Amerikan Devrimi /
Kolonial Amerika

idea yayinevi site haritası 
 


Kolonial Amerika


Amerikan Devrimi için sahne Kuzey Amerika'nın doğu kıyısında dar bir şerit üzerinde kurulmuş olan 13 koloni idi. Britanya İmparatorluğuna ait olan kolonilerin kurulması 1607'de Virginia ve 1620'de Massachusetts ile başlayarak 1732'de Georgia ile tamamlandı.


16’ncı yüzyılın sonlarında Kuzey Amerika’da İspanya, Fransa, Hollanda ve Rusya tümü de sonradan ABD içerisine alınacak olan topraklarda koloniler oluşturdular. 17’nci yüzyıl başlarına dek İngiltere’nin Amerikalarda kolonisi yoktu. 1607’den başlamak üzere Kuzey Amerika’nın doğu kıyı şeridinde İngiliz kolonileri kurulmaya başladı. Bunlar yarım yüzyıl içinde hızla büyüdü ve 1650’de nüfusları 50.000’e ulaştı. Göç sürdü ve 50 yıl sonra 1700’de nüfus yaklaşık 250.000 oldu. Birleşik Devletler’i oluşturacak olan koloniler bu on üç İngiliz kolonisi idi.

 

Eski Dünya

 

Yeni Dünya
Kolonistlerin bir bölümü Amerika'da Avrupa'da olduğundan daha büyük toprakları olabileceği umudu ile geldi. Başkaları Avrupa'da sürmekte olan savaşlardan ve isyanlardan bıkıp usandıkları için geldi. Bir başka grup çabuk zengin olma umudu ile geldi. Özellikle Güneydeki çiftçiler tütün satarak büyük paralar kazanabileceklerini düşünüyorlardı. Ama gelenlerin büyük bölümü dinsel nedenler ile geldiler. Avrupa'nın kral ve kraliçelerinin çoğu uyruklarının kendi dinlerine dönmesi için baskı yapıyordu ve bu baskılardan kaçış dinsel özgürlük istemi olarak göründü.

 

Amerikan kolonileri toprak işliyor, başlıca mısır ve tahıldan oluşan yiyeceklerini kendileri yetiştiriyorlardı. Yeni İngiltere'de çiftliklerin toprakları küçük iken, güney kolonilerde çiftlikler çok daha büyüktü. Bu plantasyonlarda kolonistler tütün ve başka bitkiler üreterek İngiltere'ye ve başka kolonilere satıyorlardı. Zamanla Virginia'da ve güneyin başka kolonilerinde tütün tarlalarında çalıştırılan kölelerin sayısı arttı. Demir ve tekstil üreten ilk fabrikalar orta kolonilerde ortaya çıktı.

 

The Immigration History of the United States (VİDEO)

The Immigration History of the United States (LINK)

 

1750’nin ortalarında kolonilerdeki özgür insanların çoğu aile çiftliklerinde yaşıyordu ve koloniler resmi olarak İngiltere İmparatorluğunun egemenliği altında olsalar da, yerel seçimler yaparak büyük ölçüde kendi kendilerini yönetiyorlardı.

 

 


1610 ve 1750 arasında on üç koloninin nüfusu[1][a]
  1610 1630 1650 1670 1690 1710 1730 1750
Toplam Nüfus 350 4,646 50,368 111,935 210,372 331,711 629,445 1,170,760

 

 

     

Başlangıçta yerleşimlerin çoğu gereksindikleri herşeyi kendileri yetiştirdikleri ya da yaptıkları için İngiltere ile tecimden bağımsız idiler. Hane başına İngiltere ile ortalama dışalım yılda yalnızca 5-15 İngiliz sterlini kadardı. Ailelerin yaklaşık %80'i üzerlerinde yaşadıkları ve tarım yaptıkları toprakların sahipleri idiler. Hemen hemen tümü İngiliz Ortak Yasasını temel yasaları olarak kullandılar ve Fransızlar, Hollandalılar ve Almanlar dışında aynı İngilizce lehçeyi konuştular. Kendi hükümetlerini ve mahkemelerini seçim ile belirliyorlardı. İlk yerleşimler kurulduktan sonra, hemen hemen tüm kolonilerde nüfus içeriden arttı ve nüfus artışında dış göç ile gelenler yalnızca önemsiz bir rol oynadılar.

 

Yeni İngiltere kolonistleri arasında eğitimli insan ve becerili çiftçi oranı daha yüksekti. Gemi yapımı, tecim ve balıkçılık kıyı kasabalarında önemli idi. Yeni İngiltere'nin sağlıklı soğuk iklimi, bol besin sağlaması ölüm oranını düşürdü ve doğum oranını yükseltti.

 

Koloniler zaman zaman çatışma nedeni de olabilen dinsel bir türlülük sergiliyordu. Bu dinsel türlülüğü barışçıllaştırmanın biricik aracı dünyasal yasa idi. Duyunç özgürlüğü devletin koruması altına alındı. Durum kolonilerin politik eğitimine götürdü ve onları yurttaş eşitliği kavramını uygulamaya zorladı. Her şey bir yana, insanların birbirine karışması ve birbirini zorlaması uygarca değildi ve kentlilik tinini yok edici idi.

