Kılıcın Ruhu Olarak Samurai
Aziz Yardımlı

idea yayınevi site haritası  
 


Shogun, Daimyo, Samurai


 

Samurai ancak ölümden onur türetmeyi bilir.

Bunun dışında onursuzdur.

 

Erdemli savaşçılar olarak görülen samurailere şiddetten oluşan hizmetlerine karşılık olarak genellikle pirinç ile ödeme yapılıyordu. Samurailer ölümüne kavgaya sanıldığı kadar istekli değillerdi ve sık sık savaş alanından sürüler olarak kaçıyorlardı. Bu belki de samurailerin seppuku yöntemine bir onur sorunu olarak değil, ama bir korku sorunu olarak başvurduklarını gösterir. Kölenin onur duygusu yoktur. Ne olursa olsun, kendilerini kılıç ile kendileri deşmedikleri sürece bunu başkaları yerine getirecekti. Şiddet, zorbalık ve kabalıktan oluşan ‘erdemi’ ile samurai Japon feodal tininin, aslında bütün bir Asyatik despotizmin özetidir. Kendini yalnızca feodal Japon yüzyılları boyunca göstermekle kalmaz, ama ‘modern’ denilen Japon karakterini de tanımlar. Samurai ruhu shogunlardan ve daimyolardan daha sonraki Meiji Oligarşlarına, Meiji militaristlerine ve generallerine, parti kurucularına, bankerlere ve işleyimcilere, en sonunda Meiji imparatorlarının kendilerine dek Japon kültürünün her kesiminde yaşar.İkinci Dünya Savaşı sırasında Japon askerlerine eğer düşman tarafından yakalanacak olurlarsa, yalnızca orduyu değil, imparatoru ve ailelerini de onursuzlaştırılacakları öğretildi. Onurlu bir insan aynı zamanda düşünen bir insandır.

 

 

📹 “The Last Samurai” / Samurai (VİDEO)

“The Last Samurai” / Samurai

 



 

Samurainin bilinci silinmiş bir tablet, bir tabula rasa gibidir. Özgürlük duygusu gibi birşeyi bilmez, hak kavramına bütünüyle yabancıdır ve duyuncu henüz işlevsel değildir. Tablet üzerine duyusal olmayan arı kavramlar basılamayacağına göre, feodal kültürün öğeleri basılır ve ‘tablet’ kendi için değişime ve gelişime yetenekli bir insan doğası olmadığı için, bir kez basılan kalıp bundan böyle bir daha değişmez. Bir tür yasa olarak efendisinin buyruğuna tam bağlılığı samuraiyi bir legal pozitivist yapar ve bunda John Austin’i aşağı yukarı bin yıl kadar önceler. Buyruğa boyun eğmek yaşamına anlam veren başlıca belirlenimdir ve neyin haklı ya da haksız, doğru ya da eğri, iyi ya da kötü olduğunu kendisi değil, onun için efendisi ayırdeder. Bir ateist olarak ona moral doğrularını bildirecek bir dinden de yoksun olduğu için, ruhu efendisine ve kılıcına aittir. Samurai hiçbir kültürü temsil etmez. İnsanlığa hiçbir katkıda bulunmaz. Japonya’nın tarihsizliğinin sorumlusudur.

 

 

Samurainin Meiji restorasyon dönemine dek yaklaşık bin yıl kadar süren varlığı yaklaşık bin yıl boyunca Japonya'da herhangi bir devletin olmaması olgusunun başka bir anlatımıdır. İmparatorlar samurailerin de egemenleri olan, samurailer samuraisi olan shogunların gücü altında her zaman birer hiç idiler. Yerel daimyoların üzerinde özeksel bir devlet gücünün olmaması olgusu feodal yaşamı bir kan davaları ve sonu gelmez kavgalar sürecine indirgedi.

 

   

Japon feodal döneminin baş aktörleri olan samurailer yerel savaş lordları olan daimyoların hizmetçileri olarak ortaya çıktılar. Askeri üstünlükleri yoluyla aşamalı olarak güçlenerek, zamanla Japon politikası, ekonomisi ve toplumsal yaşamı üzerinde egemenliklerini kurdular. İlk kez 10'uncu yüzyılda sözleri edilmeye başlayan samurailer 19'uncu yüzyıla dek varlıklarını sürdürdüler. 1868'de sayıları iki milyona ulaşan samurailer Meiji reformlarından sonra sonra yalnızca kılık değiştirmekle yetindiler.

 

Samurailer bushido denilen bir onur koduna göre yaşıyorlardı. Yerel toprak beylerine hizmetlerini ok, kılıç, mızrak ve genel olarak dövüş ‘sanatlarındaki’ ustalıkları ile yerine getiriyor ve şiddetten oluşan hizmetlerine karşılık olarak çoğunlukla yiyecek alıyorlardı. Sürekli kavga ve dövüş durumunda yaşamaları onları "yiğitlik, disiplin, yalın yaşam ve onur" bileşenlerinden oluştuğu kabul edilen katı bir davranış kodu yaratmaya götürdü. Bu kod gerçekte bir acımasızlık, gaddarlık ve sapıklık kodu idi. Samurai tini Japonya'da feodalizm ortadan kaldırıldıktan sonra da sürdü ve bütün bir Meiji Dönemine ösu acımasızlık ve iki-yüzlülük karakteri veren etmen oldu.

 

Samurainin kılıcı en sevdiği silahı idi ve sözel olarak ona tapıyor, ona insan gibi adlar veriyor, savaşçı ruhunu onda bulduğuna inanıyordu. Bu bir bakıma kutsallaştırılan kılıçlar ilkin insanlar (mahkumlar) üzerinde deneniyordu.


Bushidonun yedi erdemi



GI
Dürüstlük

REİ
Saygı
YU
Yüreklilik
MEİYO
Onur
JİN
Şefkat
MAKATO
Dürüstlük
ÇU
Bağlılık


Japonya'da ilk kayıtlı harakiri ya da seppuku (karın deşme) 1180'de yer aldı ve ilkin savaşçılar tarafından düşman eline düşmekten, utançtan ya da işkenceden kaçmak için uygulanıyordu. Feodal kültürde insanın toplum tarafından belirlenenden başka bir benliği yoktur ve toplum kendi içinde bir utanç kaynağı barındırmayı istemez.

 

Yenilmek bir suç değildir ve ceza gerektirmez. Ama yenilmek güçsüzlüktür, ve feodal kültürde güç hak olduğuna göre yenilmek bir hakka bile değer olmamak ya da haksız olmaktır. Yenik samurai toplumsal bir sıfıra indirgenir. Haktan yoksunluk tanınmamaya, toplumsal hiçliğe döner. Biricik öz-duygusunu feodal çevresinden kazanan samurainin bu duygudan yoksun kalması utanç duygusunda, bir acı duygusunda sonlanır. Utanç duygusu suçluluk duygusu değildir. Suç öznenin hak duygusu ile bağıntılıdır ve hakkın çiğnenmesinin ya da haksızlığın sonucudur. Utanç öz-saygı ile bağıntılıdır ve öz-saygının çiğnenmesinden ya da yitmesinden doğar. Seppuku bir ceza olarak amaçlanmaz.

 

Japon kültüründe "ölüm" genel olarak onur, saygı, dürüstlük, yüreklilik, bağlılık duygularına eşlik eden bir terör etmeni idi. Feodal toplumda özgür birey yoktur. Bu kültürde 'saygı,' 'dürüstlük,' 'yüreklilik' ve 'bağlılık' duyguları denilen şeyler özgür duygular değildir ve ölüm korkusundan doğarlar. "Onur" feodal toplum tarafından "ödev" olarak görülür, feodal tanınmaya bağlıdır, ve toplum tarafından tanımayanın bireyin varolma hakkı yoktur. Gerçekte onur duygusu özgür istenci varsayar ve ancak özgür insanlardan saygı görmek onur vericidir. Ancak özgür birey değerini önce kendisi tanır ve sonra kendi istenci ile uyum içinde olan özgür toplum tarafından tanınır. Samuraiye "onur" yüklemek ona "özgürlük" yüklemek olacaktır.

