logic, Language-Games and Information: Kantian Themes in the Philosophy of Logic (1972); On Godel (1999); Socratic Epistemology: Explorations of Knowledge-Seeking by Questioning (2007).

Logic, the study of correct reasoning, especially as it involves the drawing of inferences.

This article discusses the basic elements and problems of contemporary logic and provides an overview of its different fields. For treatment of the historical development of logic, see logic, history of. For detailed discussion of specific fields, see the articles applied logic, formal logic, modal logic, and logic, philosophy of.

Scope And Basic Concepts

 

An inference is a rule-governed step from one or more propositions, called premises, to a new proposition, usually called the conclusion.A rule of inference is said to be truth-preserving if the conclusion derived from the application of the rule is true whenever the premises are true. Inferences based on truth-preserving rules are called deductive, and the study of such inferences is known as deductive logic. An inference rule is said to be valid, or deductively valid, if it is necessarily truth-preserving. That is, in any conceivable case in which the premises are true, the conclusion yielded by the inference rule will also be true. Inferences based on valid inference rules are also said to be valid.

Logic in a narrow sense is equivalent to deductive logic. By definition, such reasoning cannot produce any information (in the form of a conclusion) that is not already contained in the premises. In a wider sense, which is close to ordinary usage, logic also includes the study of inferences that may produce conclusions that contain genuinely new information. Such inferences are called ampliative or inductive, and their formal study is known as inductive logic. They are illustrated by the inferences drawn by clever detectives, such as the fictional Sherlock Holmes.

The contrast between deductive and ampliative inferences may be illustrated in the following examples. From the premise “somebody envies everybody,” one can validly infer that “everybody is envied by somebody.” There is no conceivable case in which the premise of this inference is true and the conclusion false. However, when a forensic scientist infers from certain properties of a set of human bones the approximate age, height, and sundry other characteristics of the deceased person, the reasoning used is ampliative, because it is at least conceivable that the conclusions yielded by it are mistaken.

In a still narrower sense, logic is restricted to the study of inferences that depend only on certain logical concepts, those expressed by what are called the “logical constants” (logic in this sense is sometimes called elementary logic). The most important logical constants are quantifiers, propositional connectives, and identity. Quantifiers are the formal counterparts of English phrases such as “there is …” or “there exists …,” as well as “for every …” and “for all …” They are used in formal expressions such as (∃x) (read as “there is an individual, call it x, such that it is true of x that …”) and (∀y) (read as “for every individual, call it y, it is true of y that …”). The basic propositional connectives are approximated in English by “not” (~), “and” (&), “or” (∨ ), and “if … then …” (⊃). Identity, represented by ≡, is usually rendered in English as “… is …” or “… is identical to …” The two example propositions above can then be expressed as (1) and (2), respectively:

(1) (∃x)(∀y) (x envies y)

(2) (∀y)(∃x) (x envies y)

The way in which the different logical constants in a proposition are related to each other is known as the proposition’s logical form. Logical form can also be thought of as the result of replacing all of the nonlogical concepts in a proposition by logical constants or by general logical symbols known as variables. For example, by replacing the relational expression “a envies b” by “E(a,b)” in (1) and (2) above, one obtains (3) and (4), respectively:

(3) (∃x)(∀y) E(x,y)

(4)(∀y)(∃x) E(x,y)

The formulas in (3) and (4) above are explicit representations of the logical forms of the corresponding English propositions. The study of the relations between such uninterpreted formulas is called formal logic.

It should be noted that logical constants have the same meaning in logical formulas, such as (3) and (4), as they do in propositions that also contain nonlogical concepts, such as (1) and (2). A logical formula whose variables have been replaced by nonlogical concepts (meanings or referents) is called an “interpreted” proposition, or simply an “interpretation.” One way of expressing the validity of the inference from (3) to (4) is to say that the corresponding inference from a proposition like (1) to a proposition like (2) will be valid for all possible interpretations of (3) and (4).

Valid logical inferences are made possible by the fact that the logical constants, in combination with nonlogical concepts, enable a proposition to represent reality. Indeed, this representational function may be considered their most fundamental feature. A proposition G, for example, can be validly inferred from another proposition F when all of the scenarios represented by F—the scenarios in which F is true—are also scenarios represented by G—the scenarios in which G is true. In this sense, (2) can be validly inferred from (1) because all of the scenarios in which it is true that someone envies everybody are also scenarios in which it is true that everybody is envied by at least one person.

A proposition is said to be logically true if it is true in all possible scenarios, or “possible worlds.” A proposition is contradictory if it is false in all possible worlds. Thus, another way to express the validity of the inference from F to G is to say that the conditional proposition “If F, then G” (F ⊃ G) is logically true.

Not all philosophers accept these explanations of logical validity, however. For some of them, logical truths are simply the most general truths about the actual world. For others, they are truths about a certain imperceptible part of the actual world, one that contains abstract entities like logical forms.

In addition to deductive logic, there are other branches of logic that study inferences based on notions such as knowing that (epistemic logic), believing that (doxastic logic), time (tense logic), and moral obligation (deontic logic), among others. These fields are sometimes known collectively as philosophical logic or applied logic. Some mathematicians and philosophers consider set theory, which studies membership relations between sets, to be another branch of logic.

 

Logical Notation

The way in which logical concepts and their interpretations are expressed in natural languages is often very complicated. In order to reach an overview of logical truths and valid inferences, logicians have developed various streamlined notations. Such notations can be thought of as artificial languages when their nonlogical concepts are interpreted; in this respect they are comparable to computer languages, to some of which they are in fact closely related. The propositions (1)–(4) illustrate one such notation.

Logical languages differ from natural ones in several ways. The task of translating between the two, known as logic translation, is thus not a trivial one. The reasons for this difficulty are similar to the reasons why it is difficult to program a computer to interpret or express sentences in a natural language.

Consider, for example, the sentence

(5) If Peter owns a donkey, he beats it.

Arguably, the logical form of (5) is

(6) (∀x)[(D(x) & O(p,x) ⊃ B(p,x)]

where D(x) means “x is a donkey,” O(x,y) means “x owns y,” B(x,y) means “x beats y,” and “p” refers to Peter. Thus (6) can be read: “For all individuals x, if x is a donkey and Peter owns x, then Peter beats x. Yet theoretical linguists have found it extraordinarily difficult to formulate general translation rules that would yield a logical formula such as (6) from an English sentence such as (5).

Contemporary forms of logical notation are significantly different from those used before the 19th century. Until then, most logical inferences were expressed by means of natural language supplemented with a smattering of variables and, in some cases, by traditional mathematical concepts. One can in fact formulate rules for logical inferences in natural languages, but this task is made much easier by the use of a formal notation. Hence, from the 19th century on most serious research in logic has been conducted in what is known as symbolic, or formal, logic. The most commonly used type of formal logical language was invented by the German mathematician Gottlob Frege (1848–1925) and further developed by the British philosopher Bertrand Russell (1872–1970) and his collaborator Alfred North Whitehead (1861–1947) and the German mathematician David Hilbert (1862–1943) and his associates. One important feature of this language is that it distinguishes between multiple senses of natural-language verbs that express being, such as the English word “is.” From the vantage point of this language, words like “is” are ambiguous, because sentences containing them can be used to express existence (“There is a Santa Claus”), identity (“Superman is Clark Kent”), predication (“Venus is a planet”), or subsumption (“The wolf is a vertebrate”). In the logical language, each of these senses is expressed in a different way. Yet it is far from clear that the English word “is” really is ambiguous. It could be that it has a single sense that is differently interpreted, or used to convey different information, depending on the context in which the containing sentence is produced. Indeed, before Frege and Russell, no logician had ever claimed that natural-language verbs of being are ambiguous.