 

Plymouth Colony; First Thanksgiving (VİDEO)

First Thanksgiving (LINK)

Plymouth Colony; Making Friends (VİDEO)

Making Friends (LINK)

 

Kolonilerde zamanla duyunç özgürlüğü ilkesi sağlam olarak yerleşti. Özgürlük eşitliği yanısıra getirdiği için, kolonilerde İngiltere’deki sınıf ayrıcalıkları ile karşıtlık içinde güçlü bir demokratik tin egemen olmaya başladı. İngiltere yenildiği ve bağımsızlık kazanıldığı zaman kolonilerdaki kraliyetçilerin oranı %20 kadardı.

 

Yeni Dünyaya yerleşmek için ilkin İspanya, Portekiz ve Fransa eyleme geçerken, İngiltere’den göçler ancak 1607’de başladı ve o yılın Şubat ayında altın arayan bir şirket olan London Company Virginia’da Jamestown adı verilen yerleşim noktasını kurdu. İlk gelen grupların %80’inin ölmesine karşın 1610’da yerleşim sağlamlaştı. Tütün koloninin gelişmesini ve aynı zamanda köleliğin kurumsallaşmasını sağladı.

 

Püritanlar Massachusetts’e doğru yolculuk yaparken, ilk koloni olan Virgina daha şimdiden altın arayıcılar gelmişti. Jamestown ilk İngiliz yerleşimi oldu ve İngiltere imparatorluğu başladı. 1607’de Virginia Company of London tarafından “James Fort” olarak kuruldu. İlk göçmenlerden sonra Jamestown bölgesine 1608’de ilk iki kadın göçmen ve 1619’da belgelenen ilk Afrikalı göçmenler geldi. Bunlar erkek, kadın ve çocuk olmak üzere 50 kişi idiler, ele geçirilen bir Portekiz köle gemisi ile getirildiler, tütün tarlalarında çalıştırıldılar ve bir süre sonra köle oldular. Virginia’da kölelik 1660’ta yasallaştırıldı.

 

 

On üç İngiliz Kolonisi

   


Settling America – The Proprietary Colonies

Settling America – The Proprietary Colonies (LINK)

Of the 13 colonies which were later to unite to form the United States, all except Virginia and the New England settlements were founded as proprietorships. The Proprietorship was a sort of middle thing between the royal province and the self-governing colony. The king let the reins of government out of his own hands but did not give them into the hands of the colonists. Between the king and the settlers stood the proprietor, a man or a small group of men, generally courtiers, to whom the king had granted the province. The proprietors appointed the governors, established courts, collected a land taxes from the inhabitants, offered bonuses to settlers, and in general, managed their provinces like farms or any other business venture, subject always to the limitations imposed by the terms of their charter from the king and the opposition of their legislatures in the colonies.

 

Colonization of North America


Colonization of North America (W)



1 Virginia. Yeni Dünyadaki ilk sürekli İngiliz yerleşimi olan Jamestown 1607’de Londralı tecimcilerin yönetimi altında kuruldu. Koloniyi kurma yetkisi olan The Virginia Company 1619'da bir Genel Meclis oluşturdu ve 1624’te Virginia bir kraliyet kolonisi yapıldı. Genel Meclis yerinde kaldı ve bu durum başka kolonilerde de bir temsilci hükümet modelinin kurulmasını kolaylaştırdı. Virginia'ya ekonomik fırsatlar uğruna gelenler Anglikan Kilisesinin Püritanları tanımayan üyeleri idi.

 

 

2 Massachusetts.

       
Plymouth kolonisi 1607’de Plymouth Company’nin izni ile yolculuk eden Pilgrimler tarafından kuruldu. 1691'de bir kraliyet kararı ile Plymouth ve Massachusetts Bay kolonileri "Massachusetts Kolonisi"ni oluşturmak üzere birleşti. Plymouth daha önce Mayflower Bağıtı ile kendi hükümet biçimini yaratmıştı.
 
3 New Hampshire. 1622’de Plymouth Company’nin izni ile kurulan yerleşime ilk gelenler balıkçılar oldu.
 
4 Maryland. İngiltere Kralı James krallığındaki Roma Katolikleri Protestan çoğunluk tarafından rahatsız ediliyordu. Katoliklere duygudaş olan James Katoliklerin Amerika'ya göç etmeleri düşüncesini kabul etse de, herhangi birşey yapılmadan öldü. Oğlu I. Charles işi tamamladı ve Lords Baltimore'un (Cecilius Calvert) serfleri olmak isteyen Katolikler Maryland adı verilen bölgeye yerleşmeye başladılar. Ama bölgedeki yerleşimcilerin çoğunluğu Anglikan Kiliseye karşı çıkan Quakerler and Püritanlar idi. 1650’de Püritanlar ayaklanarak bir hükümet kurdular ve hem Katolikliği hem de Anglikanizmi yasakladılar.
 
5 Connecticut. 1640'te New England'ın nüfusu 25.000'e ulaştı.
 
6 Rhode Island. Massachusetts Kolonisinden sürülenler tarafından kuruldu.
 
7 Delaware.
 
8 New Jersey.
   
The proprietors of New Jersey immediately published “concessions” for their colony, — a liberal constitution granting full religious liberty and a popular assembly with control of taxation. ... the colony, after various transfers of proprietorship, came under the control of the peace-loving sect of Friends, or Quakers.
 