 

Bir Kültür Olarak Harakiri (Seppuku)

Bir Kültür Olarak Harakiri (Seppuku)

Here is how the defenders of ritual suicide spoke of it in the new imperial council:

“Seppuku has its origin in the vital energy of this divine country and is the shrine of Yamato damashii.”

And:

“It is an ornament of our country and is one reason of its superiority over the countries beyond the seas.”

And, most telling:

“Why should this custom be prohibited in imitation of the effeminacy of foreign nations?”

Japan: A reinterpretation / Patrick Smith, 1998.

 



General Akashi Gidayu preparing to carry out Seppuku after losing a battle for his master in 1582. He had just written his death poem.


The wife of Onodera Junai, one of the Forty-seven Ronin, prepares for her suicide; note the legs tied together, a feature of female seppuku to ensure a decent posture in death.

 



 

📹 “The Last Samurai” / Harakiri (VİDEO)

“The Last Samurai” / Harakiri

 



 


📹 Shoguns, samurai and the Japanese Middle Ages — Khan Academy (VİDEO)

Shoguns, samurai and the Japanese Middle Ages — Khan Academy (LINK)

An overview of the Japanese Medieval period in which Shoguns ruled under the bakufu (shogunate) feudal system. Discussion of daimyo during the Kamakura and Muromachi/Ashikaga periods. Samurai and bushido.

 



📹 History of the Samurai — Outsiders to Legends (VİDEO)

History of the Samurai — Outsiders to Legends (LINK)

Paragons of virtue, exemplars of honour, beacons of integrity and masters of warfare - the knights of the east. This is what we generally picture when we think of the infamous Samurai. While it is an attractive view of these legendary warriors, it is nevertheless quite a misleading one. In this video, we shall do our best to correct this, and cover the even more fascinating roles and perceptions of the samurai in Japanese society from the earliest days all the way to the modern day.

 



Japon kültüründe moral normlar buyuran bir din yoktur. Japon kültüründe moral doğru ve eğri için yargıda bulunmaya götürecek bir duyunç özgürlüğü de bulunmaz.



Japon moral yargı gerektiren durumlarda kararını ve davranışını belirlemede bütünüyle keyfidir. Aslında bir yargıda bulunma ve karar verme gereksinimi duyduğu bile söylenemez. Alışkanlıkla ve kalabalığı izleyerek davranır. Bu bir yandan "güç haktır" mantığı ile ve buna bağlı uysallık ve boyun-eğme tutumu ile bağdaşır: Kazanan "iyi"dir ve ona köle olmak gerekli ve doğrudur. Japon için kendinde iyi ya da kendinde kötü gibi kavramlar yoktur. Hiçbirşey saltık değildir. Herşey geçici ve görelidir. İyi görelidir, ki pekala kötü de olabilir, ve kötü görelidir, ki pekala iyi de olabilir. Yenik düşen samurailer durumları hakkında hiçbir nesnel moral savunma yapma girişiminde bile bulunmadan harakiriyi kabul ediyorlardı. Benzer olarak Çin'de de durum böyledir ve Mao ve Chiang Kai-shek arasındaki üstünlük savaşı sırasında insanlar hangi yanda olacaklarını bütünüyle keyfi olarak seçmek zorunda idiler. Uğruna öldürmeye ve ölmeye gittikleri öğretiler konusunda hiçbir bilgileri yoktu, ne de olan biten üzerine moral yargıda bulunmalarını sağlayacak bir duyunçları vardı. Bu nedenle sözde iç-savaş baştan sona acımasız kitle kıyımlarından oluştu. Böyle kültürlerde "etik"ten söz etmenin bir anlamı yoktur, çünkü özgürlükten söz etmenin bir anlamı yoktur. Mançurya'da, Kore'de, Singapur'da ve Pasifik Okyanusu'nun adalarında gaddarlıklara girişen düzenli Japon orduları için de aynı şey geçerlidir. Böyle "insanların" herhangi bir şekilde moral bir nitelik taşıdıklarını ve yaptıklarını anladıklarını düşünmek olanaksızdır.

 

Japonya'da modern şirketler dünyasında da yolsuzluklar saltık olarak kötü görülmez. Ama yakalanmak ve toplum önünde küçük düşürülmek ölümcül sonuçlara götürür. Bir kural olarak, yalan söylemek ya da eşini aldatmak gibi şeyler aldatılan bunu bilmedikçe yanlış değildir. Algılanmayan kötülük bir kötülük değildir.

 

Duyunç özgürlüğü insanın insan üzerindeki gücünün saltık olarak olumsuzlanmasıdir. Ya da, duyunç özgürlüğü insanın moral yargısını, neyin iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış olduğunu bütünüyle özgürce kendi duyuncuna göre belirlemesidir. Japon herşeyden önce İmparatoru saltık egemen olarak kabul eder ve onun üstünlüğünden yana tüm özgürlüğünü teslim eder. Sonra yerel efendilerine boyun eğer.

 

 

Savaşın Kuralları ve Japon İnsanlık Suçları

Savaşın Kuralları ve Japon İnsanlık Suçları



   

Savaşın kendisinin en büyük gaddarlık olduğu, savaşın insanlığın kendisinin insanlığa karşı suçu olduğu konusunda hiç kimsenin kuşkusu yoktur. Ama savaştan da kötü olan eylemler vardır. İnsanların ırkları ya da etnik kökenleri ya da dinsel inançları nedeniyle yok edilmesi, savaşlarda teslim olan insanların yok edilmesi, bütünüyle suçsuz sivil nüfusların yok edilmesi — tüm bunlar "savaş" başlığı altına düşmeyen eylemlerdir.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Japon ordusu tarafından işlenen insanlık suçları savaş denilen şeyin ötesinde, insan kavrayışının da ötesindedir. Bu suçlar bir ideoloji tarafından, fanatik bir örgüt tarafından değil, ya da ruh hastaları, seri katiller vb. tarafından değil, "normal" Japonlar tarafından, Japon subayları ve askerleri tarafından işlendi.

İmparator Hirohito bu gaddarlıkların bir bölümünden haberdar idi. Savaş sona erdikten sonra, tek bir Japon ona karşı tanıklık yapmadı. Ve Hirohito'nun devrilmesi bir yana, yargılanması bile bütün bir Japonya'yı ayağa kaldırmak için yeterli olacaktı — nükleer bomba gözdağına karşın.

Bir Japon "etiğinden," bir Japon "ahlakından" söz etmenin bir anlamı yoktur. Bugün Japonya ABD'nin egemenliği altında sanal bir devlettir. Ülke Douglas MacArthur tarafından verilen anayasaya uygun olarak yaşamakta, parlamenter demokrasi ile yönetilmekte, ve Almanya gibi militarizmden özellikle uzak durmaktadır. Egemen bir Japonya'nın bir tür Kuzey Kore gibi davranmayacağı konusunda hiçbir güvence yoktur.

 

Canabalism



There are numerous reports of canabilism practiced by Japanese soldiers during World War II in the Pacific and the CBI theater. We are not sure about China proper. Perhaps most shocking of all it was not an attrocity practiced by just a few starving soldiers on isolated Pacific islands garrisons. It appears to have been a fairly common practice practiced by units that were not starving and carried out or condoned by unit commanders. And the Japanese targeted many natiuinalities in their canabilistic rites. One Indian source reporyts, " For the 10,000-odd soldiers of the Indian Army who endured extreme torture at the hands of their Japanese captors, cannibalism was the culmination. Evidence suggests the practice was not the result of dwindling supplies, but worse, it was conducted under supervision and perceived as a power projection tool. The Japanese Lieutenant Hisata Tomiyasu who was eventually found guilty of the murder of 14 Indian soldiers and of cannibalism at Wewak (New Guinea) in 1944 was sentenced to death by hanging." [Jayalakshmi K.] (LINK) Başka bir link.