Another feature of contemporary logical languages is that in them some class of entities, sometimes called the “universe of discourse,” is assumed to exist. The members of this class are usually called “individuals.” The basic quantifiers of the logical language are said to “range over” the individuals in the universe of discourse, in the sense that the quantifiers are understood to refer to all (∀x) or to at least one (∃x) such individual. Quantifiers that range over individuals are said to be “first-order” quantifiers. But quantifiers may also range over other entities, such as sets, predicates, relations, and functions. Such quantifiers are called “second-order.” Quantifiers that range over sets of second-order entities are said to be “third-order,” and so on. It is possible to construct interpreted logical languages in which there are no basic individuals (known as “ur-individuals”) and thus no first-order quantifiers. For example, there are languages in which all the entities referred to are functions.

Depending upon whether one emphasizes inference and logical form on the one hand or logic translation on the other, one can conceive of the overarching aim of logic as either the study of different logical forms for the purpose of systematizing the study of inference patterns (logic as a calculus) or as the creation of a universal interpreted language for the representation of all logical forms (logic as language).

 

Logical Systems

Logic is often studied by constructing what are commonly called logical systems. A logical system is essentially a way of mechanically listing all the logical truths of some part of logic by means of the application of recursive rules—i.e., rules that can be repeatedly applied to their own output. This is done by identifying by purely formal criteria certain axioms and certain purely formal rules of inference from which theorems can be derived from axioms together with earlier theorems. All of the axioms must be logical truths, and the rules of inference must preserve logical truth. If these requirements are satisfied, it follows that all the theorems in the system are logically true. If all the truths of the relevant part of logic can be captured in this way, the system is said to be “complete” in one sense of this ambiguous term.

The systematic study of formal derivations of logical truths from the axioms of a formal system is known as proof theory. It is one of the main areas of systematic logical theory.

Not all parts of logic are completely axiomatizable. Second-order logic, for example, is not axiomatizable on its most natural interpretation. Likewise, independence-friendly first-order logic is not completely axiomatizable. Hence the study of logic cannot be restricted to the axiomatization of different logical systems. One must also consider their semantics, or the relations between sentences in the logical system and the structures (usually referred to as “models”) in which the sentences are true.

Logical systems that are incomplete in the sense of not being axiomatizable can nevertheless be formulated and studied in ways other than by mechanically listing all their logical truths. The notions of logical truth and validity can be defined model-theoretically (i.e., semantically) and studied systematically on the basis of such definitions without referring to any logical system or to any rules of inference. Such studies belong to model theory, which is another main branch of contemporary logic.

Model theory involves a notion of completeness and incompleteness that differs from axiomatizability. A system that is incomplete in the latter sense can nevertheless be complete in the sense that all the relevant logical truths are valid model-theoretical consequences of the system. This kind of completeness, known as descriptive completeness, is also sometimes (confusingly) called axiomatizability, despite the more common use of this term to refer to the mechanical generation of theorems from axioms and rules of inference.

Definitory And Strategic Inference Rules

There is a further reason why the formulation of systems of rules of inference does not exhaust the science of logic. Rule-governed, goal-directed activities are often best understood by means of concepts borrowed from the study of games. The “game” of logic is no exception. For example, one of the most fundamental ideas of game theory is the distinction between the definitory rules of a game and its strategic rules. Definitory rules define what is and what is not admissible in a game—for example, how chessmen may be moved on a board, what counts as checking and mating, and so on. But knowledge of the definitory rules of a game does not constitute knowledge of how to play the game. For that purpose, one must also have some grasp of the strategic rules, which tell one how to play the game well—for example, which moves are likely to be better or worse than their alternatives.

In logic, rules of inference are definitory of the “game” of inference. They are merely permissive. That is, given a set of premises, the rules of inference indicate which conclusions one is permitted to draw, but they do not indicate which of the permitted conclusions one should (or should not) draw. Hence, any exhaustive study of logic—indeed, any useful study of logic—should include a discussion of strategic principles of inference. Unfortunately, few, if any, textbooks deal with this aspect of logic. The strategic principles of logic do not have to be merely heuristic “rules-of-thumb.” In principle, they can be formulated as strictly as are definitory rules. In most nontrivial cases, however, the strategic rules cannot be mechanically (recursively) applied.

Rules Of Ampliative Reasoning

In a broad sense of both “logic” and “inference,” any rule-governed move from a number of propositions to a new one in reasoning can be considered a logical inference, if it is calculated to further one’s knowledge of a given topic. The rules that license such inferences need not be truth-preserving, but many will be ampliative, in the sense that they lead (or are likely to lead) eventually to new or useful information.

There are many kinds of ampliative reasoning. Inductive logic offers familiar examples. Thus a rule of inductive logic might tell one what inferences may be drawn from observed relative frequencies concerning the next observed individual. In some cases, the truth of the premises will make the conclusion probable, though not necessarily true. In other cases, although there is no guarantee that the conclusion is probable, application of the rule will lead to true conclusions in the long run if it is applied in accordance with a good reasoning strategy. Such a rule, for example, might lead from the presupposition of a question to its answer, or it might allow one to make an “educated guess” based on suitable premises.

The American philosopher Charles Sanders Peirce (1839–1914) introduced the notion of “abduction,” which involves elements of questioning and guessing but which Peirce insisted was a kind of inference. It can be shown that there is in fact a close connection between optimal strategies of ampliative reasoning and optimal strategies of deductive reasoning. For example, the choice of the best question to ask in a given situation is closely related to the choice of the best deductive inference to draw in that situation. This connection throws important light on the nature of logic. At first sight, it might seem odd to include the study of ampliative reasoning in the theory of logic. Such reasoning might seem to be part of the subject of epistemology rather than of logic. In so far as definitory rules are concerned, ampliative reasoning does in fact differ radically from deductive reasoning. But since the study of the strategies of ampliative reasoning overlaps with the study of the strategies of deductive reasoning, there is a good reason to include both in the theory of logic in a wide sense.

Some recently developed logical theories can be thought of as attempts to make the definitory rules of a logical system imitate the strategic rules of ampliative inference. Cases in point include paraconsistent logics, nonmonotonic logics, default reasoning, and reasoning by circumscription, among other examples.Most of these logics have been used in computer science, especially in studies of artificial intelligence. Further research will be needed to determine whether they have much application in general logical theory or epistemology.

The distinction between definitory and strategic rules can be extended from deductive logic to logic in the wide sense. Often it is not clear whether the rules governing certain types of inference in the wide sense should be construed as definitory rules for step-by-step inferences or as strategic rules for longer sequences of inferences. Furthermore, since both strategic rules and definitory rules can in principle be explicitly formulated for both deductive and ampliative inference, it is possible to compare strategic rules of deduction with different types of ampliative inference.

Jaakko J. Hintikka

 




📂 Quantity (W)

Quantity (W)

Quantity is a property {?} that can exist as a multitude or magnitude, which illustrate discontinuity and continuity.

Quantities can be compared in terms of "more", "less", or "equal", or by assigning a numerical value in terms of a unit of measurement.

Mass, time, distance, heat, and angular separation are among the familiar examples of quantitative properties.

Quantity is among the basic classes of things along with quality, substance, change, and relation. Some quantities are such by their inner nature (as number), while others function as states (properties, dimensions, attributes) of things such as heavy and light, long and short, broad and narrow, small and great, or much and little.

Under the name of multitude comes what is discontinuous and discrete and divisible ultimately into indivisibles, such as: army, fleet, flock, government, company, party, people, mess (military), chorus, crowd, and number; all which are cases of collective nouns.

Under the name of magnitude comes what is continuous and unified and divisible only into smaller divisibles, such as: matter, mass, energy, liquid, material—all cases of non-collective nouns.

Along with analyzing its nature and classification, the issues of quantity involve such closely related topics as dimensionality, equality, proportion, the measurements of quantities, the units of measurements, number and numbering systems, the types of numbers and their relations to each other as numerical ratios.