9 New York.
1624'te Hollandalı göçmenler (Henry) Hudson
   
   
 
Nehrinin ağzında bir yerleşim kurdular ve yere "Yeni Amsterdam" adını verdiler. Hollanda Batı Hint Şirketi 1621’de kuruldu. Manhattan yerlilerden yaklaşık 24 dolar değerindeki incik boncuk karşılığında satın alındı. 1623’te Hollanda orada bir yerleşimi başlatan 30 aile gönderdi. Bu yerleşim New York Devleti’nin temelini oluşturdu. Kırk yıl kadar sonra İngiliz yerleşimciler Hollandalıları kovdular ve kasabanın adını New York olarak değiştirdiler.
 
10 Pennsylvania.
   
   
 
William Penn, attracted by the idea of a Quaker settlement in the New World, accepted from the king a tract of land in payment of the debt. He was granted an immense region west of the Delaware River, which he named “Sylvania” (woodland), but which the king, in honor of the admiral, insisted on calling Pennsylvania.
 
11 Georgia.
 
12 South Carolina.
 
13 North Carolina.

On üç koloni niçin kuruldu?

Koloni (Kuruluş Yılı) Nedenler  
Virginia (1607) Tecim ve Kâr
Plymouth (1620) AYRILIKÇILAR (Pilgrimler) için Dinsel Özgürlük
New Netherland [York] (1626) Tecim ve Kâr
Massachusetts Bay (1630) PÜRİTANLAR için Dinsel Özgürlük
New Hampshire (1623) Tecim ve Kâr
Maryland (1634) KATOLİKLER için Dinsel Özgürlük
Connecticut (1636) Dinsel Özgürlük ve Ekonomik Kazanç (Toprak)
Rhode Island (1636) Dinsel Özgürlük ve Hoşgörü
Delaware (1638) Tecim ve Kâr
North Carolina (1653) Tecim ve Kâr
New Jersey (1660) Tecim ve Kâr
South Carolina (1670) Tecim ve Kâr
Pennsylvania (1682) QUAKERLER için Dinsel Özgürlük; Tecim ve Kâr
Georgia (1733) Borçlular için sığınma; İspanyol Kolonilerine tampon

 


Koloni Ekonomik Etkinlikleri


 

 
Kolonial Amerika Bölgesi Başlıca Ekonomik Etkinlik

Yeni İngiltere Kolonileri
(Kayalı toprak; kışlar uzun; büyük plantasyanlar kârlı değil)

Balıkçılık; Kereste; Gemi Yapımı; Balinacılık; Tecim; Kürk Tecimi; Küçük Çiftçilik

Orta Koloniler
(Tahıl ambarları.)

Tecim; Çiftçilik; Kereste; Kürk Tecimi; Gemi Yapımı

Güney Koloniler
(Pamuk daha sonra geliyor.)

Pazar Ekinleri: Tütün, Pirinç ve Çivitotu; Kereste; Tecim


Kolonilerin Etnik Bileşimi

 


   

Immigration in the 1800s

Immigration in the 1800s

People of European or Asian decent immigrated to the United States in the 1800s. Coming to the United States was a difficult task.  People would come in steerage because of lack of money.  The conditions they faced there were devastating. Coming to America was a dangerous journey where many got sick, and some even died.  But still, people from Britain, Ireland, Germany, Sweden, Denmark, and China, came to America.

Scandinavians in the U.S.
Scandinavians, or people from Sweeden, came to the United States for economic opportunity.  Land here was sold for $1.25 an acre, which enticed people to come to the U.S. Sweedish laws tried to prevent emigration.  Scandavians who came to the U.S. tried to find places that felt comfortable to them, so most settled in WIsconsin and Minnisota and became farmers.

Germans come to the United States
Many Germans who emigrated to the United Sates settled in Wisconsin or Texas.  They chose Wisconsin because the climate would allow them to grow oats.  They were looking to settle in places where they were the most comfortable, and Wisconsin had a German Catholic bishop.  They also settled in Texas because it had German culture within it.  Many Germans became successful as they opened various types of bussineses.  They also had a lot of influence in America.  The Christmas tree, hamburgers and hotdogs, gyms, and kindergartens came from Germany.

The Irish in the U.S.
Most immigrants from Ireland were Catholic and were denyed some rights, so they decided to come to the United States.  In 1845, Ireland's main food crop, the potato stoped growing causing a famine.  This food shortage to emigrate from Ireland.orced about two milion to emigrate from Ireland.  When they came to America, Irish men and w omen had no savings with little education.  Men worked building railroads or in shipyards under difficult conditions.  

Overcrowding in the U.S.
Population in many cities kept growing abruptly because of new immigrants.  In the early 1800's, New York's population went from 60,489 to 202,589.  St.Louis' population doubled every nine years and Cincinnati doubled every seven years.  Abrupt population growth brought issues for the residents.  Houses were compacted together and toilets overflowed, spreading diseases.  Crime was also a huge problem.  To help new immigrants, societies were set up to aid them and politicians set up organizations to help.

 



 

 

 

 

 

Surviving English Colonialism

Surviving English Colonialism (LINK)

Surviving English Colonialism

 

Jenny Hale Pulsipher

By the end of the seventeenth century, the Native people of what we now call New England were overwhelmed by a rapidly growing, land-hungry English colonial population and the repeated onslaught of epidemic disease. A bold attempt at resistance—King Philip’s War (1674-1678)—led to a devastating defeat. Thousands died in the war; others carried themselves into exile. Most of the Natives remaining in New England were confined to reservations, leading many English, then and since, to conclude that the Indians had vanished—the “last of” them had succumbed to the persistent march of European civilization.