 

Religion, Moral Values and the Ethics of Japanese Society
Nader Ghotbi, Ritsumeikan Asia Pacific University)


  • "Japanese society has been described as the most secular and the least religious one in surveys." (Paul 2005)
  • "Some experts refer to the culturally strong and widespread religious practices by the majority of Japanese people (Tanabe 1999), which not only classifies them as being religious but also to an extreme point of being superstitious; they commonly offer money to shrines and temples to protect themselves from bad luck and to help them accomplish their dreams.
  • "The ethics of Japanese society is dominated by socio-cultural rules and norms rather than religious instructions. Tanida suggests that in Japan an act may be considered as good/right when it is commonly done and considered bad/wrong when nobody else does it" (1996). ( Tanida, N. 2012. Misuse of evidence-based policy by the Japanese Ministry of Health, Labour and Welfare, “wait until harm is conclusively evident.” Kumamoto, Japan)
  • "Although experts on Buddhism and Shinto were present, usually, the explanations could not be based on religious principles; instead references would be given to the values of Japanese culture and common practices in Japanese society."




 

📹 1) Japon Savaş Suçları / Tokyo Yargılamaları (VİDEO — 2)

Japon Savaş Suçları / Tokyo Yargılamaları (LINK)

 

Japon dünyayı fethedilecek bir yer olarak görür.
Bu nedenle Japonya Japon'un kendi yaptığı bir kültür değidir. Ona dayatılmıştır — tıpkı Güney Kore, Tayvan ve Çin Halk Cumhuriyeti için de olduğu gibi.

Japonlar Çin'de 1932'den 1945'e dek yaptıkları tüm gaddarlıkları algılayabilecek ve yargılayabilecek bir moral gelişim düzeyinde değildirler. En zayıf insanlık duygusu ile bağdaşmayan bu olayları normal, sıradan, önemsiz olaylar olarak görmektedirler. Japon ordusunun Çin'i işgali sırasında Japonlar tarafından 6 milyonun üzerinde Çinli öldürüldü. Hesap sorulduğunda, İmparator kem küm etmekle yetindi ve Japon halkı böyle bir suçlamayı yalnızca bir harakiriye neden olacak bir hakaret olarak gördü.

Meiji Restorasyonu ile getirilen Japon "demokrasisi" gerçekte feodal bir kültürde sandık başına gitmekten daha öte bir saçmalık değildi. Japon "politikası" aileler, sözde politikacılar, gizli topluluklar ve askeri diktatörler arasındaki amansız entrikalardan oluşuyordu ve bu gösterinin izleyicisi yalnızca başını sallamayı bilen kibar Japon halkı idi.

Japonya'nın hızlı teknolojik gelişimi samurai "onur" duygusunun da güçlenmesine götürdü ve henüz herhangi bir etik ile tanışmamış bir gelenek kültürü kendini dünyanın gelecekteki efendisi olarak görmeye başladı. Bu ortamda ordudaki militaristler güçlerini kolayca arttırdı ve ordu komutanları hükümetin politikasını belirlemeye başladılar. Sonunda yönetimi üstlendiler ve savaşa istekli ve hazır olan ülkeyi Kore ve Çin'den başlamak üzere dünyanın fethine çıkardılar. Avustralya, Yeni Gine, sonra bütün bir Asya, daha sonra dünyanın geri kalanı soylu Japon kültürünün egemenlik alanı olacaktı.

Japon halkının benlik duygusunun başlıca kaynağı olan Japon İmparatoru savaş suçlarındaki sorumluluğundan ötürü yargılanmadı. Yargılansaydı Japonya'nın bütünü bir tür harakiri yapacaktı. İmparator bütün Japon gaddarlık sahnesinde baş aktör idi, çünkü Japon halkının İmparatoru ancak Japon halkına uygun bir İmparator olabilirdi. Japonlar bugün de "tarihlerine" gözlerini kapamayı sürdürmekte ve onu shintoizm ile birleşmiş bir şiir, resim, incelik ve bahar çiçekleri kültürü olarak görmektedirler.

Tokyo War Crimes Trial / CHARGES

Tokyo War Crimes Trial / CHARGES (W)

Uzak Doğu İçin Uluslararası Askeri Mahkeme başsavcısı Joseph B. Keenan suçlamanın yanısıra bir basın bildiriisinde şunları söyledi: "War and treaty-breakers should be stripped of the glamour of national heroes and exposed as what they really are—plain, ordinary murderers."

Count Offense
1 As leaders, organizers, instigators, or accomplices in the formulation or execution of a common plan or conspiracy to wage wars of aggression, and war or wars in violation of international law
27 Waging unprovoked war against China
29 Waging aggressive war against the United States
31 Waging aggressive war against the British Commonwealth (Crown colonies and protectorates of the United Kingdom in the Far East and South Asia, Australia and New Zealand)
32 Waging aggressive war against the Netherlands (Dutch East Indies)
33 Waging aggressive war against France (French Indochina)
35, 36 Waging aggressive war against the USSR
54 Ordered, authorized, and permitted inhumane treatment of prisoners of war and others
55 Deliberately and recklessly disregarded their duty to take adequate steps to prevent atrocities

 



 

📹 Tokyo Yargılamaları




 

Japonya’nın Kore ve Çin ile ilişkiler dışında tarihsel olarak tam yalıtılmışlık içinde şekillenmesi homo sapiensin moral olarak nasıl ayrıksı biçimlere girebileceğini görmek için dikkate değer bir örnek sunar. Japon ‘etiği’ terimi gereksiz bir sözcüktür, çünkü etik özgür kültürlere özgüdür. ‘Shogun etiği,’ ‘samurai etiği,’ ‘geisha etiği,’ ‘oiron etiği’ gibi anlatımlar kulağa pek uygun gelmeyecektir. Japon moral yargıdan bütünüyle bağışık olarak düşünmeksizin, alışkanlık ile ve başkalarını izleyerek davranır. Bu nedenle kendini bütünüyle içgüdülerine ve doğal dürtülerine teslim eder, gaddarlıkta hiçbir sınır tanımaz çünkü onu algılamaz, ve onu dışsal olarak bile olsa denetleyecek herhangi bir üst moral yetkeden yoksundur. İçsel olarak, duyuncu bütünüyle suskundur. Japon’un shinto kamileri tarafından belirlenen bütün bir moral yaşam alanı iyi ya da kötü kavramları ile lekelenmiş değildir.

 

Evrensel özgürlük bilincinin kazanılması Dünya Tarihinin ereğidir. Duyunç özgürlüğü Dünya Tininin, insanlığın gerçek etik karakterini kazanmasının saltık koşuludur. Bu nedenle Reformasyon Dünya Tarihinde saltık dönüm noktası, bir daha yitirilemeyecek en büyük ilerleme ve gelişimdir. Üçlülük Din Kavramının ya da bu kavrama uygun Hıristiyanlığın Dünya Tarihinde bu dönüm noktasını temsil ettiği hiç kuşkusuz doğrudur. Ama bu ikincildir. Birincil olan şey bu tasarımsal formüllerin gerçekte Usun kendisinin kavramına anlatım vermeleridir. Dünya Tarihi Usun etik açınımıdır. Japonya Dünya Tarihini reddedişte kendi ussal gerçeğini reddetti. Moral olarak gelişmemiş bu halk bugün de bu moral karakterden yoksun kaldığı sürece ne kendini, ne insanlığı, ne de bütün bir geçmişi boyunca işlediği insanlık suçlarını algılayabilecektir.

 

 

Japonya niçin bugün de İkinci Dünya Savaşı sırasında Japonya'nın insanlık suçları için özür dilemeyi sürdürmektedir?