Sonsuz Küçüklük ve Büyüklük Üzerine Hilbert (LINK)

“Tıpkı sonsuz küçüklük kalkülüsünün sınır süreçlerinde sonsuz büyük ve sonsuz küçük anlamında sonsuzun yalnızca bir eğretileme olarak çıkmış olması gibi, onun tümdengelimli yöntemlerde kullanımını imleyen sonsuz bir büyüklük anlamında sonsuzun bir yanılsama olduğunu da anlamalıyız.”
“It is, therefore, the problem of the infinite in the sense just indicated which we need to resolve once and for all. Just as in the limit processes of the infinitesimal calculus, the infinite in the sense of the infinitely large and the infinitely small proved to be merely a figure of speech, so too we must realize that the infinite in the sense of an infinite totality, where we still find it used in deductive methods, is an illusion.”

“Buna göre giderek modern bilimin eğilimini sonsuz küçükten kurtulma olarak bile yorumlayabiliriz.”
Consequently we could even interpret the tendency of modern science as emancipation from the infinitely small..

“Oldukça şaşırtıcıdır ki, bir karenin ya da kübün tüm noktalarının kümesi 0 ve 1 aralığının noktalarının kümesinden daha büyük değildir.”“Surprisingly enough, the set of all the points of a square or cube is no larger than the set of points of the interval 0 to 1. Similarly for the set of all continuous functions.”

“Elektriğin ... o zaman pozitif ve negatif elektronlardan yapıldığı gösterildi.”
“Electricity ... was then shown to be built up of positive and negative electrons.”

 




📂 Quantifier (logic) (W)

Quantifier (logic) (W)

In natural languages, a quantifier turns a sentence about something having some property into a sentence about the number (quantity) of things having the property. Examples of quantifiers in English are "all", "some", "many", "few", "most", and "no"; examples of quantified sentences are "all people are mortal", "some people are mortal", and "no people are mortal", they are considered to be true, true, and false, respectively.

In mathematical logic, in particular in first-order logic, a quantifier achieves a similar task, operating on a mathematical formula rather than an English sentence.

More precisely, a quantifier specifies the quantity of specimens in the domain of discourse that satisfy an open formula. The two most common formal quantifiers are "for each" (traditionally symbolized by "∀"), and "there exists some" ("∃").For example, in arithmetic, quantifiers allow one to say that the natural numbers go on forever, by writing that

"for each natural number n, there exists some natural number m that is bigger than n"; this can be written formally as

"∀n∈ℕ. ∃m∈ℕ. m>n".

The above English examples could be formalized as "∀pP. m(p)","∃pP. m(p)", and "¬pP. m(p)", respectively, when P denotes the set of all people, and m(p) denotes "p is mortal".

A formula beginning with a quantifier is called a quantified formula. A formal quantifier requires a variable, which is said to be bound by it, and a subformula specifying a property of that variable.

Formal quantifiers have been generalized beginning with the work of Mostowski and Lindström.

 



📂Propositional calculus (propositional logic) (W)

Propositional calculus (W)

Propositional calculus is a branch of logic. It is also called propositional logicstatement logicsentential calculussentential logic, or sometimes zeroth-order logic. It deals with propositions (which can be true or false) and argument flow. Compound propositions are formed by connecting propositions by logical connectives. The propositions without logical connectives are called atomic propositions.

Unlike first-order logic, propositional logic does not deal with non-logical objects, predicates about them, or quantifiers. However, all the machinery of propositional logic is included in first-order logic and higher-order logics. In this sense, propositional logic is the foundation of first-order logic and higher-order logic.

 



📂Logical connective (W)

Logical connective (W)

In logic, a logical connective (also called a logical operatorsentential connective, or sentential operator) is a symbol or word used to connect two or more sentences (of either a formal or a natural language) in a grammatically valid way, such that the value of the compound sentence produced depends only on that of the original sentences and on the meaning of the connective.

The most common logical connectives are binary connectives (also called dyadic connectives) which join two sentences which can be thought of as the function's operands. Also commonly, negation is considered to be a unary connective.

Logical connectives along with quantifiers are the two main types of logical constants used in formal systems such as propositional logic and predicate logic. Semantics of a logical connective is often, but not always, presented as a truth function.

A logical connective is similar to but not equivalent to a conditional operator.

 

List of common logical connectives

Commonly used logical connectives include

 

Alternative names for biconditional are iffxnor, and bi-implication.

For example, the meaning of the statements it is raining and I am indoors is transformed when the two are combined with logical connectives. For statement P = It is raining and Q = I am indoors:

  • It is not raining ({\displaystyle \neg } P)
  • It is raining and I am indoors ({\displaystyle P\wedge Q} )
  • It is raining or I am indoors ({\displaystyle P\lor Q} )
  • If it is raining, then I am indoors ({\displaystyle P\rightarrow Q} )
  • If I am indoors, then it is raining ({\displaystyle Q\rightarrow P} )
  • I am indoors if and only if it is raining ({\displaystyle P\leftrightarrow Q} )

It is also common to consider the always true formula and the always false formula to be connective:

  • True formula (⊤, 1, V [prefix], or T)
  • False formula (⊥, 0, O [prefix], or F)

 




  Kant’ın Önermeleri
 

🛑 Kant’ın Önermeleri

Kant’ın Önermeleri
AZİZ YARDIMLI

— BU ÖNERMELER KANT’IN KENDİ ÖNERMELERİNİN BİR YENİDEN-BİLDİRİMİ OLARAK AMAÇLANMIŞTIR.
— ÖNERME BİÇİMİ İÇERİĞİN ZORUNLU OLARAK DOĞRU OLMASINI GEREKTİRMEZ.
— İÇ TUTARSIZLIKLAR, BİR İKİSİ DIŞINDA, ÖZELLİKLE BELİRTİLMİŞ DEĞİLDİR.

 

• Uzay Ve Zaman Kendilerinde Şeylerin Özellikleri (Saltık Olgusallıklar) Değildir.
• Uzay Ve Zaman Fenomenaldir [Leibniz’in görüşü].
• Uzay Ve Zaman Karışık Düşünceler [Leibniz’de Olduğu Gibi] Değildir.
• Uzay Ve Zaman Arı Sezgilerdir.