It’s a familiar story, but not a true one. There never was a “last” of the Mohegans, Mahicans, Wampanoags, or Nipmucs. They survived and adapted, in their traditional places or afar, sometimes in startling and remarkable ways. One such survivor was John Wompas, a Nipmuc Indian born about 1640, after English colonization had begun in earnest. Trained in both Native and English worlds, John moved with ease between them. He attended English grammar schools and Harvard College, purchased a home in English Boston, and worked as a transatlantic sailor. Using his bicultural knowledge and Indian identity to his advantage, he entered the land market, selling Indian land to the English against the wishes of his Nipmuc kin and at far higher prices than they were able to command. When colonial officials sought to restrict his sales, he traveled to England and appealed in person to King Charles II. Then, in a late-life reversal of his swindling ways, Wompas took legal steps to block the land transfers and protect the homeland of his Nipmuc kin. Part of that homeland persists in Native hands today. Wompas’s adept use of English tools to protect his own and, in the end, the Nipmuc’s interest is a striking demonstration that the tools of colonialism could be wielded by the colonized and the colonizers alike.

If John Wompas was so remarkable, why haven’t more people heard of him? One reason is that he left no personal records. Traditional biographies rely on diaries, letters, memoirs, and other writings to flesh out their subjects. The privileged position of wealthy, educated white men throughout much of American history made them more likely to produce such records and to have them preserved after their deaths. Not surprisingly, few biographies have been written about American Indians of the seventeenth century, very few of whom left any personal records. This is true even for well-known figures such as Powhatan, Pocahontas, and Metacom (King Philip). Biographies of early Indian men and women have to be extracted from the accounts of non-Native people and from court and government records, all of which tend to be tainted by bias or hostility. That doesn’t mean we should dismiss such records, but we do have to read them with care, trying to understand how each recorder may have perceived—or failed to perceive—what was happening. We also need to balance written records with other sources, including studies from disciplines such as anthropology and archaeology and consultation with modern descendants of Native peoples who have retained oral histories, traditions, languages, and cultural practices.

John Wompas’s story demonstrates the need for such balance. Wompas was a controversial figure among both his fellow Nipmucs and English colonists, and complaints against him appear in a number of court records. These provide us with valuable information about Wompas’s life, but they cast him in a very negative light. Witnesses described him as “surly,” “disorderly,” and “threatening” when he delivered a stinging public rebuke to a group of Cambridge townspeople in 1677, and they sent for a constable to haul him off to prison. Seen from another perspective, however, Wompas’s diatribe evokes traditional patterns of Native oratory. He may have been making a bid for leadership by publicly insulting his foes, a rhetorical style that would have been lost on his English audience. Such a pattern is invisible in the English records, but Native oral history and traditions preserve these cultural patterns and enable us to balance the one-sidedness of the written record.

There is another important reason for consulting with modern Native communities: What historians write can and has been used against Native people in modern disputes over land and other rights. It would be extremely unfair to draw potentially damaging conclusions based solely on documents authored by those who stood to benefit from the dispossession of Native land and rights. Balance demands that we seek the Native perspective as well.

While the challenge of writing about poorly documented people may be daunting, seeing such individuals as John Wompas, his wife Ann Prask, and other Native men and women emerge from obscurity is well worth the effort. Their stories challenge the idea that Indians were wholly defeated in the aftermath of King Philip’s War, reveal the ways Native people used English tools to adapt to and survive colonialism, and greatly enrich our understanding of the past.


Jenny Hale Pulsipher is associate professor of history at Brigham Young University and author of Subjects unto the Same King: Indians, English, and the Contest for Authority in Colonial New England.



 

 

 

 

Sözleşmeli Köleler (Indentured Servants)

 

On sekizinci yüzyılın sonlarına dek "sözleşmeli kölelik" İngiliz Kuzey Amerikasında oldukça yaygındı. Sık sık yolculuk giderlerini karşılayamayan yoksul İngilizlerin, İskoçların ve İrlandalıların Amerika'ya göç etmelerinin başlıca yolu bu kölelik tarzı idi.

 

Sözleşmeli köle belirli bir işveren için belirli bir zaman boyunca çalışmak için özgürce ya da zorla imzalanan bir sözleşme ile bağlanan bir kişi idi. Sözleşme çoğunlukla sözleşmeli köleyi üçüncü bir partiye satma iznini de kapsıyordu. Sözleşme süresinin dolması üzerine sözleşmeli köle yeniden özgürlüğünü kazanıyor ve zaman zaman bir miktar toprak da alıyordu.