Japonya’nın sonu gelmeyen özürleri inandırıcı görülmez, çünkü ancak etik-karakter özür dilemeyi bilir.

 

List of war apology statements issued by Japan

List of war apology statements issued by Japan (LINK)

1950s

  • 1957: Prime Minister Kishi Nobusuke said to the people of Burma: "We view with deep regret the vexation we caused to the people of Burma in the war just passed. In a desire to atone, if only partially, for the pain suffered, Japan is prepared to meet fully and with goodwill its obligations for war reparations. The Japan of today is not the Japan of the past, but, as its Constitution indicates, is a peace-loving nation."[6]
  • 1957: Prime Minister Kishi Nobusuke said to the people of Australia: "It is my official duty, and my personal desire, to express to you and through you to the people of Australia, our heartfelt sorrow for what occurred in the war."[7]

1960s

1970s

  • September 29, 1972: Prime Minister Kakuei Tanaka said to the people of the People's Republic of China: "The Japanese side is keenly conscious of the responsibility for the serious damage that Japan caused in the past to the Chinese people through war, and deeply reproaches itself. Further, the Japanese side reaffirms its position that it intends to realize the normalization of relations between the two countries from the stand of fully understanding 'the three principles for the restoration of relations' put forward by the Government of the People's Republic of China. The Chinese side expresses its welcome for this" (Joint Communique of the Government of Japan and the Government of the People's Republic of China).[8]

1980s

  • August 24, 1982: Prime Minister Zenkō Suzuki said: "I am painfully aware of Japan's responsibility for inflicting serious damages [on Asian nations] during the past war." "We need to recognize that there are criticisms that condemn [Japan's occupation] as invasion" (Press Conference on the textbook controversy).[9]
  • August 26, 1982: Chief Cabinet Secretary Kiichi Miyazawa said to the people of the Republic of Korea: "1. The Japanese Government and the Japanese people are deeply aware of the fact that acts by our country in the past caused tremendous suffering and damage to the peoples of Asian countries, including the Republic of Korea (ROK) and China, and have followed the path of a pacifist state with remorse and determination that such acts must never be repeated. Japan has recognized, in the Japan-ROK Joint Communique, of 1965, that the 'past relations are regrettable, and Japan feels deep remorse,' and in the Japan-China Joint Communique, that Japan is 'keenly conscious of the responsibility for the serious damage that Japan caused in the past to the Chinese people through war and deeply reproaches itself.' These statements confirm Japan's remorse and determination which I stated above and this recognition has not changed at all to this day. 2. This spirit in the Japan-ROK Joint Communique, and the Japan-China Joint Communique, naturally should also be respected in Japan's school education and textbook authorization.
  • September 6, 1984: Emperor Hirohito said to President Chun Doo Hwan: "It is indeed regrettable that there was an unfortunate past between us for a period in this century and I believe that it should not be repeated again." (Meeting with President Chun Doo Hwan.)[10]
  • September 7, 1984: Prime Minister Yasuhiro Nakasone said: "There was a period in this century when Japan brought to bear great sufferings upon your country and its people. I would like to state here that the government and people of Japan feel a deep regret for this error."[11]
  • October 23, 1985: Prime Minister Yasuhiro Nakasone, in a speech to the United Nations, said: "On June 6, 1945, when the UN Charter was signed in San Francisco, Japan was still fighting a senseless war with 40 nations. Since the end of the war, Japan has profoundly regretted the unleashing of rampant ultra nationalism and militarism and the war that brought great devastation to the people of many countries around the world and to our country as well" (Speech to the United Nations).
  • 1989: Prime Minister Takeshita Noboru, in a speech in the Japanese Diet, said: "As we have made clear previously at repeated opportunities, the Japanese government and the Japanese people are deeply conscious of the fact that the actions of our country in the past caused suffering and loss to many people in neighboring countries. Starting from our regret and resolve not to repeat such things a second time, we have followed a course as a "Peace Nation" since then. This awareness and regret should be emphasized especially in the relationship between our countries and the Korean Peninsula, our nearest neighbors both geographically and historically. At this opportunity as we face a new situation in the Korean Peninsula, again, to all peoples of the globe, concerning the relationship of the past, we want to express our deep regret and sorrow" (Speech in the Japanese Diet).