• Duyusal Bilgi Ve Anlıksal Bilgi (Duyulur Ve Anlaşılır Nesnelerin; sensibilia ve intelligibilia).
• Duyarlık Bir Nesnenin Bulunuşundan Onun Bir Tasarımını Üretme Yetisidir.• Duyusal Bilgide Özdek (Duyum) Ve Biçim (Öznenin Katkısı Olarak Uzay Ve Zaman) Yanları Vardır.
• Sezgiler Duyumları Eşgüdümlü Kılar.
• Uzay Öznel Ve İdealdir; Anlığın Doğasından Gelir.
• Zaman Sezgisi De Duyusal Bilgi İçin Önkoşuldur.
• Uzay Ve Zaman Sezgileri Özdek/Duyum İle Birlikte Görüngüyü Oluşturur.
• Görüngü Verili Duyumların Uzaysal Ve Zamansal Eşgüdümü İle Üretilir.
• Deneyim Görüngü Üzerine Anlığın Mantıksal Kullanımı İle Üretilir.
• Görgül Bilimler Anlığın Mantıksal Kullanımı Üzerine Kurulur.
• Anlığın Mantıksal Kullanımı Görüngüye Sınırlı Değildir.
• Anlıksal Bilgi Salt Anlaşılır Nesnelerin Bilgisidir.
• Duyusal Bilgi Görüngülerin Bilgisidir.
• Anlıksal Bilgi ‘‘Şeylerin Oldukları Gibi Bilgisidir’’ (Kendilerinde-Şeylerin).
• Görgül Bilimler Duyusal Bilgi Alanına Düşer.
• Tinsel Olgusallıkların Sezgisi Olanaksızdır.
• Sezgisel Dayanağı Olmayan Duyulurüstü Olgusallıklar Nasıl Düşünülebilir?
• Arı Anlık Olgusal Kullanımında Görgül-Olmayan Kavramlar Üretir.
• Görgül-Olmayan Kavramlar Doğuştan Değil Ama Kazanılmıştır (Anlığın Özünlü Yasalarından Soyutlanmıştır).
• Görgül Kavramlar Deneyim Durumunda Anlığın Kendisinden Türer.
• Duyulurüstünün Bilgisi Olanaklıdır; Ama Bu ‘Simgesel Bilgi’dir.
• Doğal Bilimlerde Ve Matematikte Yöntem Kullanımdan Sonra Belirlenir.
• Sezgi Yanılgıya Karşı Güvencedir.
• Metafizikte Yöntemi Arı Anlağın Kendisi Kullanıma Önsel Olarak Belirler.
• Yöntemin İlk Kuralı İki Alanın İlkelerini Karıştırmamaktır.
• Görgül Kavramlar Duyulurüstüne Uygulanmamalıdır.
• Duyusal Tasarımların Nesnel Göndermeleri Vardır.
• Ansal Tasarımların Nesneleri Ancak Anlak Kavramları Tarafından Üretilebilir.
• Ama Bu İşi Tanrısal Anlık Yapabilir, İnsan Anlığı Değil.
• Ve Gene De Arı Kavramlar Duyu-Deneyiminden Türemez.
• Öyleyse Arı Kavramların Kökenleri Ruhun Doğasında Yatar.
• Ve Böylece Nesne İle İlişkileri Sorusu Doğar.
• Görgül-Kavramlar (Duyusal Tasarımlar) Nesneleri Görüngüler Olarak Sunar.
• Ve Anlıksal Tasarımlar Nesneleri Oldukları Gibi Verir.
• Şimdi: Arı Anlak-Kavramları Duyusal Sezgi Verilerini Bireştirir.
• Kavramlar Sezgiler (Uzay/Zaman) İle Andırımlı Olurlar.
• Böylece: Nesneler (Görüngüler) Kavramlara Bağdaşacak, Çünkü Onlar Tarafından Belirlenecektir.
• Sonuçta Kavrama Dışsal Kendinde-Şey Zorunlu Bir Varsayım Olarak Getirilecektir.

• Arı Usun Eleştirisi Kavramı.
• Kant’ın Kopernik Devrimi.
• Kendilerinde-Şeyler Vardır [Kant bir tanıtlama vermez].

• Kant’ın Soruları.
• Metafizik Olanaklı Mıdır?
• Metafizik Olgusallığa İlişkin Bilgimizi Genişletir Mi?
• Metafiziğin Başlıca Sorunları Tanrı, Özgürlük, Ölümsüzlük İle İlgilidir.
• Metafizik Güvenilirliğini Yitirmiştir.
• Çünkü Matematik Ve Doğa Bilimleri Gelişirken Metafizik Gelişmemiştir.
• Metafizik Güvenilir Yöntem Bulamamıştır.
• Yoksa Bir Yöntem Bulmak Olanaksız Mıdır?
• Metafiziğe İlgisizlik Taslamak Boşunadır.
• Ama Gene De Metafizik Eleştirel Bir İrdeleme Altına Alınmalıdır.
• Kavramlar Deneyimden Türemez.
• Kavramlar Doğuştan Düşünceler De Değildir.
• Kavramlar Deneyim Durumunda Usun Kendi İçersinden Türettiği İlkelerdir.
• Kavram Deneyimden Türememiş Ama Deneyime Uygulanıyor Olması Anlamında A Prioridir.
• Kavramlar Görgül/Deneyimsel İçerikten Yoksun Olmaları Anlamında Arıdır.
• Metafizikçiler Usun Arı Kavramları Duyulurüstüne Uygulayabileceğini Sandılar (İnakçılık).
• Arı Kavramların Deneyim Ötesinde Kullanılıp Kullanılamayacağı Sorgulanmalıdır.
• Arı Usun Eleştirisinin Görevi Kavramları Sınamaktır.
• ‘Eleştiri’ Arı Usun Kendisinin Yargıcı Olacaktır [Eleştiriyi Kim Yargılayacaktır?].
• Soru Şudur: Anlak Ve Us Deneyimin Ötesinde Neyi Ve Ne Denli Bilir?
• Aşkınsal Soruşturma: Nesneleri Bilmenin Arı Koşulları.
• Bu Koşullar Görgül (Zorunlu Olmayan) Koşullar Değildir.
• Arı Koşullar Evrensellerdir.
• Eleştirel Felsefe: Usun A Priori Bilgilenme Açısından Sorgulanması.
• Metafizik: A Priori Erişilebilen Bilgi Kütlesi.
• Öyleyse: Eleştirel Felsefe Bir ‘Metafizik’ Midir?
• [Kant Metafiziği Yadsımaz; Kendi Çalışması: Doğal Bilimin Metefiziksel İlkeleri.
• Metafizik Duyulurüstü Olgusallıkların [!] Bilgisi İçin Geçersizdir.
• Metafizik Doğal Yatkınlık Olarak Edimsel, Ve ‘Öyleyse’ Olanaklıdır.
• Metafiziğin Bir Bilim Olarak Olanaklı Olup Olmadığı Sorgulanmalıdır.
• A Priori Bilgi Görgül Önsellik Değildir.
• A Priori Bilgi Doğuştan Düşünce Değildir.
• A Priori Bilgi Deneyim Durumunda Ama Deneyimden Türememiş Olan Bilgi Demektir.
• Tüm Bilgi Deneyim İle Başlar; Ama Tümü Deneyimden Doğmaz.
• A Priori Bilgi Olmalıdır, Çünkü Vardır!
• Zorunluk Ve Evrensellik Deneyimden Türemez [Bu Nedenle Tümevarımcı ‘Bilim’ Pozitivizm Tarafından Tanınmaz].
• Zorunluk Ve Evrensellik A Priori Bilginin Pekin Göstergeleridir.
• Matematiksel Bilgi A Prioridir, Çünkü Evrensel Ve Zorunludur.
• Doğal Anlak Da A Priori Kategorileri Kullanır: Nedensellik.
• Hume Da Deneyimin Zorunluk Ve Evrensellik Vermediğini Bilir [Deneyimin Salt Bir Alışkanlık Yapısı Verdiğini Aristoteles ‘İlk Felsefe’de Belirtir, Ayrıca: “Deneyim Tekillerin Bilgisidir, Evrensellerin Değil”—981a].
• Hume İçin Zorunluk Ruhbilimsel Çağrışımdır.
• A Priori Bilgi Bir Çağrışım Sorunu Değildir.
• Zorunluk Yargısı Görgül Genelleme Olamaz: A Priori Olmalıdır.
• Arı Matematik Ve Arı Fizikte A Priori Bilgi Edimseldir.
• Öyleyse Soru: Nasıl Olanaklıdır?
• Kurgul Metafizikte A Priori Bilgi Kuşkuludur.
• Öyleyse Soru: Acaba Olanaklı Mıdır?