 

 

 

Tıpkı Afrikalı köleler gibi alınıp satılabilen sözleşmeli Avrupalı kölelerin çoğu genellikle 7 yıllık bir süre için çiftlik işçileri ya da ev hizmetçileri olarak çalışıyordu. Okuma-yazma öğrenmelerine izin verilmiyor, kaçanlar yakalanınca kamçı ya da damgalama ile cezalandırılıyordu. 1630 ve Amerikan Devrimi arasındaki süre içinde Amerikan kolonilerine gelen Avrupalı göçmenlerin yaklaşık olarak yarısı ya da üçte ikisi sözleşmeli köle olarak geldi. Çoğunluğu Virginia'ya gelen Avrupalı kölelerin 13 kolonideki toplam sayıları 1775'ten önce 500.000 kadardı. Bunların 450.000 kadarı gönüllü olarak ve 55.000 kadarı mahkum olarak gelmişti. Sözleşmeli kölelik ancak on dokuzuncu yüzyılın başlarında Afrikalı kölelerin sayısının artması, Güneydeki plantasyonların emek gereksiniminin patlaması üzerine yetersiz ve pahalı görülmeye başladı ve kaldırıldı.

 

 

  • In the colonial era, over half the European immigrants to America were indentured servants.
  • Most were impoverished young European men eager to make a new life in the new world.
  • Like slaves, servants served at the pleasure of their masters.

 

 


 

Afrikalı Kölelerin Koloni Yoğunluğu

 

Savaş öncesi dönemde köle nüfusunun hızlı büyümesi kurumun yayılmasını da getirdi. Köle nüfusunun doğal artışı (doğumların ölümlerden fazla olması) getirilen 427.000 kadar kölenin sayısının 1865'te üç katına çıkmasına yol açtı. (Buna karşı örneğin Jamaika'ya getirilen 750.000 köleden 1838'de ancak 300.000 kadarı sağ kalmıştı). Yeni İngiltere kolonilerinin dışındaki koloniler, özellikle Derin Güney kolonileri büyük köle işleyimleri geliştirdi. Bu durumun sonunda ülkenin bölünmesi ve iç savaş üzerinde büyük etkisi oldu. Ayrılan ilk devletler olan Güney Carolina, Mississippi, Alabama, Georgia, Florida ve Texas'ta köleler nüfusun %47'sini oluşturuyordu ve beyaz ailelerin %37'sinin köleleri vardı (link). Karşıt olarak, yukarı Güneyde (Virginia, Tennessee, North Carolina, Virginia, Missouri) köleler nüfusun %24'ünü oluşturuyordu ve beyaz ailelerin %20'sinin köleleri vardı.

 

1850'lerde Amerikan politikası kölelik sorunu tarafından belirlendi. 1857'de Yüksek Mahkemenin Afrikalı Amerikalıların Birleşik Devletler yurttaşı olmadıkları ve hiçbir zaman olamayacakları kararını çıkarması (Dred Scott decision) bölünme tartışmasını kızıştırdı ve ülkeyi iç savaşa daha da yaklaştırdı. 1860'ta Cumhuriyetçiler Lincoln'ü başkanlık için aday gösterdiler. Demokratlar kölelik konusunda ikiye bölündüler.

 

 

 

Merkantilizm ve Emperyalizm

 

Merkantilizme göre ulusal gönenci arttırmanın biricik yolu Tecimdir. Bu bakış açısından Tarım ve İşleyim kesimleri dikkate alınmaz ve küresel varsıllığın artmakta olması gözardı edilir. Ekonomik bir kuram olarak, merkantilizm artı tecim dengesi yaratabilmek için ülkenin daha çok dışsatım ve daha az dışalım yapmasını doğru politika olarak kabul eder. Buna göre hükümetin tecimi denetleme ve düzenlemesini doğrulayan Merkantilizm başlıca İngiltere, Fransa ve Hollanda tarafından 15'inci yüzyıldan 18'nci yüzyıla dek uygulanan birincil ekonomik kuram oldu. Kuram dünyadaki servet miktarının değişmez olduğunu kabul ettiğine göre, bu miktardan olanaklı olduğu ölçüde büyük bir dilimin ülkeye kazanılması gerektiğini savunuyordu.

 

Dışsatımın dışalımdan daha çok olması ülkede bir gönenç artışı ve hazinede bir altın ve gümüş birikimi sağlayacağı için, hükümetlerin ekonomiye karışması, dışalımı gümrükler yoluyla sınırlaması ve ülkedeki altın ve gümüş miktarını arttıracak olan dışsatımı desteklemesi gerekiyordu. Merkantilizmin bir devlet politikası olarak kabul edilmesi ve uygulanması imparatorluğu politik etkinliğin yanısıra ekonomik etkinliği de üstlenmeye götürür. Ve devletin ekonominin denetimini üstlenmesi bu etkinliğin özgür ilişkiler yoluyla olmaktan çok zor yoluyla yürütülmesi sonucuna götürür. Emperyalizm imparatorluğun uluslarüstü bir devlet olma karakterini yitirerek ulusal bir sömürü aracına indirgenmesidir.

 

Merkantilizm aynı zamanda bir tür feodal ekonomi kuramı olarak görünür ve kolonilerin ve bağımlı ülkelerin sömürülmesini ve ek olarak köleciliği zorunlu kılar.

 

   

Bu politika aynı zamanda kolonizasyonu ve kolonilerin tecim ilişkilerinin sıkı denetim altına alınmasını gerektiriyordu. Buna göre İngiltere dışsatımını arttırabilmek için kolonilerin yabancı ürünleri satın almasını yasaklayan ve İngiliz mallarına dönmesini isteyen yasalar çıkardı.

 

Merkantilizm

  • hükümetin tecimi denetlemesini gerektiriyordu;
  • kolonilerin kurulmasını yüreklendirdi;
  • tecim güvenliğini sağlamak için güçlü bir donanmanın yaratılmasını gerektiriyordu;
  • Avrupa devletlerinin yayılmacılığına ve emperyalizme yol açtı;
  • uluslararası karakterinden ötürü Avrupa devletleri arasında savaşlara yol açtı.