1990s

  • April 18, 1990: Minister of Foreign Affairs Taro Nakayama said to the people of South Korea: "Japan is deeply sorry for the tragedy in which these (Korean) people were moved to Sakhalin not of their own free will but by the design of the Japanese government and had to remain there after the conclusion of the war" (188th National Diet Session Lower House Committee of Foreign Affairs).[12]
  • May 24, 1990: Emperor Akihito, in a meeting with President Roh Tae Woo, said: "Reflecting upon the suffering that your people underwent during this unfortunate period, which was brought about by our nation, I cannot but feel the deepest remorse" (Meeting with President Roh Tae Woo).[13]
  • May 25, 1990: Prime Minister Toshiki Kaifu, in a meeting with President Roh Tae Woo, said: "I would like to take the opportunity here to humbly reflect upon how the people of the Korean Peninsula went through unbearable pain and sorrow as a result of our country's actions during a certain period in the past and to express that we are sorry" (Summit meeting with President Roh Tae Woo in Japan).[14]
  • January 1, 1992: Prime Minister Kiichi Miyazawa, in a press conference, said: "Concerning the comfort women, I apologize from the bottom of my heart and feel remorse for those people who suffered indescribable hardships".
  • January 16, 1992: Prime Minister Kiichi Miyazawa, in a speech at dinner with President Roh Tae Woo, said: "We the Japanese people, first and foremost, have to bear in our mind the fact that your people experienced unbearable suffering and sorrow during a certain period in the past because of our nation's act, and never forget the feeling of remorse. I, as a prime minister, would like to once again express a heartfelt remorse and apology to the people of your nation".[15]
  • January 17, 1992: Prime Minister Kiichi Miyazawa, at a policy speech on a visit to South Korea, said:. "What we should not forget about relationship between our nation and your nation is a fact that there was a certain period in the thousands of years of our company when we were the victimizer and you were the victim. I would like to once again express a heartfelt remorse and apology for the unbearable suffering and sorrow that you experienced during this period because of our nation's act." Recently the issue of the so-called 'wartime comfort women' is being brought up. I think that incidents like this are seriously heartbreaking, and I am truly sorry".[16]
  • July 6, 1992. Chief Cabinet Secretary Koichi Kato said: "The Government again would like to express its sincere apology and remorse to all those who have suffered indescribable hardship as so-called 'wartime comfort women,' irrespective of their nationality or place of birth. With profound remorse and determination that such a mistake must never be repeated, Japan will maintain its stance as a pacifist nation and will endeavor to build up new future-oriented relations with the Republic of Korea and with other countries and regions in Asia. As I listen to many people, I feel truly grieved for this issue. By listening to the opinions of people from various directions, I would like to consider sincerely in what way we can express our feelings to those who suffered such hardship" (Statement by Chief Cabinet Secretary Koichi Kato on the Issue of the so-called "Wartime Comfort Women" from the Korean Peninsula).[17]
  • August 4, 1993: Chief Cabinet Secretary Yōhei Kōno said: "Undeniably, this was an act, with the involvement of the military authorities of the day, that severely injured the honor and dignity of many women. The Government of Japan would like to take this opportunity once again to extend its sincere apologies and remorse to all those, irrespective of place of origin, who suffered immeasurable pain and incurable physical and psychological wounds as comfort women" (Statement by the Chief Cabinet Secretary Yohei Kono on the result of the study on the issue of "comfort women"),[18]
  • August 11, 1993: Prime Minister Morihiro Hosokawa, at the first press conference after his inauguration, said: "I myself believe it was a war of aggression, a war that was wrong".[19]
  • August 23, 1993: Prime Minister Morihiro Hosokawa said in a speech at the 127th National Diet Session: "After 48 years from then, our nation has become one of nations that enjoy prosperity and peace. We must not forget that it is founded on the ultimate sacrifices in the last war, and a product of the achievements of the people of the previous generations. We would like to take this opportunity to clearly express our remorse for the past and a new determination to the world. Firstly at this occasion, we would like to express our deep remorse and apology for the fact that invasion and colonial rule by our nation in the past brought to bear great sufferings and sorrow upon many people" .[20]
  • September 24, 1993: Prime Minister Morihiro Hosokawa said, at the 128th National Diet Session:. "I used the expression war of aggression and act of aggression to express honestly my recognition which is the same as the one that the act of our nation in the past brought to bear unbearable sufferings and sorrow upon many people, and to express once again deep remorse and apology".[21]
  • August 31, 1994: Prime Minister Tomiichi Murayama said in a speech: "Japan's actions in a certain period of the past not only claimed numerous victims here in Japan but also left the peoples of neighboring Asia and elsewhere with scars that are painful even today. I am thus taking this opportunity to state my belief, based on my profound remorse for these acts of aggression, colonial rule, and the like caused such unbearable suffering and sorrow for so many people, that Japan's future path should be one of making every effort to build world peace in line with my no-war commitment. It is imperative for us Japanese to look squarely to our history with the peoples of neighboring Asia and elsewhere. Only with solid basis of mutual understanding and confidence that can be built through overcoming the pain on both sides, can we and the peoples of neighboring countries together clear up the future of Asia-Pacific.... On the issue of wartime 'comfort women,' which seriously stained the honor and dignity of many women, I would like to take this opportunity once again to express my profound and sincere remorse and apologies. With regard to this issue as well, I believe that one way of demonstrating such feelings of apologies and remorse is to work to further promote mutual understanding with the countries and areas concerned as well as to face squarely to the past and ensure that it is rightly conveyed to future generations. This initiative, in this sense, has been drawn up consistent with such belief" (Statement by Prime Minister Tomiichi Murayama on the "Peace, Friendship, and Exchange Initiative").[22]
  • June 9, 1995: House of Representatives, National Diet of Japan passed a resolution stating: "On the occasion of the 50th anniversary of the end of World War II, this House offers its sincere condolences to those who fell in action and victims of wars and similar actions all over the world. Solemnly reflecting upon many instances of colonial rule and acts of aggression in the modern history of the world, and recognizing that Japan carried out those acts in the past, inflicting pain and suffering upon the peoples of other countries, especially in Asia, the Members of this House express a sense of deep remorse" (Resolution to renew the determination for peace on the basis of lessons learned from history).[23]
  • July 1995: Prime Minister Tomiichi Murayama said in a statement: "The problem of the so-called wartime comfort women is one such scar, which, with the involvement of the Japanese military forces of the time, seriously stained the honor and dignity of many women. This is entirely inexcusable. I offer my profound apology to all those who, as wartime comfort women, suffered emotional and physical wounds that can never be closed" (Statement by Prime Minister Tomiichi Murayama on the occasion of the establishment of the "Asian Women's Fund").[24]
  • August 15, 1995: Prime Minister Tomiichi Murayama said in a statement: "During a certain period in the not-too-distant past, Japan, through its colonial rule and aggression, caused tremendous damage and suffering to the people of many countries, particularly those of Asia. In the hope that no such mistake will be made in the future, I regard, in a spirit of humanity, these irrefutable facts of history, and express here once again my feelings of deep remorse and state my heartfelt apology" (Statement by Prime Minister Tomiichi Murayama 'On the occasion of the 50th anniversary of the war's end').[25]
  • June 23, 1996: Prime Minister Ryutaro Hashimoto said in a press conference: "Hashimoto mentioned the aspects of Japan's colonial rule of the Korean Peninsula such as the forced Japanization of Korean people's name and commented "It is beyond imagination how this injured the hearts of Korean people". Hashimoto also touched on the issue of Korean comfort women and said "Nothing injured the honor and dignity of women more than this and I would like to extend words of deep remorse and the heartfelt apology" (Joint press conference at summit meeting with President Kim Young Sam in South Korea).[26]
  • October 8, 1996: Emperor Akihito said in a speech at a dinner with the South Korean president, Kim Dae Jung: "There was a period when our nation brought to bear great sufferings upon the people of the Korean Peninsula." "The deep sorrow that I feel over this will never be forgotten".[27]
  • January 13, 1998: Press Secretary published: "Statement by Prime Minister Ryutaro Hashimoto on World War II prisoners of war. Q: At the meeting last night with Prime Minister Blair, did Prime Minister Hashimoto really apologize for the prisoners of war. Spokesman Hashimoto: The important thing is that the Prime Minister of Japan expressed the feelings of deep remorse and stated heartfelt apologies to the people who suffered in World War II directly to the Prime Minister of the United Kingdom. This was the second meeting between Prime Minister Hashimoto and Prime Minister Blair and we considered the meeting very important, especially this year. Making use of this opportunity, Prime Minister Hashimoto expressed his remorse and apology on behalf of the Government of Japan; this is very important. Prime Minister Blair fully understands the importance of the statement made by Prime Minister Hashimoto on this issue. His press opportunities after the talks objectively reflect what the two gentlemen talked about" (Press Conference by the Press Secretary).[28] In a follow-up interview, spokesman Tanaka for Prime Minister Hashimoto clarified that "Our sense of apology and our sense of remorse was addressed to all the countries which have gone through the experiences of the last world war."[29]
  • July 15, 1998: Prime Minister Ryutaro Hashimoto, in a letter to the Netherlands Prime Minister Willem Kok: "The Government of Japan, painfully aware of its moral responsibility concerning the issue of so-called "wartime comfort women," has been sincerely addressing this issue in close cooperation with the Asian Women's Fund which implements the projects to express the national atonement on this issue. Recognizing that the issue of comfort women, with an involvement of the Japanese military authorities at that time, was a grave affront to the honor and dignity of large numbers of women, I would like to convey to Your Excellency my most sincere apologies and remorse to all the women who underwent immeasurable and painful experiences and suffered incurable physical and psychological wounds as comfort women.... By the Statement of Prime Minister in 1995, the Government of Japan renewed the feelings of deep remorse and the heartfelt apology for tremendous damage and suffering caused by Japan to the people of many countries including the Netherlands during a certain period in the past. My cabinet has not modified this position at all, and I myself laid a wreath to the Indisch Monument with these feelings on the occasion of my visit to the Netherlands in June last year" (The contents of the letter of the then Japanese Prime Minister Ryutaro Hashimoto sent to ).[30]
  • October 8, 1998: Prime Minister Keizō Obuchi said in a declaration: "Looking back on the relations between Japan and the Republic of Korea during this century, Prime Minister Obuchi regarded in a spirit of humility the fact of history that Japan caused, during a certain period in the past, tremendous damage and suffering to the people of the Republic of Korea through its colonial rule, and expressed his deep remorse and heartfelt apology for this fact. President Kim accepted with sincerity this statement of Prime Minister Obuchi's recognition of history and expressed his appreciation for it. He also expressed his view that the present calls upon both countries to overcome their unfortunate history and to build a future-oriented relationship based on reconciliation as well as good-neighborly and friendly cooperation" (Japan-South Korea Joint Declaration A New Japan-South Korea Partnership towards the Twenty-first Century).[31]
  • November 26, 1998: Prime Minister Keizō Obuchi said in a declaration: "Both sides believe that squarely facing the past and correctly understanding history are the important foundation for further developing relations between Japan and China. The Japanese side observes the 1972 Joint Communique of the Government of Japan and the Government of the People's Republic of China and the August 15, 1995, Statement by former Prime Minister Tomiichi Murayama. The Japanese side is keenly conscious of the responsibility for the serious distress and damage that Japan caused to the Chinese people through its aggression against China during a certain period in the past and expressed deep remorse for this. The Chinese side hopes that the Japanese side will learn lessons from the history and adhere to the path of peace and development. Based on this, both sides will develop long-standing relations of friendship" (Japan-China Joint Declaration On Building a Partnership of Friendship and Cooperation for Peace and Development).[32]