• Analitik Ve Sentetik Yargılar.
• Analitik Yargı: Yüklem Öznenin Kavramında İçerilir.
• Analitik Yargı Açımlayıcıdır, Genişletici Değil.
• Analitik Yargının Gerçekliği Çelişki İlkesine Bağlıdır: Yadsınmaları Çelişki Yaratır.
• Sentetik Yargı: Yüklem Öznenin Kavramında İçerilmez.
• Sentetik Yargı Genişleticidir, Açımlayıcı Değil.
• Tüm Sentetik Yargılarda Öznenin Kavramına Birşey Eklenir.
• Eğer Ekleme Olgulara İlişkin İse Yargı A Posteriori Sentetikdir.
• A Posteriori Sentetik Yargı Evrensel Değildir.
• Eğer Ekleme Zorunlu Ve Evrensel İse Yargı A Priori Sentetiktir.
• [Pozitivist Karşıçıkış: Önerme Dilbilimsel-Olmayan Olgusallık Üzerine Bilgi Verirse A Priori Sentetik Olamaz].
• Sentetik A Priori Önermeler Olgusallık Üzerine Bilgimizi Genişletir [Ama ‘Olgusallık’ Salt Bir Görüngüdür].
• Aritmetiksel Önermeler A Priori Sentetiktir.
• Geometrik Önermeler A Priori Sentetiktir.
• Metafizik Sentetik A Priori Önermelerden Oluşur.
• Ama Metafizik Bir Bilim Olarak Olanaklı Mıdır?
• Metafizik Doğal Bir Yatkınlık Olarak Olanaklıdır.
• [Kant’ın] Kopernik Devrimi Bilgi Ve Nesnesi Arasındaki Bağdaşma Sorunu İle İlgilidir: Anlık Nesnelere Değil, Nesneler Anlığa Uyar.
• Görüngüler Hem Kopernik Hem De Ptolemi Önsavı Üzerine Aynıdır.
• Kopernik Önsavı Neyi Daha İyi Açıklar?
• Kategoriler Deneyimi/Görüngüyü Üretir, Olgusallığı Değil.
• [Kant’ın] Kopernik Devrimi Gerçekte Kavramların Duyu Verileri Olmadığını Söyler.
• Kategorilerin İşleyişi Bilinçsizdir.
• Kategoriler Nesneye Biçim Verirler, Kendinde-Şeye Değil [Kendinde-Şey Nesne/Görüngü/Tasarım Değildir].
• Doğal Bilimci Doğaya Kendi Kategorileri İle Yaklaşır.
• [Hume: Tekil Görüngülerin Gözlemi Anlıkta Nedensellik Kavramını Üretmez].
• [Kant:] Anlığın Nedensellik Kavramı Tekil Görüngüleri Üretir.
• Nesneler Duyarlık Yoluyla Verilir, Anlak Yoluyla Düşünülür.
• Kategori Biçimsiz Duyum Üzerinde Mi Çalışır?
• Yoksa Duyum/Özdek Daha Şimdiden Biçimli Midir?
• Verili Olan Daha Şimdiden Sentetiktir.
• Ama Sentez Yalnızca Uzay/Zaman ‘Sezgileri’ Yoluyladır (Verili Olan Henüz Kavram‘sız’dır).
• Kavramsal Sentez Sezgisel (Uzay/Zaman) Sentezden Sonra Yer Alır.
• Anlağın Arı Kavramlarının İşi Duyusal Sezgi Verilerini (Görgül Verileri) Bireştirmektir (Sentezlemek).
• Duyusal Veri Olamayan Tinsel Kavramlar Nasıl Üretilir?
• İnsan Anlığı Koşulsuz Birlik Aradığı İçin Üretilir.
• Bu Birlik İlkeleri Aşkınsal İdealardır Ve Usun Ürünleridirler.
• Aşkınsal İdeaların Düzenleyici İşlevleri Vardır.
• İdealara Karşılık Düşen Olgusal Nesneler Yoktur.

• Nesnenin Tasarım Yetisi Üzerindeki Etkisi Duyumdur.
• Duyum Öznel Midir?
• Görüngü Bir Duyusal Sezgi Nesnesidir.
• Görüngüde (a) Duyuma Karşılık Düşen Özdek Ve (b) A Priori Duyarlık Biçimi Vardır.
• İki Arı Duyarlık Biçimi Vardır: Uzay Ve Zaman.
• Nesne Ve Kendinde-Şey Bir Ve Aynı Mıdır?
• Kendinde-Şey Duyuları Etkiler Mi?
• Duyusal Nesne Uzayda Ve Zamanda Olmalıdır.
• Uzay Dışsal Duyuların Görüngülerinin Biçimidir.
• Zaman İç Duyunun (Kendimizin Ve İç Durumumuzun Sezgisinin) Biçimidir.
• Uzay Ve Zaman Kavram Değil Midir?
• Uzay Ve Zaman Olgusal Değil Midir?
• Kendilerinde-Şeyler Uzayda Ve Zamanda Değildir.
• Uzay Ve Zaman Görgül Olarak Olgusal Ama Aşkınsal Olarak İdealdir.
• Olgusaldırlar: Çünkü Görgül Öğe Uzayda Ve Zamandadır.
• Aşkınsaldırlar: Çünkü Kendilerinde Şeylere Uygulanamazlar.
• ‘Aşkınsal Açımlama’ Sıradan Bir Analiz Midir?
• Geometrik Beti Kendinde-Şey Olamaz, Çünkü Bu Bize ‘Görünmez’
• Geometrik Beti Kendinde-Şeyin Tasarımı Da Olamaz (Çünkü Kendinde-Şey Algılanamaz).
• Öyleyse Geometrik Nesne A Priori Sezgi Yetisinde Kurulur.
• Matematik Görüngü Üzerine A Priori Bilgi Verir.
• Geometri A Priori Olanaklıdır, Çünkü Uzay A Priori Sezgidir (Duyarlığın Biçimidir).
• Geometri A Priori Kurulur Ve Önermeleri Görgül Olgusallığı Denetler.
• Leibniz: Geometrik Belitler Tanıtlanabilir.
• Kant: Geometrik Belitler Tanıtlanamaz.
• Matematik Salt Duyarlık Düzleminde İrdelenebilir Mi?