 

Merkantilist düşünceler İşleyim Devriminin ve "laissez-faire"in gelişine dek zayıflamadı. VIII. Henry, I. Elizabeth ve Oliver Cromwell politikalarını merkantilizme uyarladılar. Fransa'da merkantilizmin başlıca savunucusu Jean Baptiste Colbert idi.

 

 

1760’larda İngiltere kolonistlerden vergi ödemelerini isteyince durum değişmeye başladı. İngiliz hükümetinde temsil edilmeyen kolonistler baş kaldırdılar. 1765’te vergiler arttırıldı ve daha sonra eklenen bir çay vergisi 1773’te Boston Çay Partisine ve en sonunda Amerikan Devrimine götürdü.

 

 


 

1775’te kolonilerin savunulması için toplanan Kıta Kongresi 2,5 milyon kadar insan tarafından destekleniyordu. Yeni Amerika Birleşik Devletleri 4 Temmuz 1776’da bağımsızlık duyurusunda bulundu. O sırada Büyük Britanya ile savaşta olan on üç Amerikan kolonisi dünyaya bundan böyle İngiliz İmparatorluğunun parçası olmaktan çıkarak bağımsız devletler olduklarını bildirdiler.

 

Avrupalı yerleşimciler çeşitli toplumsal ve dinsel gruplardan geliyorlardı ve aralarında serüvenciler, askerler, çiftçiler, tecimciler ve aristokratlar vardı. Hollanda’dan İsveç’e, İngiltere’den Rusya ve Almanya’ya değişik bölgelerden gelen bu gruplar kendilerine özgü toplumsal, dinsel, politik ve ekonomik yapıları olan koloniler oluşturdular. Zamanla Mississippi Nehrinin doğusunda kalan İngiliz-olmayan koloniler on üç koloninin içine alındı ve bu bölgelerde yaşayanlar assimile oldular.

 

On üç koloni arasında önemli bir iç savaş yer almadı. Kolonilerden bir bölümü yasal kölelik kurumları geliştirdi. Doğu kıyılarında dört ayrı İngiliz bölgesi Yeni İngiltere, Orta Koloniler, Chesapeake Körfezi Kolonileri (Yukarı Güney) ve Aşağı Güney idi.

 

1600-1650 arasında doğu bölgesinde yaşayan Yerlilerin büyük bölümü on yıllar önce kaşifler ve denizciler tarafından getirilmiş olması olası hastalıklar nedeniyle yok oldu.

 

 

 

 

   
Koloni zorunlu olarak sömürge değildir. Salt bir yerleşim olabilir. Yunan kent-devletlerinin sayılarının artışı nüfus artışlarına karşı bir çözüm olarak kentlerin kendileri tarafından uygulanan bir kolonileşme süreci idi. Göçler yoluyla kurulan Kartaca bir Fenike kolonisi ve Marsilya bir Yunan kolonisi idi. Yine, imparatorluk da zorunlu olarak sömürgeci olma karakterini taşımaz ve politik yapıda ulusal ya da etnik ayrımların bir etkisi yoktur. "İngiltere İmparatorluğu" bir bakıma ulusal ya da etnik bir imparatorluk olmuş görünür ve bu düzeye dek Roma İmparatorluğu ya da Osmanlı İmparatorluğu ile aynı kategoride değildir. "Sömürge imparatorluğu" olarak da niteleniyordu. Modern dönemde Avrupa krallıklarının Asya, Afrika ve Amerika kıtalarındaki topraklar, topluluklar, toplumlar ve devletler ile ilişkileri genellikle bir imparatorluk ve sömürgecilik ilişkileri karışımıdır.

 

İSPANYOL KOLONİLERİ (1492)

   

İspanya Yeni Dünyayı yağmalarken, İspanya ile başa çıkabilecek iki ülke olan Fransa ve İngiltere Reformasyon nedeniyle büyük çatışmalar içine düşmüştü. Dinsel şiddet nedeniyle Fransa'da milyonlarca insan ölürken, öte yandan İspanyol sömürüsü Avrupa tekerklerini Yeni Dünyanın yağmasına katılabilmek için güdülendirdi. İspanyol gaddarlıklarının haberleri kendisi tarihinin en büyük gaddarlıklarını yaşayan Avrupa'da yayılırken, Avrupa kolonizasyonu için insani bir aklama sağladılar.

 

FRANSA. Fransız kürk tecimcileri başarılı bir Fransız kolonileşmesi sağlamaktan çok önceliği yerliler ile işbirliği yapmaya verdiler. Çok az Fransız Yeni Dünyaya yerleşmek üzere geldi. Fransa 1685’te Protestanlığı cezalandırmaya başlayınca, Protestanlar (Huguenotlar) göç etmeye çalıştılar. Ama Katolik olmayan Fransızların Yeni Fransa'ya yerleşmeleri yasaklandı.