2000s

  • August 10, 2000: Consul-General of Japan in Hong Kong Itaru Umezu said: "In fact, Japan has clearly and repeatedly expressed its sincere remorse and apologies, and has dealt sincerely with reparation issues. These apologies were irrefutably expressed, in particular in Prime Minister Tomiichi Murayama's official statement in 1995, which was based on a cabinet decision and which has subsequently been upheld by successive prime ministers, including Prime Minister Yoshirō Mori. Mr. Murayama said that Japan 'through its colonial rule and aggression, caused tremendous damage and suffering to the people of many countries, particularly to those of Asian nations. In the hope that no such mistake be made in the future, I regard, in a spirit of humility, these irrefutable facts of history, and express here once again my feelings of deep remorse and state my heartfelt apology'" (Japan Has Faced Its Past. Far Eastern Economic Review, August 10, 2000).[33]
  • August 30, 2000: Minister for Foreign Affairs Yōhei Kōno said in an address during his visit to the People's Republic of China: "I believe that Japan's perception of history was clearly set out in the Statement by Prime Minister Tomiichi Murayama issued, following a Cabinet Decision, on the fiftieth anniversary of the end of World War II. As a member of the Cabinet, I participated in the drafting of that Statement. The spirit contained therein has been carried forth by successive administrations and is now the common view of the large number of Japanese people" (Address by Minister for Foreign Affairs Yōhei Kōno During His Visit to the People's Republic of China).[34]
  • April 3, 2001: Chief Cabinet Secretary Yasuo Fukuda said: "Japan humbly accepts that for a period in the not too distant past, it caused tremendous damage and suffering to the people of many countries, particularly to those of Asian nations, through its colonial rule and aggression, and expresses its deep remorse and heartfelt apology for this. Such recognition has been succeeded by subsequent Cabinets and there is no change regarding this point in the present Cabinet" (Comments by the Chief Cabinet Secretary, Yasuo Fukuda on the history textbooks to be used in junior high schools from 2002).[35]
  • September 8, 2001: Minister for Foreign Affairs Makiko Tanaka said in a speech: "We have never forgotten that Japan caused tremendous damage and suffering to the people of many countries during the last war. Many lost their precious lives and many were wounded. The war has left an incurable scar on many people, including former prisoners of war. Facing these facts of history in a spirit of humility, I reaffirm today our feelings of deep remorse and heartfelt apology expressed in the Prime Minister Murayama's statement of 1995" (Speech by Minister for Foreign Affairs Makiko Tanaka at the Ceremony in Commemoration of 50th anniversary of the Signing of the San Francisco Peace Treaty).[36]
  • October 15, 2001: Prime Minister Junichiro Koizumi said: "During the talks, President Kim highly appreciated the words of the Prime Minister Koizumi at Sodaemun Independence Park, in which he expressed remorse and apology for Japan's colonial domination" (Japanese prime minister visits South Korea).[37]
  • 2001: Prime Minister Junichiro Koizumi (Also signed by all the prime ministers since 1995, including Ryutaro Hashimoto, Keizō Obuchi, Yoshirō Mori) said in a letter: "As Prime Minister of Japan, I thus extend anew my most sincere apologies and remorse to all the women who underwent immeasurable and painful experiences and suffered incurable physical and psychological wounds as comfort women. We must not evade the weight of the past, nor should we evade our responsibilities for the future. I believe that our country, painfully aware of its moral responsibilities, with feelings of apology and remorse, should face up squarely to its past history and accurately convey it to future generations" (Letter from Prime Minister Junichiro Koizumi to the former comfort women).[38]
  • September 17, 2002: Prime Minister Junichiro Koizumi said: "The Japanese side regards, in a spirit of humility, the facts of history that Japan caused tremendous damage and suffering to the people of Korea through its colonial rule in the past, and expressed deep remorse and heartfelt apology" (Japan-DPRK Pyongyang Declaration).[39]
  • August 15, 2003: Prime Minister Junichiro Koizumi said: "During the war, Japan caused tremendous damage and suffering to the people of many countries, particularly to those of Asian nations. On behalf of the people of Japan, I hereby renew my feelings of profound remorse as I express my sincere mourning to the victims" (Address by Prime Minister Junichiro Koizumi at the 58th Memorial Ceremony for the War Dead).[40]
  • April 22, 2005: Prime Minister Junichiro Koizumi said: "Japan squarely faces these facts of history in a spirit of humility. And with feelings of deep remorse and heartfelt apology always engraved in mind, Japan has resolutely maintained, consistently since the end of World War II, never turning into a military power but an economic power, its principle of resolving all matters by peaceful means, without recourse to use of force. Japan once again states its resolve to contribute to the peace and prosperity of the world in the future as well, prizing the relationship of trust it enjoys with the nations of the world." (Address by the Prime Minister of Japan at the Asia-African Summit 2005).[41]
  • August 15, 2005: Prime Minister Junichiro Koizumi said: "In the past, Japan, through its colonial rule and aggression, caused tremendous damage and suffering to the people of many countries, particularly to those of Asian nations. Sincerely facing these facts of history, I once again express my feelings of deep remorse and heartfelt apology, and also express the feelings of mourning for all victims, both at home and abroad, in the war. I am determined not to allow the lessons of that horrible war to erode, and to contribute to the peace and prosperity of the world without ever again waging a war."[42]
  • March 1, 2007: Prime Minister Shinzō Abe stated in a newspaper article that there was no evidence that the Japanese government had kept sex slaves, even though the Japanese government had already admitted the use of brothels in 1993. On March 27, the Japanese parliament issued an official apology.[43] This was regarding the surviving comfort women who had demanded an apology from the Japanese government for being used as sex slaves.
  • May 9, 2009: The Japanese government, through its ambassador in the U.S., apologized to former American prisoners of war who suffered in the Bataan Death March.[44]