• Aşkınsal Analitik.
• Nesne Anlığa Duyarlık Yoluyla Verilir. [Nesne Yalnızca Uzay Vve Zaman Biçimleri İle Mi Belirlenir?]
• İçeriksiz Düşünceler Boştur. [İçerikli Düşünce Tasarım Mıdır?]
• Kavramsız Sezgiler Kördür. [Kavram Duyumun Ne Görmesini Sağlar?]
• Anlak Sezgiye Yeteneksizdir.
• Ve Duyular Düşünmeye Yeteneksizdir.
• Geleneksel Biçimsel Mantık İçeriğin Tümünü Soyutlar.
• Aşkınsal Mantık: İçeriğin Tümünü Soyutlamaz.
• Ve İçeriğin Tümünü Soyutlamaz Demek Kavramların Nesnelere Uygulanışı İle İlgilenir Demektir.
• Aşkınsal Mantık A Priori Anlak Kavram Ve İlkelerini İrdeler.
• Anlağın A Priori Kavramları ‘Nereden’ Bulunacaktır?
• Bu İş İçin Bir Aşkınsal İpucu Gerekir.
• Aşkınsal İpucu Yargı Yetisinde Bulunur.
• Anlak Yargı Gücüdür [!].
• Yargılar Başka Mantıkçılar Tarafından Şimdiden Sınıflandırılmıştır.
• Ve Kavramlar Listesi Yargı Tipleri Tablosundan Çekilecektir.
• [A Priori Kavramlara Kant Kategoriler De Der 74.]
• Listede Olmayan Kavramlar Türevsel/Yardımcıdır.
• [Kant Bu Türevsellerin Listesini Vermez].
• Tablodaki Üçlülerdeki Her Üçüncü Terim İlk İkisinin Sentezidir.
• [Şemanın Bu Özelliği Daha Sonra Hegel Tarafından Tüm Kategorilere Uygulandı].
• Kategoriler Fenomenleri Nasıl Bireştirir?
• Kategorilerin Aşkınsal Çıkarsaması Aslında Onları Deneyim İçin A Priori Koşullar Olduklarını Göstererek Aklamaktır.
• Bir ‘Bilgi Nesnesi’ Kavramında Bir Sezgi Çoklusu Bireştirilmiş Olandır.
• Sentezsiz Bilgi Olmaz.
• Çoklunun Tüm Sentezi (Bağıntılama/Birleştirme) Anlağın İşidir.
• Anlak Tasarım Yetisidir.
• Bağıntı Çoklunun Birliğinin Tasarımıdır.
• ‘Sentez/Bireştirme’ Kategorinin Uygulanışına Önsel Bir İşlem Midir?
• Sentez ‘Bilincin’ Kategoriye Önsel Birliği İçinde Olanaklıdır.
• Algılamanın Ve Düşünmenin Bilinçteki Birliği Öngerektir.
• Özbilinç Olmasa Bile Düşünme Sentez İçin Zorunludur.
• Arı Tamalgı: Ben Ve Sezgi Çoklusu Arasındaki Birlik.
• Duyarlığın Verisi Tamalgının Birliğine Alınmadıkça Deneyim, Bilgi, Nesne Olanaksızdır.
• Çokluyu Tamalgının Birliği İçine Alan Anlaktır.
• Sentez (Deneyim/Görüngü/Nesne) Bundan Sonra Kategoriler Yoluyla Yer Alır.
• Öyleyse Kategoriler Nesneler İle İlgilidir.
• Sezgi Çoklusu Tamalgının Kökensel Birliği Altına Düşer: Sezginin Birliği Sağlanır.
• Anlağın Tasarımlar Çoklusunu Tek Bir Tamalgı Altına Getiren İşlemi ‘Yargı’nın Mantıksal İşlevidir.
• Bu Yargı İşlevleri Kategorilerden Başka Birşey Değildir.
• Öyleyse Sezginin Çoklusu Kategoriler Altında Durur.
• Duyusal Çoklunun Sentezine Kategori Nasıl Uygulanacaktır?
• Sezgi (Duyusal) Verileri Kategoriler (Düşünsel) İle Türdeş Değildiçr
• Duyusal Ve Düşünsel Alanlar Arasında Aracılık ‘İmgeleme’ Düşer.
• İlkin: İmgelem Şemalar Üretir.
• Şema Kategoriyi Görüngülere Uyarlayan Bir Kural Ya Da İşlemdir.
• Şema İmge Değil Ama İmgenin Oluşumu İçin İşlemdir.
• Şema Kavram Gibi Geneldir: İmge Sezgi Çoklusu Gibi Tekildir.
• Şema A Priori Zamansal Belirlenimden Başka Birşey Değildir.
• Kategorinin Görüngüye Uygulanması Aşkınsal Zaman Belirlenimi Yoluyla Yer Alır.
• ‘İlkeler’ (Grundsätze): Anlağın Kategorilerin Kullanımı İçin A Priori Ürettiği Kurallar.
• İlkelerin Listesini Kategoriler Tablosu Verir.
• Nicelik Kategorileri İçin İlkeler: Sezgi Belitleri.
• Tüm Sezgiler Uzamlı Büyüklüklerdir.
• Öyleyse Matematik Deneyime Uygulanabilirdir.
• Nitelik Kategorileri İçin İlkeler: Deneyim Öncelemeleri.
• Nitelikte Yeğinlik Derecesi Vardır.
• Öyleyse Duyu Verilerinin Matematiksel Ölçümü Olanaklıdır.
• Bu İki İlke Matematikseldir.
• İlişki Kategorileri İçin İlkeler: Deneyim Andırımları.
• Kiplik Kategorileri İçin İlkeler: Genelde Görgül Düşünce Konutlamaları.

• Doğanın Olanağı.
• A Priori Sentez Doğaya Yasalar Verir.
• Bu Yasalar Aynı Zamanda Nesnel Midir [Görüngü = Nesne]?
• Kant Newton Fiziğini Akladı (Görüngü Evreninde).
• Kategoriler Şemasız Alındıklarında Nesnelerin Bilgisini Vermez.
• Şemalaştırılmış Kategoriler Yalnızca Duyusal Sezgi Verileri İle İlgilidir.
• Öyleyse Kategorilerin Yalnızca Görgül Kullanımı Geçerlidir.
• Kategoriler Duyulur Olmayan Nesnelerin Bilgisini Vermezler.
• Anlağın A Priori ‘İlkeleri’ De Görgül Kullanıma Sınırlıdır.
• Kavramlar Ve İlkeler Yalnızca Fenomenler İçin Geçerlidir.
• Fenomen Düşüncesi Numen Düşüncesini Getirmelidir.
• Numen Düşünce Nesnesidir.
• Görüngülere Fenomenler Denebilir.
• Numenler İse Yalnızca Düşünsel Oldukları Ve Yalnızca Anlıksal Sezgiye Verilebildikleri Varsayılan Şeylerdir.
• Ama İnsanlar İçin Sezgi Yalnızca Duyusal Sezgi Olabilir.
• Bir Nesneden Tüm Bilgi Koşulları Soyutlanırsa Geriye Bilinmeyen X Kalır.
• Bu X Aşkınsal Nesnedir: Bütünüyle Belirsiz Genelde Birşey Düşüncesi.
• Ama Bu Numen Değildir: Çünkü Numen ‘Anlıksal Sezgi’ Varsayımını Varsayar.
• ‘Aşkınsal Nesne Kavramı’ Salt Sınırlayıcı Bir Kavramdır.
• Numen İse Bir Anlıksal Sezgi İçin Olumlu Bir Olgusallıktır.
• Ama ‘Biz’ Numenin Olumlu Bir Kavramda Olanağını Bile Düşünemeyiz.
• Kendilerinde-Şeylere ‘Belkili’ Olarak Numenler Denebilir.
• Numen Teriminin Olumlu Ve Olumsuz Anlamları.
• Numenlerin Varolduklarını Bile İleri Süremeyiz: Varoluş Anlak Kategorisidir.
• Numenin Varoluşu Öyleyse Belkilidir: Bir Sınır-Kavramdır.
• Bir Etki Olarak Duyumdan Bir Neden Olarak Kendinde-Şeye Varılabilir Mi?
• ‘Prolegomena’ya Göre: Kendilerinde-Şeyler Duyarlığı Etkiler!
• Böylece Kant’ın Kendisi Anlak Kategorisini (Nedensellik) ‘Aşkınsal’ Olarak Kullanır.
• Numenler: Görgül Olmayan ‘Ben’; Tanrı.
• [Kant Felsefesini Aşkınsal Ya Da Eleştirel Ya Da Belkili İdealizm Olarak Adlandırır].
• ‘Görgül’ Ya Da ‘Özdeksel’ İdealizmin Çürütülmesi.
• Kant Descartes’ın Kuşkuculuğunu Yanlış Mı Anlar?