 

HOLLANDA. Hollanda 1581'de Katolik Hapsburg’dan resmi olarak koptu ve yeni Avrupa devletleri arasında en özgür devlet oldu. Hollandalı kadınlar kocalarından ayrı tüzel kişilik hakkı kazandılar ve bu nedenle mülk sahibi olabiliyor ve kalıt bırakabiliyorlardı. Reformasyonu izleyen din savaşlarında büyük yıkıma uğrayan Hollanda başka Avrupa ülkelerinden daha büyük bir dinsel hoşgörüyü ve basın özgürlüğünü kabul etti. İngiliz Pilgrimler de Yeni Dünyaya göç etmeden önce Hollanda'ya geldiler ve yıllarca orada kaldılar. Hollanda kolonial imparatorluğunu ülkenin deneyimli yatırımcılarının ve denizcilerinin çabaları yoluyla kurdu. Bu arada Amsterdam Borsası ve Doğu Hint Şirketi kuruldu ve Hollandalılar Yeni Dünyaya Afrikalı köleler getirerek köle tecimini de ilerlettiler. Amerika'da Hudson Nehrini bularak bugünün New York'unu "Yeni Amsterdam" olarak kuranlar Hollandalılar oldu.

  • The Anglican Church or Church of England was officially established in most of the South; It was disestablished at the time of the American Revolution.
  • Quakers were well established in Pennsylvania, where they controlled the governorship and for many years the legislature.[36] Quakers were also numerous in Rhode Island.
  • The Dutch Reformed Church was strong among Dutch Americans in New York and New Jersey, while Lutheranism was prevalent among German immigrants

 

 


Racial and Ethnic Demographics of the Thirteen Colonies (Total Numbers) Between 1610 and 1750 (LINK)
Race/Ethnic Group 1610 1620 1630 1640 1650 1660 1670 1680 1690 1700 1710 1720 1730 1740 1750
Total Population 350 2,302 4,646 26,634 50,368 75,058 111,935 151,507 210,372 250,888 331,711 466,185 629,445 905,563 1,170,760
White 350 2,282 4,586 26,037 48,768 72,138 107,400 144,536 193,643 223,071 286,845 397,346 538,424 755,539 934,340
White (%) 100.0% 99.1% 98.7% 97.8% 96.8% 96.1% 95.9% 95.4% 91.9% 88.9% 86.4% 85.2% 85.5% 83.4% 79.8%
Black (also called Negro) 0 20 60 597 1,600 2,920 4,535 6,971 16,729 27,817 44,866 68,839 91,021 150,024 236,420
Black/Negro (%) 0.0% 0.9 1.3 2.2 3.2 3.9 4.1 4.6 8.1 11.1 13.6 14.8 14.5 16.6 20.2

Racial and Ethnic Demographics of the Thirteen Colonies and the United States (Total Numbers) Between 1760 and 1840 (LINK)
Race/Ethnic Group 1760 1770 1780 1790 1800 1810 1820 1830 1840
Total Population 1,593,625 2,148,076 2,780,369 3,929,214 5,308,483 7,239,881 9,638,453 12,860,702 17,063,353
White 1,267,819 1,688,254 2,204,949 3,172,006 4,306,446 5,862,073 7,866,797 10,532,060 14,189,705
Black (also called Negro) 325,806 459,822 575,420 757,208 1,002,037 1,377,808 1,771,656 2,328,642 2,873,648

 

 


% of Americans by religious affiliation (1948-2015) (LINK)
Religion 1948 1950 1955 1960 1965 1970 1975 1980 1985 1990 1995 2000 2005 2010 2015
Protestant 69% 66% 70% 67% 69% 65% 60% 61% 57% 56% 56% 52% 49% 45% 38%
Catholic 22% 25% 22% 25% 24% 26% 27% 28% 28% 25% 27% 25% 23% 21% 23%
Non-denominational Christian 5% 7% 8% 9%
Mormon 2% 1% 1% 2% 2% 2% 2%
Jewish 4% 4% 4% 3% 3% 3% 2% 2% 2% 2% 2% 2% 2% 2% 2%
Other religions 0% 3% 2% 2% 2% 2% 4% 2% 3% 5% 5% 5% 5% 4% 6%
None 2% 2% 2% 2% 3% 6% 7% 8% 9% 6% 8% 10% 14% 17%
Undesignated 3% 2% 1% 1% 0% 0% 1% 0% 1% 2% 2% 2% 2% 4% 4%



Slaves imported into Colonial America[31]
1620–1700 1701–1760 1761–1770 1771–1780 total
21,000 189,000 63,000 15,000 287,000

 

Archive of Early American Images

 

Timeline of Slavery (LINK)

 

  • 1501 — Spanish settlers bring first African slaves to the New World (Santo Domingo).
  • 1562 — The British join the slave trade.
  • 1581 — African slaves are brought to Florida by Spanish settlers in St. Augustine.
  • 1619 — African slaves are brought to Jamestown. 
  • 1638 — New England slave trade begins.
  • 1662 — Virginia law establishes that children of black mothers are slaves if their mothers are slaves, free if their mothers are free.
  • 1712 — Slaves in New York City revolt; the revolt is put down by the militia.
  • 1739 — Slaves in South Carolina revolt. Again, the revolt is put down by the militia.
  • 1775 — First abolitionist society founded in Philadelphia.
  • 1775-1783 — American Revolution.
  • 1787 — Constitution is written.
  • 1793 — First Fugitive Slave Act makes it a crime to interfere with efforts to capture runaway slaves.
  • 1808 — United States bans the slave trade; smuggling continues.
  • 1820 — Missouri Compromise forbids slavery in new territories north of latitude 36° 30’.
  • 1822 — Denmark Vesey leads a slave revolt in Charleston.
  • 1831 — Nat Turner leads a slave revolt in Virginia.
  • 1850 — Compromise of 1850 establishes a Fugitive Slave Law giving greater power to federal authorities in exchange for admission of California to the union as a free state.
  • 1854 — Kansas-Nebraska Act sets aside the Missouri Compromise and lets these two new territories decide whether they will allow slavery.
  • 1857 — In the Dred Scott decision, the Supreme Court says that blacks cannot be citizens and that Congress has no power to outlaw slavery in any territory.
  • 1861-1865 — Civil War.
  • 1863 — President Lincoln issues the Emancipation Proclamation, freeing slaves in the Confederate States.
  • 1865 — The 13th amendment to the Constitution abolishes slavery in the United States.