2010s

  • February 11, 2010: Foreign Minister Katsuya Okada said: "I believe what happened 100 years ago deprived Koreans of their country and national pride. I can understand the feelings of the people who lost their country and had their pride wounded," Okada said during a joint news conference with South Korean Foreign Minister Yu Myung-hwan. (This was a statement marking the 100th anniversary of Japan's colonial annexation of Korea, and not in reference to Japan's war acts in particular.)[45]
  • August 10, 2010: Prime Minister Naoto Kan expressed "deep regret over the suffering inflicted" during the Empire of Japan's colonial rule over Korea. Japan's Kyodo News also reported that Cabinet members endorsed the statement. In addition, Kan said that Japan will hand over precious cultural artifacts that South Korea has been demanding. Among them were records of an ancient Korean royal dynasty.[46]
  • September 13, 2010: Foreign Minister Katsuya Okada apologized to a group of six former American soldiers who during World War II were held as prisoners of war by the Japanese, including 90-year-old Lester Tenney, a survivor of the Bataan Death March in 1942. The six and their families and the families of two deceased soldiers were invited to visit Japan at the expense of the Japanese government in a program that will see more American former prisoners of war and former prisoners of war from other countries visit Japan in the future.[47]
  • December 7, 2010: Prime Minister Naoto Kan apologized for Korea's suffering under colonization as part of a statement marking the 100th anniversary of the annexation in 1910. "I express a renewed feeling of deep remorse and state my heartfelt apology for the tremendous damage and suffering caused by colonial rule," Kan said. Kan said Japan colonized Korea "against the will of the Korean people" who suffered great damage to their national pride and loss of culture and sovereignty as a result and added that he wants to take an honest look at his country's past with the courage and humility to address its history.[48]
  • March 3, 2011: Foreign Minister Seiji Maehara apologized to a group of Australian POWs visiting Japan as guests of the Government of Japan for the ill-treatment they received while in Imperial Japanese captivity.[49]
  • December 8, 2011: Parliamentary Vice Minister for Foreign Affairs Toshiyuki Kat apologized to Canada for their treatment of Canadian POW's after the Battle of Hong Kong.[50]
  • November 13, 2013: Former Japanese Prime Minister Hatoyama Yukio offered personal apology for Japan's wartime crimes, especially the Nanking Massacre, "As a Japanese citizen, I feel that it's my duty to apologise for even just one Chinese civilian killed brutally by Japanese soldiers and that such action cannot be excused by saying that it occurred during war."[51]
  • April 9, 2014: Japanese Ambassador to the Philippines Toshinao Urabe expressed "heartfelt apology" and "deep remorse" and vowed "never to wage war again" at the Day of Valor ceremony in Bataan.[52]
  • April 29, 2015: Prime Minister Shinzō Abe, during the first speech of a Japanese prime minister at a Joint session of the United States Congress, stated "deep repentance" for Japan's actions during World War II.[53]
  • December 28, 2015: Japanese Foreign Minister Fumio Kishida and South Korean Foreign Minister Yun Byung-se made an announcement at a joint press conference, which consisted of their respective statements on behalf of Japan and South Korea. Kishida stated, "The issue of comfort women, with an involvement of the Japanese military authorities at that time, was a grave affront to the honor and dignity of large numbers of women, and the Government of Japan is painfully aware of responsibilities from this perspective. As Prime Minister of Japan, Prime Minister Abe expresses anew his most sincere apologies and remorse to all the women who underwent immeasurable and painful experiences and suffered incurable physical and psychological wounds as comfort women." The statement went on to explain that "the Government of Japan will now take measures to heal psychological wounds of all former comfort women through its budget" and that it had been decided that the South Korean government would "establish a foundation for the purpose of providing support for the former comfort women". In return, Yun stated that his government "acknowledges the fact that the Government of Japan is concerned about the statue built in front of the Embassy of Japan in Seoul from the viewpoint of preventing any disturbance of the peace of the mission or impairment of its dignity, and will strive to solve this issue in an appropriate manner". Both stated that this agreement will "finally and irreversibly" resolve the contentious issue and that "on the premise that the Government of Japan will steadily implement the measures it announced", both countries "will refrain from accusing or criticizing each other regarding this issue in the international community, including at the United Nations".[54]

 



 

📹 Why Japan Keeps Apologizing for World War II (VİDEO)

Why Japan Keeps Apologizing for World War II (LINK)

 



 

 

April 29, 2015

Mr. Abe’s Earlier Statements

 

“History is harsh. What is done cannot be undone.”

— Mr. Abe in a speech to a joint meeting of the United States Congress, the first such address by a Japanese prime minister

 

📹 Japan’s Apologies for World War II (VİDEO)

Japan’s Apologies for World War II (LINK)

 

“My dear friends, on behalf of Japan and the Japanese people, I offer with profound respect my eternal condolences to the souls of all American people that were lost during World War II. Our actions brought suffering to the peoples in Asian countries. We must not avert our eyes from that.”




Japon tarihi kesintisiz bir kan davaları tarihidir, çünkü orada her zaman güç haktır ve hiçbir zaman yasa egemenliği yoktur.

 

Samurainin düşmanı herhangi bir insan, her insandır. Ve düşman efendisinin düşmanıdır. Ve efendisinin düşmanı bir öç duygusu tarafından seçilir. Bir yasa egemenliğinin yokluğunda, haksızlık olarak görülen şey ancak öç yoluyla düzeltilir. Ama iki yan da kendini haklı gördüğü için haksızlığın giderilmesi kan davası biçimini alır.

 

Japonya'nın bütün bir tarihi boyunca Kubilay Han'ın takımadaları ele geçirme girişimi dışında hiçbir dış düşmanı olmadı. Japon için savaş, şiddet, terör, yok etme her zaman Japonun kendisini hedef aldı. Samurai bir cinayet kölesi olarak Japonları yok etmek üzere yetiştirilir. Efendisinin, daimyonun buyruğunu yerine getirmenin dışında hiçbir işi, hiçbir amacı, hiçbir eylemi yoktur. Onun buyruğunu sorgulamaz ve yok edemeyeceği hiçbir canlı varlık yoktur. Efendiler arasındaki kan davalarının paralı askerleridirler ve para yerine genellikle pirinç kabul ederler. “Onur” olarak anladıkları şey her zaman ölüm ile, başkasını ya da kendini öldürme ile bağlıdır.





 

In ‘Love’ With the Samurai Sword

Just as the code of the samurai is the soul of Japan, the sword is the soul of the samurai.


Why has the samurai sword always been such a powerful symbol of Japanese culture? Dr. Inazo Nitobe, the man pictured on Japan's 5,000-yen note, tried to answer that question for the world. As a Japanese diplomat at the League of Nations, he was asked by a western colleague how - without religious instruction - the Japanese could teach their children right from wrong. So in the year 1900, Dr. Nitobe wrote a book in English called Bushido - the code of the samurai. He wrote that this warrior code became the credo by which most Japanese lived their lives. And, he wrote, just as the code of the samurai is the soul of Japan, the sword is the soul of the samurai. For Dr. Nitobe, the sword is a work of art that represents the soul of the samurai. But originally the sword was not the samurai's weapon of choice. In the beginning, they fought from horseback, and their skill was with the bow and arrow. So why did the sword, not the bow and arrow, become so important to the samurai and to Japan? To find the answer we must go deep into the history and legends of this ancient land, (LINK)

 

📹 HORRIFYING Facts About SAMURAI (VİDEO)

Top 10 HORRIFYING Facts You Didn’t Know About SAMURAI (LINK) (Debunking of the content)

 



Ancak ölü bir samurai onurlu samuraidir.

Savaşmak için doğan samurainin eğitimi bebeklikten başlar ve onur ya da ölüm uğruna eğitilir. Samurai insanlığını öğrenemez. Sözde onur duygusu aynı zamanda öç duygusudur ve onur ancak ya düşmanını öldürerek ya da bu olanaksız olduğunda kendini öldürerek kazanır. Onuruna ölümde erişen samurai savaşçının yolunu, bushidoyu izler.

 

Samurai yalnızca hizmet eder ve sözcüğün kendisi "hizmetçi" anlamına gelir. Samurainin yaşamı klanının önderine hizmet edebilmek için silah talimi yapmak ve savaşmaktan oluşur. İyilik ve kötülük ile ilgili sorunlarda önderine güvenir ve kendi çıkarlarından vazgeçer.

 

Zamanla birçok klan birbirleri ile ilişkileri yalnızca yok etme ilişkisi olan ordulara dönüştü ve Japonya kendisi ile sonu gelmez bir savaş durumuna kitlendi. Aşağı yukarı herkes başka herkes için düşmandı ve böyle bir korku ve şiddet kültüründe "savaş sanatları" sağ kalmanın başlıca yolu olarak kabul edilmeye başladı. İnsan yok etmeyi öğretmek eğitimin başlıca amacı idi. Samurailerin çocukları daha küçük yaşta ata binmeyi, ok atmayı, mızrak kullanmayı ve bambu sopalar ile dövüşmeyi öğreniyorlardı. Ama samurainin en önemli becerisi kılıç kullanmada idi. Kılıç samurai için başka herşeyden değerli idi ve zamanla ruhunun simgesi oldu. Kılıç kullanma sanatı kendisi bir rahip gibi giyinen samurai için aşağı yukarı bir din gibi kabul ediliyordu. Samurai insan öldürmenin tüm incelikleri konusunda bilgilendirilirken, Budhizmin gizli ayinlerinden geçerek tanrısal güç durumuna ulaşmayı da öğreniyordu.


Samurai ve Shogun

   

Samurai 1000 yıl boyunca Japonya’ya egemen oldu.