• Aşkınsal İdealar Usun Ürünleridir Ve Düzenleyici İşlevleri Vardır.
• [Kant Eytişim İle Sofistik Tartışma Sanatını Anlar].
• [Kant Eytişimi Sofistik Uslamlamaların Eleştirel İrdelenişi Olarak Anlar].
• Aşkınsal Eytişim Arı Usun İdealarının Neler Olduklarını Ve İşlevlerini Saptar.
• —Aşkınsal İdeaların Tasımlar Yoluyla Çıkarsaması—.
• Anlak Fenomenler İle Doğrudan İlişkilidir.
• Us Fenomenler İle Dolaylı Olarak İlgilidir.
• Tasımlama Sürecinde Öntasımlar Yoluyla Gerileme Yer Alır.
• Us Bu Gerileyici Çıkarsama Sürecinde Hiçbir Öncülde Durmaz.
• Us Koşulsuzu Arar.
• Koşulsuz İse Görgül Değildir.
• Ama Mantıksal Olarak Bir Son Koşula (Koşulsuza) Ulaşılamaz.
• Arı Us Koşulsuz Varmış Gibi Davranarak Bir İlkede Durur.
• Aşkınsal Diyalektik Bu İlkenin Nesnelliğini Sorgulayacaktır.
• Üç Tasımsal Çıkarsama Tipi: Kesin, Varsayımlı, Ayrık.
• Arı Usun İdeaları Bu Üç Çıkarsama Tipine Göre Türer.
• Tasarımların Üç İlişkisi: 1) Özne İle, 2) Fenomenler İle, 3) Düşünce Nesneleri İle.
• 1) Özne İle İlişkide Görgül ‘Ben’den Koşulsuz ‘Ben’ (Ruh) Çıkarsanır.
• 2) Fenomenler İle İlişkide Nedensel İlişkilerden Bütünsel ‘Evren’ Çıkarsanır.
• 3) Genelde Düşünce Nesneleri İle İlişkide Tanrı Düşüncesi Çıkarsanır.
• Arı Usun Üç Birincil İdeası: Ruh, Evren, Tanrı.
• İdealar Doğuştan Değil, Görgül De Değil, Ama Usun Çıkarsamalarıdır.
• İdealar Deneyimin Ötesine Geçer: Aşkınsal Olurlar.
• [Bu Üç İdea Wolff Metafiziğinde Birincil Temalardır: Ruhbilim, Evrenbilim, Tanrıbilim].
• İnsanda Anlıksal Sezgi Yetisi Olmadığı İçin Bu İdeaların ‘Nesneleri’ Bilinmez.
• İdeaların Aşkın Kullanımları Usu Çatışkılara Düşürür.
• Evrenbilimin Birinci Çatışkısı: Evren Uzayda Ve Zamanda Sonludur/Sonsuzdur.
• 2. Çatışkı: Evrende Her Töz Yalındır/Bileşiktir.
• 3. Çatışkı: Fenomenler Nedensellikten Özgür Olabilir/Nedenseldir.
• 4. Çatışkı: Evrenin Nedeni Olan Bir Zorunlu Varlık Vardır/Yoktur.
• Arı Usun Tüm Çabasının Hedefi Aşkınsal İdealdir: Tanrı.
• Aşkınsal İdea Olarak Tanrının Varoluşu Tanıtlanamaz.
• Tanrının Varoluşu İçin Varlıkbilimsel Uslamlama.
• Tanrının Varoluşu İçin Evrenbilimsel Uslamlama.
• Tanrının Varoluşu İçin Fiziksel-Tanrıbilimsel Uslamlama.

KILGISAL FELSEFE
• Ahlaksal Bilgi Olanın Değil Ama Olması Gerekenin Bilgisidir.
• Ahlaksal Bilgi Edimsel/Görgül Duruma Bakılmaksızın A Prioridir: Evrensel Ve Zorunlu Olarak Geçerlidir.
• Ahlak Felsefesi Sentetik A Priori Ahlaksal Önermeler Nasıl Olanaklıdır Sorusunu İrdeler.
• Kılgısal Us Ahlaksal İşlevindeki Ustur.
• Kurgul Us Nesneyi Belirler; Kılgın Us Nesneyi Olgusallaştırır.
• [Kant Kılgısal Us Ve İstenç Terimlerini Hem Ayrı Hem De Aynı Anlamda Kullanır].
• Ahlaksal Yasa Kılgısal Ustan Mı Türetilmelidir?
• İnsanlardan Başka Ussal Varlıklar [!] Da Ahlaksal Yükümlülük Altında Durur Mu?
• Arı Törebilim (Ahlak Felsefesi) İnsana A Priori Yasalar Verir.
• Tanrı İnancı Ahlaksal Bilinçte Temellenmiştir, Ahlaksal Yasa Tanrıya İnançta Değil.
• İyi İstenç Koşulsuz İyidir.
• Koşulsuz İyi İstenç Kavramı Hiçbir Biçimde Kötüye Kullanılamayacak Tek Şeydir.
• Koşulsuz İyi İstenç İyidir Bildirimi Geneleme Midir?
• Ödev Uğruna Davranan Bir İstenç İyi Bir İstençtir.
• Ödev İle Uyumlu Olan Eylem Koşulsuz İyi Değildir.
• Eğilim Uğruna Eylemin Ahlaksal Değeri Yoktur.
• Ödev Uğruna Eylemin Ahlaksal Değeri Vardır.
• Ahlaksal Değer Eğilimde Azalma İle Artar.
• Ödevi Yerine Getirmek Ne Denli İsteğe Aykırı İse Ahlaksal Değeri O Denli Yüksektir.
• Örneğin İyilikte Bulunma Doğal Eğilimin Sonucuysa Ahlaksal Değer Taşımaz.
• Gene De Ödevi İstekle Yapmak Daha İyidir.
• Ödev Yasa İçin Saygıdan Davranma Zorunluğudur.
• Yasanın Özü Evrenselliktir.
• Ahlaksal Değer Eylemin Sonucundan Değil Ama Yasaya Saygıdan Gelir.
• Öyleyse Koşulsuz İyi İstenç Ancak Yasaya Saygıdan Davranışta Belirir.
• Düzgüler Ve İlkeler Arasındaki Ayrım.
• İlke Ussal Nesnel Ahlaksal Yasadır.
• Düzgü Öznel İstenç İlkesidir.
• Ahlaksal Değeri A Priori Düzgüler Belirler.
• Düzgü Evrensel Yasa Olabilecekse Doğrudur.
• Ahlaksal İlkeler: Nesnel Ahlak Yasaları.
• İlkeler Ve Düzgüler Uyuşabilirler Ya Da Uyuşmayabilirler.
• Arı Kılgısal Us Buyurur.
• Tüm Buyrumlar ‘Gerek’ Tarafından Anlatılır [Ama Her ‘Gerek’ Buyrum İmlemez].
• İstenç Zorunlu Olarak Usun Buyruğunu İzlemez.
• Yasa (Nesnel İlke) İstence Baskı/Zorlama Olarak Görünür.
• Varsayımlı Buyrum — Ahlaksal Değil.
• Belkili Varsayımlı Buyrum (Beceri Buyrumu — Ahlaksal Değil).
• Önesürümlü Varsayımlı Buyrum.
• Kesin/Belgitli Buyrum.
• Tek Kesin Buyrumun Formülasyonu.
• Davranış Kuralları Kesin Buyrumdan Çıkarsanamaz.
• Buyrum Bir Öncül Değil Ama Ahlaksallık Ölçütüdür.
• Kesin Buyrum Kılgısal Bir Yasa Mıdır?.
• İstencin Zemini ‘Erek’tir.
• Arı Us Tarafından Saptanan ‘Erek’ Kesin Buyrum Yasasının Zemini Olacaktır.
• Bu Erek Göreli Olamaz (O Zaman Varsayımlı Buyrumu Destekler).
• Erek Saltık, Kendinde, Nesnel, Ve Öyleyse Evrensel Olmalıdır.
• Bu Erek Ussal Varlığın Kendisidir.
• Ya Da, İnsandır.
• Evrensel Yasa Yapıcısı Olarak Özerk İstenç.
• Varsayımlı Buyrum: İstenç Eğilim/Çıkar Tarafından Belirlenir, Öyleyse Özerk Değildir.
• Kesin Buyrum: İstenç Koşulsuz, Ve Öyleyse Özerktir = Yasayı Kendisi Verir.
• En Yüksek Ahlak İlkesi: İstencin Özerkliği.
• Ahlak Ussal İstenç Ve İçgüdüsel Eğilimler Arasındaki Çelişkiyi Varsayar.
• Kant İstenç Özerkliği Kuramında Rousseau’dan Etkilendi Mi?
• Erekler Ülkesi: Ein Reich der Zwecke: Yasal Dizgesel Birlik.
• Erekler Ülkesi (Tarihsel İdeal) Doğa Ülkesine Andırımlıdır.
• Kesin Buyrum Bir Sentetik A Priori Kılgısal Önermedir.
• Çünkü ‘Yükümlülük/Ödev’ ‘İstençten’ Analitik Olarak Doğmaz.
• Kesin Buyrum Nasıl Olanaklıdır?
• Yüklemi (Yükümlülük) Özneye (İstenç) Bağlayan Üçüncü Etmen Nedir?
• Yükümlülüğü (‘Gerek’) İstence Özgürlük Bağlar.
• Özgürlük Tanıtlanamaz (Numenaldir; Ama Mantıksal Olarak Çelişkili Değildir).
• Gerek Özgürlüğü (Seçme?) İmler: Yapabilirim, Ya Da Yapmayabilirim.
• Özgürlük Düşüncesi Zorunlu Ahlak Koşuludur.
• Özgürlük İnsanın Fenomenal Dünyaya Değil Ama Numenal Dünyaya Ait Görülmesi Demektir.
• Kılgısal Usun Konutlamaları: (1) Özgürlük.
• Ussal Bir Varlığın Özgür Olduğu (Ve Olmadığı Da) Kuramsal Olarak Doğrulanamaz.
• Ama Ahlaksal Yasa Özgürlüğü Konutlar/Varsayar.
• İnsan Fenomenal Olarak Belirli, Ama Numenal Olarak Özgürdür.
• Kılgın Usun Konutlamaları: (2) Ölümsüzlük.
• Us Kılgısal İşlevinde De Koşulsuz Bütünlük (Summum Bonum/En Yüksek İyi) Arar.
• Summum Bonum Hem Erdemi Hem De Eksiksiz Mutluluğu Kapsamalıdır.
• Erdem Ve Mutluluk İlişkisi Analitik Değil Ama Sentetiktir.
• Erdem Koşulsuz En Yüksek İyi İken—.
• Mutluluk İse Erdemli Olmayı Gerektirir.
• Erdem Zorunlu Olarak Mutluluk Üretir Mi?
• Erdem Ancak Tanrının Aracılığıyla Mutluluk Üretir (Ölümsüzlük Konutlamasına Geçiş).
• Erdem İstenç Ve Duygunun Ahlaksal Yasa İle Tam Uygunluğudur (Kutsallık).
• Ama Kutsallık Ussal İnsanı Aşan Bir Eksiksizliktir.
• Bu Eksiksizliğe Erişme Ölümsüzlük Düşüncesini Gerektirir.
• Ölümsüzlük Konutlaması Tanıtlanamaz, Ama Mantıksal Olarak Olanaksız Olmadığı Gösterilebilir.
• Kılgın Usun Konutlamaları: (3) Tanrı.
• Mutluluk Ahlaksal Yasaya Uyum İle Orantılı Olarak Verilmelidir.
• Bu Orantıyı Belirleyen Varlık Anlık Ve İstençle Davranan Tanrıdır.
• Kılgın Usun Bu Konutlaması Tanıtlama Değil Ama İnançtır.
• Ahlak Dini Öngerektirmez.
• Ahlak Dine Götürür.