 

 

 

Avrupalı İk Yerleşim Noktası: St. Augustine


 

Pedro Menendez    

St. Augustine bir İspanyol deniz subayı olan Pedro Menendez tarafından 1656'te Florida'da kuruldu.

 

1565'te İspanyol Kralı Philip tarafından Florida valisi yapılan Menendez yola çıkmadan hemen önce oradaki Fransız Huguenot yerleşimi konusunda bilgilendirildi. Kral Huguenotların yok edilmesini istiyordu. Menendez Amerika'ya ulaştı ve donanma Florida kıyılarında bir nehir ağzına geldiğinde tekneleri arkada bırakarak altı kürekçi ile birlikte bir kayığa bindi. Arkadan Katolik "beyefendiler" ve dinadamları ile dolu başka kayıklar geliyordu. Borazanlar öter ve davullar gümlerken, toplar gürler ve bayraklar dalgalanırken, büyük bir haç taşıyan ve bir ilahi söyleyen baş rahip kafilenin önünde yürüyor ve rahiplik giysileri içindeki Pedro Menendez elinde İspanyol hanedan armasını taşıyordu. Uygun bir yere gelindiğini düşününce, haçı öptü ve kuma dikti. Sonra İspanyol Kralı Philip adına ülkenin resmi iyeliğini aldığını bildirdi. St. Augustine'in kuruluşu böyle kutsamalar ile başladı. Bu iş bittikten sonra Philip'in buyruğunu yerine getirmek üzere yola çıktı. Önceden planlanan eylemi yerine getirmek için 34 tekne ve aralarında çiftçiler, zanaatçılar, askerler ve rahipler olan 2.600 kişi ile gelmiş olan Menendez birkaçı dışında Florida'da bulunan tüm Fransız Protestanları yok etti.

 

Bir İspanyol kenti olan St. Augustine'in kuruluşu böyle bir insan kıyımının eşliğinde yer aldı. Kent Birleşik Devletler’deki en eski yerleşim noktasıdır.

Menendez de Aviles, PEDRO, naval officer; born in Aviles, Spain, in 1519; entered the Spanish naval service in his youth. After successfully battling with French corsairs, Philip II. of Spain appointed him captain-general of the India fleet. Menendez carried that monarch to England to marry Queen Mary, and took him back on his return. In 1565 Philip made him governor of Florida; and just before he was to depart the King was informed of the Huguenotsettlement there, and fitted out an expedition for their destruction.

 

Menendez sailed with thirty-four vessels, bearing 2,600 persons — farmers, mechanics, soldiers, and priests. Arriving at Porto Rico with a small part of his force, Menendez heard of the reinforcements Ribault had taken to Florida, and he immediately went to the mouth of the St. John with Philip's cruel order to murder all the Huguenots. Failing to catch the French fleet that escaped from the St. John, Menendez landed farther southward, built a fort, and founded ST. AUGUSTINE. Marching overland, he attacked and captured the French Fort Carolina, putting nearly the whole of the garrison to death. Only seventy of the colonists escaped, and some of the prisoners were hanged.

 

 

St. Augustine, a city in Florida, founded by Menendez in 1565; population in 1900, 4,272. When Menendez gave up the chase of the Frenchmen under Ribault (seeHUGUENOTS) he turned back towards the Florida coasts, entered an estuary in a boat manned by six oarsmen, leaving his large flagship at anchor outside, and, accompanied companied by his chaplain, Mendoza, and followed by other boats filled with "gentlemen" and ecclesiastics, he went ashore, while trumpets sounded, drums beat, cannons thundered, and flags waved. The chaplain walked at head of the procession, bearing a large cross and chanting a hymn. Pedro Menendez followed with his train, and carrying in his own hand the standard of Spain unfurled. Mendoza, arrayed in rich sacerdotal garments, kissed the cross, and then planted it in the sand by the side of the staff that upheld the royal standard, and against which leaned a shield bearing the arms of Spain. Then, after all had done homage to the priest, Menendez took formal possession of the country in the name of Philip of Spain. With such consecration he laid the foundation of the city of St. Augustine. From that spot he marched to the destruction of the Huguenots on the St. John, and there the unfortunate Ribault and his followers were slain (see RIBAULT, JEAN).

 

Such was the human sacrifice at the founding of St. Augustine, now the oldest town in the United States.

 

 

İdea Yayınevi Site Haritası | İdea Yayınevi Tüm Yayınlar
© Aziz Yardımlı 2017 | aziz@ideayayinevi.com