 

Yalnızca samurainin kılıç taşıma hakkı vardı. Bir savaşçılar sınıfı olarak samurailer onuncu yüzyılda ortaya çıktılar. Bunlar ilkin başkentteki aristokratik ailelere ya da sarayın kendisine hizmet eden yerel savaşçılar idiler. Silahları ok ve yay idi. Zamanla bunların yerini kılıç ve daha sonra ateşli silahlar aldı. İlerleyen yüzyıllarda samurailer ilkin aristokrasi ile eşitlik ve sonra aristokrasi üzerinde üstünlük kazandılar. Daha sonra samuraileri kendi gücü altında birleştiren shogunluğun otoritesi imparator tarafından tanındı ve meşrulaştırıldı.

 

Daimyolar tarafından yönetilen 250 kadar bölge olduğu ve imparator politik bir güç niteliği taşımadığı için, shogunluğun kurulmasını önceleyen dönemi kesintisiz bir çatışma dönemi oldu. İlk yabancılar Japonya’ya 1540'larda bu çatışmalar sırasında geldiler.

Daimyo

   

Japonya'nın çoğuna 19'uncu yüzyıldaki Meiji restorasyonuna dek 1.000 yıl boyunca egemen olan "daimyo" sınıfı güçlü feodal toprak beylerinden oluşuyordu ("dai" "büyük" ve "myo" "özel arazi" demektir). Daimyoların bir bölümü İmparatorluk ailesi ile ilişkili iken, bir bölümü özellikle Edo döneminde olmak üzere samurai saflarından geliyordu. Daimyolar genellikle topraklarını korumaları için samuraileri kiralıyor ve hizmetlerinin karşılığını toprak ya da besin ile ödüyorlardı. Daimyolar sık sık kendi aralarında çarpışıyorlardı. Edo döneminde Shogun Tokugawa Ieyasu sayıları 250 kadar olan daimyoyu yeniden organize etti ve bir bölümünü bölge yollarının güvenliğini sağlama işi ile görevlendirdi. Meiji restorasyonundan sonra daimyolar yeni bir aristokrasi (kazoku) oluşturdular.


📹 Ichi-no-Tani Çarpışması — 1184

1184'te feodal Japonya'da bir kan davası episodu olan Genpel Savaşı sırasında Ichi-no-Tani çarpışması Minamato klanının (3000 asker) Taira klanı (5000 asker) üzerinde kesin utkusu ile sonuçlandı. Savaş yüzyıllar boyunca Japon sanatında işlenen başlıca konulardan biri oldu. Dramatik yan iki kardeşin öcünü almak için bütün bir kasabanın kılıçtan geçirilmesinden oluşur.

Ichi-no-Tani (一の谷) Çarpışması (LINK)

1180-1185 yılları arasında beş yıl kadar süren Genpei Savaşı (源平合戦 Genpei kassen, Genpei gassen) saraya egemen olmayı isteyen Taira klanı ve Minamoto klanı arasında geç-Heien döneminde yer alan bir savaştır. Savaş Taira'nın yenilgisi ve çöküşü ile sonuçlanır ve Kamakura Shogunluğu kurulur. Bu olay ile Japonya için imparatorluğun sonlandığı ve feodal dönemin başladığı kabul edilir. İmparatorluk kurumu yok edilmedi ve 650 yıl sonra Meiji restorasyonun ile yeniden kuruluncaya dek simgesel ve törensel bir kurum olarak varlığını sürdürmesine izin verildi.

 

Taira klanına ait olan Ichi-no-Tani kabasası çok dar bir kıyı şeridinde kuzeyde dağlar ve güneyde deniz arasında kurulmuştur. Minamoto klanı kente çok sarp yamaçlardan inerek saldırır ve Taira savaşçıları denize doğru kaçmak zorunda kalırlar.

Ichi-no-Tani Savaşı ile ilgili olarak gelişen büyük yazın kütlesindeki başlıca temalardan biri bir samurainin savaşta genç bir çocuğun kafasını uçururken duyduğu derin acı duygusunu ilgilendirir. Samurai bu eylemi yapmada bir duraksama göstermez, çünkü yaptığını açıkça bir “iyilik” olarak, çocuk payına bir “şans” olarak görmektedir. Samurai genci öldürecektir, çünkü eğer o öldürmezse nasıl olsa başkası öldürecektir. Ama onun kendisinin öldürmesi daha iyidir, çünkü çocuğun başını uçurduktan sonra başkalarının yapmayacağı şeyi yapacak, onun için dua okuyacaktır. Duyarlı ve duygulu samurai çocuğu öldürür ve duasını eder.

Tale of the Heike (Youtube)

 



Samurainin “Erdemleri”

 

 

     
Samuraiye “içtenlik, tutumluluk, bağlılık, askeri ‘sanatlar’da ustalık ve ölümüne onur” gibi ‘erdemler’ yüklenir. Bağlılık despotik efendiye bağlılıktır. Askeri ‘sanatlar’ kılıç ya da başka silahları insanları parçalamada kullanma ‘sanatı’dır. Onur kendi iç organlarını deşmede sonuçlanan bir çılgınlık duygusudur. Samurai ‘ahlakı’ gibi birşeyden söz etmek köleliğe ahlak yüklemek anlamına gelir.

 

Bushido ya da ‘geleneksel samurai kodu’ samuraiyi ‘moral’ bir varlık olarak gösterir. Bu kodun ancak on altıncı ve yirminci yüzyıllar arası gibi biraz ‘geç’ bir tarihte doğmuş olması bir yana, böyle bir koddan söz edenler bile onun ancak samurainin bir şiddet anlatımı olan karakterini yumuşatmak için amaçlandığını kabul ederler.

 

Bugün çağdaş dünyada şiddeti ve primitivizmi yücelten geniş bir sapık bilinç alanı vardır. Bu bilinç tüm kültürleri eşitleyen ve hiç birinin bir başkasından daha ileri ya da geri olmadığını ileri süren kültürel görelilik tezlerini kabul eder.

 

Samuraide bir insanlık duygusu yoktur. Onun için insan örneğin ikiye bölünecek bir nesnedir. Samurai yaptıklarını sorgulayacak bir duyunçtan da yoksundur. Bilinci kılıç, ok, şiddet ve yok edicilik kategorileri dışında boştur ve yaşamı saldırganlık duygusu çevresinde şekillenir.

 

Tinsel olarak Shintoizmin yanısıra başlıca Budhizm (6. yüzyıldan sonra) ve Zen Budhizm (12. yüzyıldan sonra) ile beslenen samurai bu sözde ‘dinler’ tarafından sürekli olarak moral bir boşlukta tutuldu. Nirvana ilkesi samuraiyi tüm moral tüm kaygılardan da arındırıyor ve onu savaşın istediği ruh durumuna hazırlıyordu.

 

Budhizm kötülüğün ve acının kaynağını doğal istekte görür, insan dürtüselliğinin üzerindeki güç olarak istencin özgürlüğüne dönmek yerine, çözümü istekten vazgeçmede arama uygulamasını önerir. Bu sözde din biçimi herhangi bir moral gelişime izin vermez.

 



  • Samurailer kılıçlarını insanları ikiye keserek test eder ve salt eğlence olarak insan öldürürler (tsujigiri).
  • Kendilerine hakaret ettiğini düşündükleri insanları öldürürler.
  • Spor olarak köpekleri oklar ile vururlar.
  • Eşeysel nesneleri genç erkek çocuklardır.
  • Toplum ile bütünleşmeyi kabul etmezler.
  • Samurai kültünün doruğunda, nüfusun %10’u samurai idi.
  • Samurai öldürülmek yerine kendini öldürür ya da yitirilen onuru geri almak için kendini öldürür (seppuku).

 

 

 

 

İdea Yayınevi Site Haritası | İdea Yayınevi Tüm Yayınlar
© Aziz Yardımlı 2017-18 | aziz@ideayayinevi.com