###

 




  Sözcükler ve Kavram

🛑 SÖZCÜKLER VE KAVRAM

Soyut ve somut

  • Düşünce düzleminde soyutlama mantıksal-kavramsal bağıntıların yok sayılmasıdır.
  • Kavram kendinde ussal dizgeninin bileşenidir ya da başka kavramlar ile dizgesel-kavramsal bağıntılar içinde durur.
  • Soyutlama olumsuzlama, ama dışsal olumsuzlamadır, kavramın kendi diyalektiği değil.
Dizge

  • Dizge mantıksal bağıntıları içindeki kavramların bütünlüğüdür.
  • Dizgede her bileşen zorunludur, hiç biri öncelikli, ayrıcalıklı, üst ya da ast, önce ya da sonra değil.
  • Dizge zamansızdır, ki her zaman varolduğu anlamına gelir.
  • Dizge uzaysızdır, ki her yerde bulunduğu anlamına gelir.
  • Pozitivist bilinç zamanda ve uzayda olmayanı Tanrı olarak tasarımlar.
  • Dizgenin yapısı Kavram mantığı ya da bağıntıları yoluyla belirlenir.
ideel/tasarımsal

  • Hegel “ideel” sözcüğünü İdea ile ilgisiz olarak da kullanır ve sözcük ile doğal bilinçte bulunan tüm içeriği demek ister.
  • “Sonlu idealdir” önermesinin anlamı doğal bilinç için nesnel olan tüm görüngülerin gerçekte öznel olduklarıdır.
  • Doğal bilinç onda olana, tüm sonlu görüngülere bilinçsizce nesnellik yükler.
  • Realizmin reel dediği şeyler gerçekte ideal ya da tasarımsaldır.
  • Pozitivist kendi bilincinden başka bir yerde olmayan “olgu”nun nesnel olduğunda diretir.
Öznel ve nesnel

  • Özne sözcüğü sık sık bilinçte olanı anlatmak için ve dışsal realite olarak anlaşılan nesnellik ile karşıtlık içinde kullanılır.
Biçim ve içerik

  • “Biçimsel mantık” ile denmek istenen şey mantığın nesnelliğe ilgisizliğidir. Nesnel göndermenin yokluğu “içeriksizlik” olarak kabul edilir.
  • Biçim içeriğin biçimi olarak içerikten soyut değildir ve onunla mantıksal birlik içindedir.
  • İçerik sözcüğü pozitivist bağlamda biçim ile karşıtlık içinde nesnellik, olgusallık ya da realite, özdeksellik vb. gibi tasarımları anlatmak için kullanılır.
 
Aristoteles

  • to einai τὸ εἶναι olmak, olma; to be, being (ad eylem ya da articular infinitive); ἦν anlatımı “idi” olarak olduğu gibi “dir” olarak da kullanılır (Liddell and Scott: εἶναι altında); “τὸ εἶναι” “the being” ya da “the ‘to be’” olarak da düşünülebilir.
  • to esti τὸ ἐστι varlık
  • to me on τὸ μὴ ὂν yokluk; olmayan, var olmayan
  • to on τὸ ὄν varlık; olan, var olan; what there is, what exists; ens (hem var olma niteliği olarak hem de varolan şey olarak)
  • to on hei on τὸ ὂν ᾗ ὄν varlık olarak varlık, varlık olduğu ölçüde varlık
  • to hou heneken τὸ οὗ ἕνεκεν erek, sonsal neden; sözel olarak: ‘uğruna’
  • to on me on τὸ ὂν ᾗ ὄν varlık olarak varlık
  • to pan τὸ πᾶν herşey, evren
  • to ti en einai τὸ τί ἦν εἶναι var olanın niteliği; özsel doğa, öz; Platon tarafından da kullanılan anlatım için karşılıklar: quod quid erat esse; the what was being, what it is for each thing to exist, for the sake of which, what it is for something to be, essential nature of the thing; Wesenwas; das wesentliche Was; la quiddité, l’essentiel de l’essence, la forme propre; haqiqa, mahiyya (quidditas İbni Sina’nın Latince çevirilerinde hakika ve mahiyya için kullanılır; “ma/that which + hiya/she is = var olan); Sachs’ın kimi karşılıkları bütünüyle raydan çıkar: ‘what it keeps on being in order to be at all’ ya da ‘what something keeps on being in order to be’; bir başka çeviride: ‘what-it-was-to-be-that-thing for something.’
    to ti esti τὸ τί ἔστι öz, nelik; quiddity; the essence, the what it was to be, the essential of the essence

 

  • tou kath’ hauto τοῦ καθ᾽ αὑτό kendinde

 










İdea Yayınevi Site Haritası | İdea Yayınevi Tüm Yayınlar
© Aziz Yardımlı 2020 | aziz@ideayayınevi.com